e-mail
denizce@denizce.com
 






Yelken Eğitimi
2007 İlke Kararları
Genel Yarış Talimatı
Amat.Tekne Yöner.
Argolis Yachting
Ayda Ünver
Boylu Soylu Gemiler
Güzelyalı Y.D.İ.M.
Hendikap Hesapları
ISAF 2005-08
ISAF 2000-04
Örnek Olaylar
Rota Kartları
Türk Yelken Tarihi
TYF
Windsurf
Yarınımız Yelken
Yarış Çizelgeleri
Yarış Yazılımı
Yatçılara Gezi Reh.
Yelken Kulüpleri
Yelken Okulu
Yılın Antrenörü


Uygulamalar
Yelken Eğitimi I
Yelken Eğitimi II

 

 

 

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Yatçılara Gezi Rehberi -XXV Antalya'ya Kadar

Kemal Baral   

 

 

Gelidonya burnu ve önündeki Beşadalar’dan itibaren doğuya Anamur burnuna kadar 134 mil genişliğinde ve kuzeye Antalya’ya kadar 44 mil derinliğinde büyük Antalya körfezi yer almaktadır. Gelidonya (yeni haritalara Şıldanlar diye yazılıdır) burundaki fener yüksek güçlü ve önemli bir fenerdir, burundan 1 km içeride kalır (Fl 3 10s 227m 15M) Antalya körfezinin batı ucunu işaret eder; bir de kırmızı çakan yardımcı fener bulunmaktadır (Fl R 5s 36m 8M).

 

Körfezin batı kıyıları Antalya’ya kadar yatlar için elverişli sahil, deniz ve hava koşullarına

sahiptir; kıyıya dik inen dağların siper olması ile batı ve kuzeybatıdan esen meltem bu sahilleri etkilemez, kıble ve lodos istikametinden içeri giren meltem etkisizleşir. Ara sıra yüksek dağlardan aşağı inen kuzey rüzgarları görülse de yaz mevsiminde bu sahiller genellikle sakin olur.

Buna mukabil Antalya’dan itibaren Anamur burnuna kadar olan körfezin kuzey ve doğu kıyıları sahil yapısı hava ve deniz şartları itibariyle yatların seyri için uygun değildir. Zira bu bölgede kıyılar düz olarak devam etmekte, sığınılacak koy ve Alanya limanından başka uygun niteliklerde yapay liman da bulunmamaktadır, ayrıca, batı ve güney yönlü rüzgarlar bu kıyılarda etkindir, kuzey yönlü havalar da zaman zaman tesirli olur.

İşte bu sebeplerle yatçıların gezi rotası genellikle Antalya’da sona ermektedir. Elbette Kıbrıs’a ve daha doğudaki kıyılarımıza devam etmek isteyenler olabilir, bu durumda hem donanım ve hem de denizcilik deneyimi itibariyle açık deniz şartlarının geçerli olacağını hatırlatmak isterim. Buralara kadar anlattığımız kıyı şeridimizde en zor havalarda bile makul bir mesafe içerisinde sığınılabilecek bir koy veya liman bulma şansı vardır ama, uzun menzillerde sığınılacak koy veya liman söz konusu olmayan koşullarda her an karşı karşıya kalınabilecek olumsuz şartların üstesinden gelebilecek teknik donanıma ve bilgiye tecrübeye sahip olmak zarureti öne plana çıkar; işte bu gereksinimler açık deniz şartları olarak tanımlanmıştır.

Gelidonya burnundan sonra sahil kuzeye doğru devam eder ilk görülen kıyıdan 1,5 mil açıktaki Sulu ada olacaktır. Sahil şeridi dik kayalık yarlar ve mağaralar, oyuklar ile 7 mil kuzeydeki Adrasan burnuna kadar uzanır, burnunda bir fener vardır. (Mo A 15s 45m 8M) Fener mors alfabesindeki A harfi olan bir kısa bir uzun çakar.

 

Adrasan Koyu

Üstünde Fener olan burnunun ardındaki koy batı yönünde girer, geniş koy sahile doğru tatlı bir meyille sığlaşır kumsal plaj olarak 2 mil boyunca uzanır. Koyun lodos köşesinde küçük bir girinti bulunmaktadır, burada balıkçı tekneleri barınır ve genellikle en uygun demir yeridir, dip kumdur iyi demir tutar 4-5m de demir atılıp alargada kalınır. Burası batı ve güney yönlü havalar için uygun fakat, kuzeyden havalar için uygun değildir. Kuzeyden etkileyici rüzgarlar olduğunda Adrasan koyunun kuzey batı köşesindeki küçük girinti tercih edilmelidir.

Plaj bölgesinde birkaç motel ve lokanta mevcuttur, içerilere uzanan geniş ovada seracılık yapılmaktadır, Antalya’ya karayolu bağlantısı vardır.

 

Adrasan koyunun kuzey yakasında Çavuş burnuna kadar olan bölgede iki tane güneye açık koy vardır, bunlar barınmaya uygun yerler değildir ama, batıda kalanının denizi güzel olup yüzme molası için durulabilir. Bu koyların önünde 40 m kadar açıkta iki ayrı su üstü kayası ve kayalık Tuzla adası bulunmaktadır. Koyun kuzey ucunu belirleyen Çavuş burnunun önündeki Pırasalı ada ile sahil arası derin sudur. Kıyıda bir çok oyuk ve mağara bulunmaktadır.

 

Sazak Limanı

Çavuş burnundan 1,5 mil ilerde kayalık iki burun arasından girilen koy çatallaşıp ikiye ayrılır. (N 36,21,50 – E 30,30,45) Kuzeye doğru giren kısmına Yalancı Ceneviz limanı denir; ortalama 20 m derindir, kuzey rüzgarlarına karşı çok korunaklıdır, içinde bir balık çiftliği bulunmaktadır ama, yatların girip çıkabileceği bir serbest alan bırakılmıştır.

Koyun güneye doğru girinti yapan kısmı daha sığdır, 6m civarı kum zeminde rahatça demirlenebilir, burası poyrazdan etkilenir diğer havalara kapalıdır.

 

Ceneviz Limanı

Yalancı Ceneviz limanı ile aralarında dar bir kıstak bulunan koy bölgedeki en korunaklı doğal limandır, buna rağmen kuvvetli kuzey havalarında biraz solugan alır ve etrafındaki yüksek dağlardan aşağı civarina indirir.

 

Koyun girişindeki yüksek kayalık burun belirgindir, ondan sonra liman güneye doğru içerilere uzanır, girişin ortasında sudan çıkmış birkaç kaya vardır iki tarafı da derin sudur; koyun sonu kumsal plajdır, 5 –10m arası derinlikte demirlenip alargada kalınabilir veya doğu tarafına ya da güneybatı köşesine koltuk bağlanabilir. Plajın arkası çam ormanıdır, batı yakası ise dimdik dağlıktır.

Rağbet gören bu koya neden Ceneviz Limanı denildiğini açıklayacak gerçekçi bir kaynak bulamadım.

 

Çıralı Limanı ve Olimpos Antik Kenti

Ceneviz limanından 1,8 mil kuzeyde Yöremeci burnunun ardında Akpınar çayının denize döküldüğu yerde güneye kapalı bir koy yer alır, buraya Çıralı limanı denir. Uzun süre kalmaya müsait bir yer değildir fakat, çayın iki yanına dağılmış Olimpos antik kentinin harabelerini gezmek ve yakın mesafede bulunan Yanartaşı görebilmek için hava şartları uygunsa durulabilir. Bu küçük koydan itibaren kuzeye doğru 3 mil boyunca kumsal plaj Karaburuna kadar dümdüz uzanır. Kumsalın ortalarında sahilden biraz içerde Çıralı köyü bulunmaktadır, Yanartaş’a buradan gidilir. Yer altında sıkışmış gazların hava ile teması neticesi oluşan alevlerin kaya deliklerinden fışkırması ile çok ilginç bir yerdir; haliyle antik çağlarda bir çok efsaneye ilham kaynağı olmuş mitolojide ejderha olarak tanımlanmıştır.

 

Olimpos antik kenti Akpınar çayının kıyısı boyunca bitki örtüsüyle kaplanmış bir halde durmaktadır. Burası bir korsan yatağı ve limanıymış, Romalılar zaptedip korsanları temizlemişler fakat. bu defa da kent fakirleşmiş ve önemini yitirmeye başlamış, 15.yy da tamamen unutulup terk edilmiş.

Kumsalın sonundaki Karaburun’a döküntü taşlarla irtibatlı bir ada ve onun önünde sığlık bölge bulunmaktadır, açık geçmeli ve dikkat edilmelidir. 

Karaburun’dan kuzeye doğru ilerlendiğinde geniş Atbükü limanı (N 36,27,40 – E 30,29,40) ve ondan sonra da Tatlısu Limanı (N 36,28,30 – E 30,30,55) demirlemeye ve barınmaya uygun yerler değildir, güneye ve denize açıktırlar, devamlı solugan alırlar.

Tatlısu limanını karşısında 1,5 mil kadar açıkta üç tane yan yana ada yer almaktadır, bunlara Üç adalar denilmektedir. Batıda kalan diğer ikisinden daha küçüktür ve ötekilerle arası derin sudur. Ortadaki ve doğudaki adalar birbirlerine çok yakındırlar ve kuzey uçlarından döküntü kayalar ve sığlık ile birbirlerine irtibatlı gibidirler oradan geçilemez ama, bu sığlık bölgenin güneyinde kalan alan derindir 30 m ile 15 m arası değişir, denizi temiz ve güzel olduğu için gezi motorlarının yüzme molası amacıyla geldiği bir yerdir. Dip kayalık olduğu için çapanın takılıp kalması riski vardır o nedenle köstek bağlayarak atılmasını tavsiye ederim. 

Üç adaların karşısında yer aldığı Tatlısu koyu ve onun kuzeyindeki iki koy demirlemeye elverişli yerler değildir, bunlar geçildikten sonra 2 mil boyunca dümdüz kumsal plaj kuzeye doğru uzanır gider, Tekirova sahili denilen bu bölgede bir çok otel ve tatil köyü bulunmaktadır. Kumsal plajların sonunda sahil karaya girinti yaparak kıyıları kumsal plaj olan geniş bir koy oluşturur, koyun kuzeyi üstünde antik Phaselis kentinin bulunduğu yarımadır, işte bu koya Güney Limanı veya Tekirova limanı denir. (N 36,31 – E 30,33)

Yatların barınmasına müsait olduğu için gezi motorları da buraya gelirler ve genellikle öğlene doğru çok kalabalık olur, kum zeminde 5 m civarı demirlenip alargada kalınır. Mümkün olduğu kadar kuzey tarafa yakın demirlenirse solugandan o nispette az etkilenilir.

 

Liman girişinin güneyindeki yarımadanın ucunda su üstünde belirgin bir kaya vardır onun 80 m açığına kadar su altında döküntü kayalar devam eder buradan açık geçilmelidir. Ayrıca, eski harabolmuş mendireklerin kalıntıları da su altında durmaktadır. Kuzeydeki yarımadanın karaya doğru alçaldığı noktadan başlayanı lodos istikametinde 50 – 60 m kadar su altında döküntüler olarak uzanır; diğeri ise karşı burundan başlayıp 150 m kadar döküntüler halinde su altında bulunur, ikisinin arasında 300 m kadar bir açıklık vardır ve derinlik 9 m kadardır, rahatça girip çıkılabilir.  

Phaselis kentinin harabeleri ve sur kalıntılarının üzerine yayıldığı yarımadanın kıyıları dik yar olarak denize iner, yarımadanın ucunda döküntü su altı kayaları bulunmaktadır yakın geçilmemelidir. Phaselis kenti antik çağlarda önemli bir limanmış, birkaç defa Persler ve Yunanlılar tarafından fethedilen kent, Attelia(Antalya) nın kuruluşu ve gelişen bir liman haline gelmesiyle önemini kaybetmeye başlamış, tam anlamıyla bir korsan yatağı haline gelmiştir. Kentin bu durumu Romalıların korsanlara karşı verdiği savaşla sona ermiş ve MÖ 77 de yıkılmıştır. Her ne kadar MS 2. yy da yeniden kuruldu ise de 7 yy da Arapların yağma akınları nedeniyle terk edilmiştir. Kentin korsanlar tarafından tercih edilmesinde coğrafi konumu ve üç limana sahip olması etkin olmuştur. Günümüzde sığlaşmış ve ağzı kaya döküntüleri ile dolu olan küçük antik liman iki mendirekle korunuyor ve askeri amaçlarla kullanılıyormuş; yarımadanın kuzeydoğusunda bulunan bu koya artık ancak sandallar girebilir.

Yarımadanın kuzeyindeki koy da eski çağlarda liman işlevi görürmüş. Bu amaçla halen su üstü kayaları olarak kuzeyde görülen kayalıklar ile sahil arasında üzeri yol olan bir mendirek varmış ve koyu kuzey havalarına karşı korurmuş ama artık bunlar günümüzde su altı döküntüleri olarak sadece tehlike eden kayalıklar haline gelmişler. Bu sebeple tamamen kuzey rüzgarlarına karşı korumasız kalan ve döküntü kayalarla kaplı bu liman günümüzde kullanılamaz haldedir, kimse gelmez, kalmaz ve tavsiye de edilmez. Bazı haritalarda burası Bavul limanı olarak yazılıdır. Buradan kuzeye doğru iki burun daha denize doğru çıkarlar aralarında devamlı barınmaya uygun olmayan açık denize bakan ve solugan alan bir koy yer alır buraya gezi motorları yüzme molası için uğrarlar, güney yakasında su altında bir kayalık vardır. İkinci burun olan Karaburundan sonra 3 mil boyunca dümdüz kumsal plaj sahil boyunca devam eder, bu bölgeye Çamyuva denilmektedir: pek çok turistik tesis otel ve tatil köyleri birbiri ardınca sıralanırlar. Plajların sonunda sahil barınmaya elverişli olmayan küçük bir koy daha yaptıktan sonra 1,5 mil daha Kocaburun’a kadar uzanan sahil şeridinde büyük mağaralar vardır. Koca burunun üzerinde demir konstrüksiyon bir fener kulesi bulunmaktadır. (Fl 10s)

 

Kemer

Kocaburun geçilince Kemer sahili başlar ve Park Kemer Marinanın mendireği ile fener kulesi görülür. Burun ile Marina arasındaki geniş koy kuzeye açıktır barınılmaz. Ancak, mendireğin başlangıç noktasından batı istikametinde uzanan küçük burnun arkasında demirlenip kıyıya koltuk bağlanarak kuzey yönlü havalarda durulabilir ama solugan alır; güney havalarda ise rüzgaraltıdır durulamaz. Bu küçük burnun ucundan 50 m kadar açığa döküntü kayalar uzanır açık geçilmelidir.

En önemlisi, marina mendireğinin ucundan itibaren yarım milden biraz az mesafede kuzey yönünde kirli saha olarak haritalarda da gösterilen döküntü su altı kayalıkları ve sığlıklar bulunmaktadır, bu tehlikeli bölgenin orta noktasında bir platform üstünde fener kulesi vardır. (Fl2 10s 6m6M) Fener orta nokta olarak alındığında onun kuzey ve güneye doğru 200 er metrelik ve doğu batı istikametinde ise 60 ar metrelik bölgeleri tehlikeli saha içinde kalmaktadır. Dikkat edilmelidir. Ayrıca kirli saha ile mendirek ucu arasında üstünde 4 m kadar su bulunan küçük bir sığlık alan da mevcuttur, üzerinde herhangi ikaz işareti de bulunmaz. Güvenli seyir için mendirek çıkışından itibaren en az iki gomina doğu yönünde açılıp ondan sonra kuzeye rota tutulur ise ve kuzeyden mendireğe gelirken de mendirek ucu en az iki gomina sancak borda uzağında (batıda) görülünceye kadar açıktan gelinip sonra rota değiştirilirse tehlikeli bölgeden uzak geçilmiş olacaktır; özellikle gündüz saatlerinde platform ve fener şehrin binaları arasından fark edilemeyebilir, o nedenle mendirek ucu 220º görülünceye kadar Kocaburun istikametinde devam edip sonra Marina ağzına dönülürse tehlikeli bölge sancakta bırakılmış olur.

Kemer Marinası 1985 de yapılmış ve o vakitler Turban tarafından işletmeye alınmış bölgedeki ilk yat limanıdır. Büyük yolsuzlukların neticesinde devlete yük haline gelen Turizm Bankası ve Turban işletmelerinin tasfiye edilmesinden sonra pek çok tesis yıllarca atıl ve terk edilmiş olarak kaldı, neyse ki Marinalar bu akıbetten en az etkilenerek çıkan işletmeler oldular. Kemer marinası da 1997 de özel sektöre devredilerek park Kemer marina adı altında işletmeye devam edilmiştir. Bir çok tadilat ve yenileme çalışması geçirip modern ve günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek hale gelmiştir.

 

Ana mendirek Küçükburun yarımadasından karayel istikametine uzanır, diğer mendirek ise sahildeki plajdan çıkarak doğuya döner. Liman içinde derinlik 2,5 ila 5 m arasında değişir, tonoz döşelidir demir atılmaz; üç iskelede yatlar çift taraflı bağlanırlar, elektrik su telefon internet bağlantılarının olduğu kutular mevcuttur, mendirek kenarları rıhtımdır buralara da yatlar bağlanmaktadır. Yakıt istasyonu ana mendireğin başlangıcında yer alır. Kemer giriş çıkış limanı olduğu için tüm ilgili resmi birimlerin ofisleri marina girişindedir. Marina içinde bar lokanta, internet odası yat kulübü ve malzeme satan dükkanlar mevcuttur. Gezer lift ile karaya alma ve karada park imkanı olduğu gibi, her türlü bakım ve onarım işleri de yapılmaktadır.
Marina iletişimi: VHF kanal 73 Park Kemer Marina – Telf: 0242 - 814 1490

Kemer Güney Antalya turizm projesi çerçevesinde küçük bir belde iken büyük bir Turizm kenti haline gelmiştir, Antalya merkezi 45 km, havaalanı 50 km mesafededir; her türlü ulaşım ve alışveriş olanağı mevcuttur, kentte devlet ve özel sektöre ait hastaneler de vardır.

Kemerden sonra sahil şeridi Antalya’ya doğru düz kıyılar olarak devam eder bu bölgede söz edilebilecek herhangi bir koy yoktur, 14 mil sonra büyük liman ve içindeki marinaya ulaşılır, sahil boyu pek çok turistik tesisle doludur. Kemerden 12mil sonra kıyıdan biraz açıkta dik üçgen görünümündeki Sıçan adası yer alır, daha yeşillik ve alçak olan batı tarafında harabeler vardır. Kara ile arasındaki geçidin adaya yakın kısmında derinlik 5m kadardır. Antalyalı yatçılar buraya rağbet ederler ve denize girmek amacıyla gelirler.

Sıçan adasından sonra büyük limana kadarki alan içinde bulunan gemi ve yakıt tahliye şamandıralarına dikkat edilmelidir, bunlar özellikle geceleri görünmez.

 

Antalya Büyük Limanı ve Setur Marina

Antalya limanı şehir merkezinden 10 km mesafede büyük bir limandır, ticari ve askeri kullanımı yanı sıra içinde bulunan Setur Marina ile yatçılara da hizmet sağlamaktadır. Ana mendirek doğuya doğru çıkar kenarı askeri rıhtımdır ve dönerek poyraz yönünde uzanır bu kısmın kenarında rıhtım yoktur. Kısa mendirek ise kuzey rıhtımı önünden çıkıp güney güneybatı istikametinde uzanır, kenarı rıhtımdır ve her iki mendireğin ucunda girişi belirleyen fenerler mevcuttur.

(N 36,50 – E 30,37) konumundaki liman girişinden içeri girildiğinde, ticari liman, rıhtımlar, silolar ambarlar sancak tarafında kalırlar. Tam karşıda kalan güney rıhtımı askeri limandır. Ticari liman kısmı ile askeri liman bölümünün arasında batı kıyısında ayrı bir havuz içinde yer alan yat limanı Setur Marinadır. İki taraflı bağlamaya müsait üç parmak iskeleye veya kenarlardaki rıhtımlara  bağlanmak mümkündür; tonoz döşelidir demir atılmaz, derinlik 3,5 m kadardır. Palamar botu devamlı hizmet verir ve yer gösterip bağlanmaya yardımcı olurlar. Bir marinada olması gereken tüm imkanlar burada mevcuttur, kızakla büyük yatlar için çekek yeri olduğu gibi biri küçük biri büyük iki gezer lift ile de çekme ve atma yapılır. Denizde 250 karada ise 150 yatın muhafaza edilebileceği kapasitedeki marinada her türlü tamir bakım olanağı mevcuttur. Sosyal tesisleri yeterli olan marinada restoran, bar, market, yat malzemesi satan dükkanlar ve kışlayan yatçılar için ayrı bir lokal bulunmaktadır.

Burası giriş çıkış limanıdır ve formaliteler için marina personeli yardımcı olmaktadır.

VHF kanal 09      Tel: 0242 – 259 1990

 

Adoport Çekek Yeri

Setur marinanın yanında serbest bölge içinde Adoport firmasına ait bir çekek yeri vardır. Karada 200 yat kapasiteli olup lift mevcuttur, ayrıca kızakla büyük yatları çekme imkanları da vardır. Çekek alanında atölyeler mevcuttur, serbest bölge ayrıcalıklı statüsünden yararlanarak özellikle yabancı yatlara hizmet vermek amacıyla faaliyet göstermektedir.

Tel: 0242 – 259 2139

 

Kaleiçi Limanı

Antalya’nın tam merkezinde geçmişi 2000 yıldan fazla antik Attelia kentinin de limanı olarak da  kullanılmış küçük liman ancak ufak ve orta boy yatların geçici bir süre barınmasına imkan verecek niteliktedir, büyük yatlar sığmaz. Belediye tarafından işletilmektedir; güneye bakan girişi iki taraftan çıkan kısa mendirekler ile korunmuştur, her ikisinin de ucunda fenerler vardır. Şehrin merkezinde olduğu için kenti gezip görme açısından çok avantajlı bir konuma sahip olmakla beraber uzun süreli kalma imkanı yoktur. Yaklaşırken arkasındaki yoğun kent yapılaşması ve ışıkları nedeniyle girişi zor fark edilir; Antalya’nın simgesi olan tarihi Yivli Minare tam limanın arkasında yer alır uzaktan belli olan iyi bir nirengi noktasıdır. Girişin bir gomina batısında batık vardır üstünde konik şamandıra mevcuttur. Güneyden şiddetli havalarda liman ağzında denizler kırılır ve giriş çıkış zor olabilir.

Limanın içindeki derinlik 6 m kadardır, girişin sancak tarafı mahalli balıkçı kayıklarına ayrılmıştır, kenarlara doğru sığdır. Bu tarafta daha içerde kalan iki parmak iskele misafir yatların bağlanması için tahsis edilmiştir, tonoz döşelidir demir atılmaz, 80 kadar yat kapasitesi vardır. Karşı taraf ise gezi motorları ve tur guletlerinin kullanımı içindir. Elektrik, su, duş wc mevcuttur. Sadece Türk bayraklı yatlar için işlem yapılır giriş çıkış işlemleri büyük limanda yapılmaktadır. Limanın etrafı şehrin merkezi olduğu için büyük bir metropolün tüm olanakları mevcuttur. Limandan itibaren özellikle doğuya doğru sahil denizden yüksek yarlar halindeki falezler şeklinde devam eder.

 

Antalya en önemli turizm merkezimiz büyük ve modern bir şehirdir, eski portakal bahçelerinin yerinde artık mantar gibi bitmiş beton yığını apartmanlar yükseliyor. Neyse ki kale içi bölgesi ve küçük limanın etrafı otantik haliyle korunmuş ve bu talandan kurtulmuştur. Aslına uygun olarak restore edilen eski binalar pansiyon, butik otel, lokanta, bar vs gibi turistik amaçlarla kullanılmaktadır. Antalya civarında pek çok tarihi ve turistik yer vardır, havaalanı 5 km mesafededir.

Antalya’nın iklimi rutubetlidir, burada nem sıcakla birlikte yazın gerçekten bunaltıcı olabilmektedir.

_____________________________________________

 

Yatçılar için kaleme aldığım gezi rehberi burada sona eriyor. Elbette ki ülkemizin kıyıları anlattıklarımdan ibaret değil ve Akdeniz’in doğusu ile Karadeniz kıyılarımızda da çok güzel yerler mevcut, sadece en rağbet gören güzergahı anlatmaya gayret ettim. Internette yayınlanan bu yazı dizisi daha detaylı olarak bir Pilot Book halinde önümüzdeki süreçte İngilizce olarak yayınlanacak ve yabancı yatçılar için de ülkemizi tanıtıcı bir rehber görevi yapacak; böylece ülkemiz turizmine ve tanıtımına katkıda bulunacaktır. Daha detaylı bir içerikle Türkçe kitap olarak da yayınlamak niyetindeyim.

Faydalı olabildi isem ne mutlu. Değerli okuyucularımızın gözledikleri değişiklikleri bana bildirmelerini özellikle rica ediyorum, içeriğin güncel kalabilmesi için buna ihtiyaç var. Bu güne kadar aldığım takdir ve teşekkür dolu mesajlar benim için onur ve mutluluk kaynağı olmuştur. Eleştiriler de beni memnun edecektir, daha iyiyi ve mükemmeli yakalayabilmek için onlara da ihtiyaç var.

Yazı dizisinin yayınlanma sürecinde mükemmel bir uyum ve anlayış içerisinde çalışan Denizce.com mensuplarına da bu vesile ile katkı ve gayretleri için teşekkür ediyorum.

İstanbul  Şubat 2008          

 

Kemal Baral'a teşekkürlerimizle

Denizce

28.02.2008

 

 

28.02.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Antalya'ya Kadar
14.02.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Finike
31.01.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Kaş Kekova Arası
17.01.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Kaş'a Doğru
03.01.2008  Yatçılara Gezi Rehberi - Fethiye Körfezinin Kuzeyi ve Doğusu
19.12.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Göcek - II
06.12.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Göcek - I
15.11.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Marmaris'ten Göçek'e
01.11.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Karaburun
18.10.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Yeşilova Körfezi
04.10.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Hisarönü Körfezi
20.09.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Datça Yarımadasının Güneyi
06.09.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Gökova Körfezi Güney Kıyıları
09.08.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Gökova Körfezi
27.07.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Bodrum Yarımadası
12.07.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Mandalya veya Güllük Körfezi
28.06.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Teke Burnu - Tekağaç Burnu Arası
14.06.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Çeşme - Sığacık Körfezi Arası
31.05.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Sakız Boğazı ve Ildır Körfezi
17.05.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - İzmir Körfezi
03.05.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Çandarlı Körfezi
19.04.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Dikili ve Bademli
05.04.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Ayvalık, Adalar ve Koylar
23.03.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Edremit Körfezi
09.03.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Kuzey Ege
22.02.2007  Yatçılara Gezi Rehberi - Marmara Denizi