|
Ölüdeniz’den sonra kıyı şeridi güneye doğru devam eder,
Belceğiz kumsalının sonunda hafif bir girinti olan Kadrak koyu
güzel bir mesire yeridir ama melteme açıktır barınılamaz.
Bu sahil şeridi boyunca Kalkan’a kadar barınılacak bir yer
yoktur; Patara kumsallarına kadar kıyı yüksek dağların
eteklerinde dik yarlar halinde uzanır. Meltem ve karayel bu
kıyıları doğrudan rüzgaraltında tutar kaba deniz kaldırır ve bu
dalgalar dik kayalık olan kıyılara çarpıp geri dönerler gelen ve
yansıyan dalgaların çarpışması ile karmakarışık deniz koşulları
oluşur; bu nedenle kıyıdan uzak seyredilmesini önemle tavsiye
ederim.
Bu bölgede barınmaya müsait yer olmamakla beraber müsait hava
koşullarında kısa süreli mola vererek görülecek bir yer vardır
ki o da Kelebekler vadisidir.
Kördümsü Liman – Kelebekler Vadisi
Yoğun burnun 3 mil güneyinde iki tarafı da dik ve yüksek
kayalık yarlar halindeki genişçe bir girinti yapan Kördümsü
limanın sahilinden içerilere doğru uzanan vadide nadir bir tür
olan Kaplan kelebekleri Temmuz Ağustos aylarında bolca
görülürler, bu sebeple yerin adına Kelebekler vadisi
denilmiştir.
Kördümsü liman batıya ve melteme açıktır, çok derindir
barınılacak bir yer hiç değildir, sakin havada kısa süreli
durulabilir. Sahili plajdır ve bu plajın ardında daralarak
içerilere uzanan, sonlarına doğru bir kanyon haline dönüşen
Kelebekler vadisi yer alır. Sahilde vasat bir lokanta ve kamp
kuranların çadırları vardır, gezi motorları buraya uğrarlar.
Kördümsü limanın güneyindeki Ak burun geçildikten sonra
yaklaşık 1,5 mil mesafedeki Gemile koyunun açığında haritalarda
gösterilmeyen sığlık bir alan bulunur Kabağın Sığlığı denir.
Gerçi üstünde 8 m kadar su olan bu alan yatlar için tehlike
teşkil etmez ama bilinmesinde yarar var. Akburun ile güneyinde
kalan Kötü burun arasındaki koyların hiç birinde barınılmaz
hepsi kaba deniz alan rüzgaraltı yerlerdir.
Kötü burundan itibaren ünlü Yedi burunlar bölgesine girilir
kuzeyden itibaren Yediburunbaşı, ucunda fener olan (Fl2 10s)
Kötüburun, Sancak burnu, İnkalık burun, Yassıburun, Kılıç burnu,
Zeytin burnu güneye doğru birbirini takibeder. Yüksek dağlar
dimdik denize inen yarlar ile dolu haşmetli, biraz ürkütücü ve
tehlikeli bir bölgedir. Zira dalgalar dik kayalık olan kıyılara
çarpıp geri dönerler gelen ve yansıyan dalgaların çarpışması
anaforlar yaratır, bu kıyılardan açık geçilmelidir; en iyisi
sabah erken saatlerde henüz meltem ve batı yönlü rüzgarlar
başlamadan sakin havada biran önce geçmektir.
Yediburunların en güneyde kalanı Zeytin burnunda kıyı alçalır
ve bu noktadan itibaren de geniş ve uzun kumsalları ile ünlü
Patara sahilleri başlar. 7 mil boyunca güneydoğu istikametinde
uzanan Patara kumsalları önündeki deniz dibi de kumdur ve
sığlaşır dip görünmeye başlar denizin rengi açık turkuvaza
döner. Kumsalın ortalarında Eşen çayı denize dökülür onun
önündeki sığlık bölge haritalarda gösterildiğinden daha açıklara
kadar uzanır, denizin rengi bulanık ve sarımsı bir hale gelir;
bu bölgede iskandilin devamlı çalıştırılmasını ve 10 m derinlik
hattının altına düşmemeye çok özen gösterilmesini tavsiye
ederim, yoksa neye uğrandığı anlaşılamadan karaya oturmak işten
bile değildir; garip bir şekilde bu sahilde seyir esnasında
istem dışı olarak rotadan içeri düşme eğilimi mevcuttur, o
nedenle gözlerinize ve sezgilerinize değil cihazın gösterdiği
derinliklere itibar ediniz.
Patara antik kenti kumsalın ardında kalır, burası SİT ve
Caretta üreme bölgelerinden olduğu için özel koruma alanıdır.
Patara kumsalları güney ucundaki dik kayalık İnce burunda biter.
Burnun batı tarafında sakin havada yüzme molası için kısa süre
durulabilir, sahilde plaj tesisleri mevcuttur.
Patara sahillerinin bitimindeki küçük İnce burun dan sonra
daha güneydeki Yalı burnuna kadar sahil boyunca barınmaya müsait
yer yoktur. Önünde Çatal adalar denilen iki adanın olduğu yalı
Burnu ile onun üç mil doğusundaki büyük İnce burun (isimler aynı
ama burunlar farklı) arasında kuzeye doğru iki mil giren geniş
Kalkan Koyu yer alır.
Çatal Adalar
Yalı burnunun üç gomina kadar açığında yer alan iki adadan
kuzeydeki küçük, yuvarlak ve yüksek olanına Sıçan adası,
güneydeki uzun ve daha büyük olanına Yılan adası denir, güney
ucunda bir fener kulesi vardır. (Fl5s 76m 5M). Yılan adasının
güneyi yüksektir kuzeye doğru alçalır ve nihayet sanki
mendirekmiş gibi görünen taşlardan bir burun Sıçan adasına doğru
uzanır. İki adanın arası derin sudur. Buraya gezi motorları
yüzme molası için uğrarlar.
Kalkan Koyu
Büyük koyun batı kıyıları boyunca ufak girintiler ve kıyıdan
150m kadar açıkta sudan yükselen kayalıklar vardır; kuzey kıyısı
ise yüksek dağlarla denize dik yarlar halindedir.
Koyun kuzey doğusunda kıyıya girinti yapan yere haritalarda
Yeşilköy Limanı denir, yöre halkı ise Pırnaz Koyu der. Kıble ve
Keşişleme dışındaki havalara kapalıdır, 10m civarı derinlikte
demir atılıp istenirse sahile çıma tutularak veya alargada
kalınabilir, dip kum yosun karışımıdır. Kuzeybatı sahilinde
kıyıdan 100m kadar mesafede bir tatlı su kaynağı bulunmaktadır.
Tam karşı tarafta yani büyük koyun doğu yakasında kayalık bir
burnun ardında Firenk limanı denilen uygun bir demir yeri daha
vardır, derin olmakla beraber suyu temiz ve güzel olduğundan
gezi motorlarının uğrak yerlerindendir.
Kalkan
Kendi ismini taşıyan büyük koyun kuzeydoğu köşesinde oluşmuş
daha küçük bir koyun sahilinde Kalkan beldesi yer alır. Şimdi
turistik yörelerde adı ön sıralarda geçen belde vaktiyle ufacık
bir köydü. 1979 yılında Corvair bir arabayla; benzin karne ile
satıldığı için tamamen benzin bidonları ile dolu bir ön bagaj
nedeniyle bir sürü çadırlı kamp malzemesi tavanda yüklü ve ayağı
kırıldığı için alçıda bir hanım arkadaşımızın da ayağı
direksiyondaki bendenizin omuzunda olmak üzere, tam gençlik
macerası bir yolculuk yapmıştık; İstanbul’dan başlayıp kıyıları
takiben Antalya ya kadar. İşte o zaman Kalkan’ı Fethiye ve
Antalya ya bağlayan yol henüz inşa halinde idi, dinamitlerle
patlatılan kayalar ve zor doğa koşulları nedeniyle yol inşaatı
esnasında çok insan öldü gitti. Bizim araba zaten yükten yere
yapışmış vaziyette ve dağlardan düşen iri parçalarla dolu henüz
asfaltlanmamış toprak zeminde ilerliyorduk, bazen irice bir taşı
iki kişi zar zor yol üstünden itip geçebilecek yer açtığımız
oluyordu .
Manzara harika idi ama, yol nedeniyle gözümüz göremiyordu;
yorgunluktan ve sıcaktan kavrulduğumuz bir anda kenara çekip
indik, tepeden aşağı baktığımızda sahilde bir köy gördük, pek
şirin bir yerdi oraya gitmeye karar verdik ve daracık dimdik
virajlı bir patikadan toz toprak içinde aşağı inerek köye
ulaştık, işte o ufacık köy Kalkandı.
Eskiden de bir mendireği vardı halen gözümün önünde,
kenarında rıhtım olmayan sadece sahili stabilize bir küçük
mendirekti, saymıştım tam yedi tekne vardı altısı kayık biri de
İngiliz yelkenlisi. Yolcularından biri yüksek ateşle hastalanmış
bu köye gelebilmişler ve tek motel olan mendirek kıyısındaki
derme çatma binanın zemin katında bir odaya yatırmışlar, dil
bilen olmadığı için karşılıklı bakışıp duruyorlardı. Ben adamla
konuştum ve derece koyup baktım yanıyordu mutlaka doktor
bulunmalı olamazsa en azından antibiyotik verilmesi gerektiğini
söyledim. Onun üzerine köylülerden bir genç yakınlarda bir yerde
olduklarını söylediği karı koca iki diş hekimini getirmişti.
Onlar epey uğraştılar ve İngiliz iyileşmeye başlamıştı biz
ertesi gün yola devam ederken. Bir de köyün az ilerisinde
kayaların arasından inilen bir yerde girdiğimiz denizin kristal
berraklığındaki olağan üstü güzelliğini halen hatırlıyorum.
Günümüzde her şey çok farklı, o küçük köyü bizim gibi
keşfeden ve tutkunu olanlar sayesinde gelişti büyüdü, turistik
bir belde haline geldi Kalkan. Eski köy evlerini koruma altına
almışlar pek çoğu bar ve kafe olmuş. Beldede yapılaşma
alabildiğince artmış ve yamaçlara doğru büyümüş; fazla büyük
olmayan bir koy olduğu ve denize dik yamaç olarak inen yapısı
biraz frenlemese idi kimbilir nasıl bir beton yığınına dönüşürdü
şimdiye kadar.
Kalkan limanı Fethiye ile Kaş arasındaki barınılacak tek
limandır.
Mendirek keşişleme yönüne uzanır kıyıdan ona doğru kısa bir
mendirek daha çıkar ve araları girişi belirler, ikisinin de
ucunda fener kulesi vardır. Kısa mendirekten itibaren beldenin
sahili rıhtımdır kuzeydeki kısma genellikle büyük yatlar ve
guletler bağlanır. Bu rıhtımın sonu çekek rampasıdır ve önü
sığdır. Rampadan uzun mendireğe kadar olan kısım da geniş bir
rıhtım haline getirilmiştir, buraya daha küçük olan tekneler
bağlanır. Limanı Belediye işletiyor, elektrik ve su temini
mümkün, yakıt servisi yapan tankerler var ve genellikle hazırda
beklerler.
Antik Lykia uygarlığının başkenti Ksantos ve önemli dini
merkezi Letoon ile onun artık dolmuş ve denizden uzakta kalmış
limanı Patara ören yerleri Kalkan beldesine çok yakındır, taksi
veya minibüsle bu yerler gezilebilir. Ayrıca 18km uzunluğundaki
muhteşem kumsalıyla Patara plajlarına da günü birlik gidip
gelinebilir.
Kaşa doğru sahil şeridi dik yarlar halinde denize iner,
virajlı karayolu yamaçlardan döne döne kıyıyı izler.
Büyük Kalkan koyunun doğu ucu olan İnce burunun yarım mil
güneyinde haritalarda görülen Sakarya sığlığı vardır üstünde 6m
su olan bu bölge orta boy yatlar için tehlike teşkil etmez,
sığlık bölge ile burun arası derin sudur.
İnce burundan iki mil doğuda kıyıdan dar bir geçitle ayrılan
Sidek adası (Sarıbelen de derler) yer alır, onun güney ucunda
küçük bir adacık daha vardır. Sidek adasının doğu tarafında
kuzeye ve batıya kapalı ufak bir koy bulunur, 10 m civarı
demirleyip kıyıya çıma tutulabilir.
Sidek’in bir mil güneyindeki Heybeli adanın etrafında
barınılacak yer yoktur ve bunun iki mil doğu- güneydoğu yönünde
sahilden bir mil kadar açıkta üstünde iki metre kadar su bulunan
tehlikeli kayalık bir bölge vardır Kaptanoğlu Kayalığı denir.
Üzerinde iki siyah küre olan bir şamandıra ile işaretlenmiştir.
Kalkan dan Kaş a doğru yol alırken Sidek adasını geçince iki
burun belirgin olarak görülür, bunlardan kıyıya yakın olanı
Bucak denizinin kuzey girişini belirler. Diğer burun ise
Çukurbağ yarımadasının ucudur ve Kaş a gidecek tekneler ona
doğru rota tutarlar. Çukurbağ yarımadası batı güneybatı yönüne
uzanan ince uzun bir yarımadadır, kara ile arasındaki deniz
daralarak içerilere uzanır, buraya Bucak Denizi denilir,
yarımadanın kara ile birleştiği yerde Kaş ilçesi yer almaktadır.
Tam karşısında da burnumuzun dibinde olup oniki adalardan
sayıldığı için tüfek bile atmadan elimizden kaçırdığımız Meis
adası, Küçük Meis denen Aya yorgios adası ve daha doğuda İpsili
adaları Yunanistan’a aittir.
Bucak denizin girişinin karşısında bir mil kadar sahilden
açıkta kalan Gürmeli adası ile onun güney ucundaki adacık bizim
sınırlarımıza dahildir, sağınılacak her hangi bir yeri yoktur
ayrıca, onun bir mil kadar keşişleme tarafında uzağında
tehlikeli Gürmeli Kayalıkları vardır, bu kayalar Meis fenerinin
(FlWR 4,5s 20m 5M) kırmızı sektörü içinde kalırlar.
Bucak denizinin giriş ağzında ortalarda sudan birkaç metre
çıkmış kayalar vardır, bunların kuzeyi daha geniş ve uygun bir
geçittir. Daha içerilere girilince en dar yerde kara tarafında
Bucak feneri görülür (FlWRG 14m 5M). Bu nokta geçildikten sonra
asıl mahfuz liman kısmına girilmiş olur, orada yıllardır inşaatı
devam etmekte olan yat limanının tam olarak hizmete girmesi
halinde bölge turizmine önemli katkısı olacağı kesin.
Limanın sonuna doğru Lykia döneminden kalma kayalara oyulmuş
harabeler göze çarpar onların önündeki iki küçük koy korunaklı
yerlerdir, buna rağmen içeri solugan girer ve kıyıdaki dik
yamaçlardan aşağı kuvvetli kuzey havalarda civarna iner, yine de
kışın dahi barınılabilecek bir yerdir. Yarımadanın batı
sahilinde bir çok otel, motel, villalar yapılmıştır Kaştan yol
bağlantısı vardır, kıyılar kayalık dik ve derindir.
Kaş
Yapılan yol ve turizm bu ilçemizin de kalkınmasını sağladı,
kendi halinde köy gibi ufacık bir yerdi vaktiyle, meydanda bir
Atatürk büstü vardı ve hemen yanında da duşlar; her nasılsa tek
tük gelen turistlerin denizden sonra bu duşlar altında atamızın
büstünün önünde yıkanışı ilginç bir görüntü teşkil ederdi. Şimdi
her şey değişti ve gelişti tabi ama, yine de Kaş sevimli bir
belde olarak kalmayı başardı.
Güneydoğu yönünde uzanan mendireğin başlangıç yerinden
ortasına kadar olan bölümü geniş rıhtımdır, girişte daha dar
olan içerisi kıyıya doğru biraz genişler. Girişi belirleyen kısa
bir mendirek kıyıdan çıkar ve bunun iç tarafına sahil güvenlik
botu bağlanır, buradan itibaren beldenin kıyısı boyunca devam
eden rıhtım küçük ve orta boy yatların bağlandığı yerdir.
Guletler ve daha büyük yatlar mendirek tarafındaki geniş rıhtıma
bağlanırlar. Liman içi dar olduğu için demir atarken karşı sırada
demirlemiş teknelerin demirlerine dolaşmamaya özen
gösterilmelidir; bunun için demir atılırken köstek bağlanarak
atılması iyi olur.
Limanı belediye işletir, su elektrik bağlantısı vardır,
ancak, su sıkıntısı yaşanan dönemlerde günde birkaç saat
verilebilmektedir, duş ve tuvaletler mevcut fakat. ayrı ücrete
tabidir.
Kaş giriş çıkış limanı olduğu için gümrük, pasaport polisi,
sahil sıhhiye ve liman reisliği mevcuttur. Bunlar Belediye
binasının çevresinde toplanmışlardır.
Kaş beldesinin yerleşimi antik Antiphellos Lykia kentinin
üzerinde olduğu için , her köşede sokak aralarında bile tarihi
kalıntılarla karşılaşılır. Anfitiyatro denizden bakılınca pek
güzel görünür ve kent merkezinden kısa bir yürüyüş
mesafesindedir.
Küçük bir sanayi vardır ve mahdut tamiratlar yapılabilir,
kısıtlı olarak yat malzemesi de bulunur.
Kaş ilçesi limanının bulunduğu koyun güney tarafında yer alan
Bayındır doğal limanı hemen her havaya karşı korunaklı bir demir
yeridir. Kaştan mesafesi 1 mil olan koyun batı ucunda üzerinde
fener olan Fl3s 10m 5M İnce burundan 70 m kadar açığa döküntü
kayalar vardır, açık geçilmelidir. Doğu kıyısında ise kızıla
çalan renkli kayalara oyulmuş Lykia mezarları görülür. Koyun
güney sonundan çıkan küçük bir burun onu ikiye ayırır, her iki
yanı da demirlemek için uygun alanlardır, batıda kalan kısım
daha sığdır sahilinde plaj tesisleri ve otel inşaatı vardır.
Bayındır limanı her havaya kapalı olmakla beraber bazen yıldız
poyrazdan kaçak yapar, civarina indirir.
Bayındır limanı adeta Kaşın plajı haline gelmiştir, karadan
ulaşımı olmadığı için günlük gezi motorları ile kalabalıklar
gelir. Akşam çökerken bunlar gidince koy sükunete kavuşur.
Kemal Baral'a
teşekkürlerimizle
Denizce

17.01.2008
|