|
Gelidonya burnu ve önündeki Beşadalar’dan itibaren doğuya
Anamur burnuna kadar 134 mil genişliğinde ve kuzeye Antalya’ya
kadar 44 mil derinliğinde büyük Antalya körfezi yer almaktadır.
Gelidonya (yeni haritalara Şıldanlar diye yazılıdır) burundaki
fener yüksek güçlü ve önemli bir fenerdir, burundan 1 km içeride
kalır (Fl 3 10s 227m 15M) Antalya körfezinin batı ucunu işaret
eder; bir de kırmızı çakan yardımcı fener bulunmaktadır (Fl R 5s
36m 8M).
Körfezin batı kıyıları Antalya’ya kadar yatlar için elverişli
sahil, deniz ve hava koşullarına
sahiptir; kıyıya dik inen dağların siper olması ile batı ve
kuzeybatıdan esen meltem bu sahilleri etkilemez, kıble ve lodos
istikametinden içeri giren meltem etkisizleşir. Ara sıra yüksek
dağlardan aşağı inen kuzey rüzgarları görülse de yaz mevsiminde
bu sahiller genellikle sakin olur.
Buna mukabil Antalya’dan itibaren Anamur burnuna kadar olan
körfezin kuzey ve doğu kıyıları sahil yapısı hava ve deniz
şartları itibariyle yatların seyri için uygun değildir. Zira bu
bölgede kıyılar düz olarak devam etmekte, sığınılacak koy ve
Alanya limanından başka uygun niteliklerde yapay liman da
bulunmamaktadır, ayrıca, batı ve güney yönlü rüzgarlar bu
kıyılarda etkindir, kuzey yönlü havalar da zaman zaman tesirli
olur.
İşte bu sebeplerle yatçıların gezi rotası genellikle
Antalya’da sona ermektedir. Elbette Kıbrıs’a ve daha doğudaki
kıyılarımıza devam etmek isteyenler olabilir, bu durumda hem
donanım ve hem de denizcilik deneyimi itibariyle açık deniz
şartlarının geçerli olacağını hatırlatmak isterim. Buralara
kadar anlattığımız kıyı şeridimizde en zor havalarda bile makul
bir mesafe içerisinde sığınılabilecek bir koy veya liman bulma
şansı vardır ama, uzun menzillerde sığınılacak koy veya liman
söz konusu olmayan koşullarda her an karşı karşıya kalınabilecek
olumsuz şartların üstesinden gelebilecek teknik donanıma ve
bilgiye tecrübeye sahip olmak zarureti öne plana çıkar; işte bu
gereksinimler açık deniz şartları olarak tanımlanmıştır.
Gelidonya burnundan sonra sahil kuzeye doğru devam eder ilk
görülen kıyıdan 1,5 mil açıktaki Sulu ada olacaktır. Sahil
şeridi dik kayalık yarlar ve mağaralar, oyuklar ile 7 mil
kuzeydeki Adrasan burnuna kadar uzanır, burnunda bir fener
vardır. (Mo A 15s 45m 8M) Fener mors alfabesindeki A harfi olan
bir kısa bir uzun çakar.
Adrasan Koyu
Üstünde Fener olan burnunun ardındaki koy batı yönünde girer,
geniş koy sahile doğru tatlı bir meyille sığlaşır kumsal plaj
olarak 2 mil boyunca uzanır. Koyun lodos köşesinde küçük bir
girinti bulunmaktadır, burada balıkçı tekneleri barınır ve
genellikle en uygun demir yeridir, dip kumdur iyi demir tutar
4-5m de demir atılıp alargada kalınır. Burası batı ve güney
yönlü havalar için uygun fakat, kuzeyden havalar için uygun
değildir. Kuzeyden etkileyici rüzgarlar olduğunda Adrasan
koyunun kuzey batı köşesindeki küçük girinti tercih edilmelidir.
Plaj bölgesinde birkaç motel ve lokanta mevcuttur, içerilere
uzanan geniş ovada seracılık yapılmaktadır, Antalya’ya karayolu
bağlantısı vardır.
Adrasan koyunun kuzey yakasında Çavuş burnuna kadar olan
bölgede iki tane güneye açık koy vardır, bunlar barınmaya uygun
yerler değildir ama, batıda kalanının denizi güzel olup yüzme
molası için durulabilir. Bu koyların önünde 40 m kadar açıkta
iki ayrı su üstü kayası ve kayalık Tuzla adası bulunmaktadır.
Koyun kuzey ucunu belirleyen Çavuş burnunun önündeki Pırasalı
ada ile sahil arası derin sudur. Kıyıda bir çok oyuk ve mağara
bulunmaktadır.
Sazak Limanı
Çavuş burnundan 1,5 mil ilerde kayalık iki burun arasından
girilen koy çatallaşıp ikiye ayrılır. (N 36,21,50 – E 30,30,45)
Kuzeye doğru giren kısmına Yalancı Ceneviz limanı denir;
ortalama 20 m derindir, kuzey rüzgarlarına karşı çok
korunaklıdır, içinde bir balık çiftliği bulunmaktadır ama,
yatların girip çıkabileceği bir serbest alan bırakılmıştır.
Koyun güneye doğru girinti yapan kısmı daha sığdır, 6m civarı
kum zeminde rahatça demirlenebilir, burası poyrazdan etkilenir
diğer havalara kapalıdır.
Ceneviz Limanı
Yalancı Ceneviz limanı ile aralarında dar bir kıstak bulunan
koy bölgedeki en korunaklı doğal limandır, buna rağmen kuvvetli
kuzey havalarında biraz solugan alır ve etrafındaki yüksek
dağlardan aşağı civarina indirir.
Koyun girişindeki yüksek kayalık burun belirgindir, ondan
sonra liman güneye doğru içerilere uzanır, girişin ortasında
sudan çıkmış birkaç kaya vardır iki tarafı da derin sudur; koyun
sonu kumsal plajdır, 5 –10m arası derinlikte demirlenip alargada
kalınabilir veya doğu tarafına ya da güneybatı köşesine koltuk
bağlanabilir. Plajın arkası çam ormanıdır, batı yakası ise
dimdik dağlıktır.
Rağbet gören bu koya neden Ceneviz Limanı denildiğini
açıklayacak gerçekçi bir kaynak bulamadım.
Çıralı Limanı ve
Olimpos Antik Kenti
Ceneviz limanından 1,8 mil kuzeyde Yöremeci burnunun ardında
Akpınar çayının denize döküldüğu yerde güneye kapalı bir koy yer
alır, buraya Çıralı limanı denir. Uzun süre kalmaya müsait bir
yer değildir fakat, çayın iki yanına dağılmış Olimpos antik
kentinin harabelerini gezmek ve yakın mesafede bulunan Yanartaşı
görebilmek için hava şartları uygunsa durulabilir. Bu küçük
koydan itibaren kuzeye doğru 3 mil boyunca kumsal plaj
Karaburuna kadar dümdüz uzanır. Kumsalın ortalarında sahilden
biraz içerde Çıralı köyü bulunmaktadır, Yanartaş’a buradan
gidilir. Yer altında sıkışmış gazların hava ile teması neticesi
oluşan alevlerin kaya deliklerinden fışkırması ile çok ilginç
bir yerdir; haliyle antik çağlarda bir çok efsaneye ilham
kaynağı olmuş mitolojide ejderha olarak tanımlanmıştır.
Olimpos antik kenti Akpınar çayının kıyısı boyunca bitki
örtüsüyle kaplanmış bir halde durmaktadır. Burası bir korsan
yatağı ve limanıymış, Romalılar zaptedip korsanları
temizlemişler fakat. bu defa da kent fakirleşmiş ve önemini
yitirmeye başlamış, 15.yy da tamamen unutulup terk edilmiş.
Kumsalın sonundaki Karaburun’a döküntü taşlarla irtibatlı bir
ada ve onun önünde sığlık bölge bulunmaktadır, açık geçmeli ve
dikkat edilmelidir.
Karaburun’dan kuzeye doğru ilerlendiğinde geniş Atbükü limanı
(N 36,27,40 – E 30,29,40) ve ondan sonra da Tatlısu Limanı (N
36,28,30 – E 30,30,55) demirlemeye ve barınmaya uygun yerler
değildir, güneye ve denize açıktırlar, devamlı solugan alırlar.
Tatlısu limanını karşısında 1,5 mil kadar açıkta üç tane yan
yana ada yer almaktadır, bunlara Üç adalar denilmektedir. Batıda
kalan diğer ikisinden daha küçüktür ve ötekilerle arası derin
sudur. Ortadaki ve doğudaki adalar birbirlerine çok yakındırlar
ve kuzey uçlarından döküntü kayalar ve sığlık ile birbirlerine
irtibatlı gibidirler oradan geçilemez ama, bu sığlık bölgenin
güneyinde kalan alan derindir 30 m ile 15 m arası değişir,
denizi temiz ve güzel olduğu için gezi motorlarının yüzme molası
amacıyla geldiği bir yerdir. Dip kayalık olduğu için çapanın
takılıp kalması riski vardır o nedenle köstek bağlayarak
atılmasını tavsiye ederim.
Üç adaların karşısında yer aldığı Tatlısu koyu ve onun
kuzeyindeki iki koy demirlemeye elverişli yerler değildir,
bunlar geçildikten sonra 2 mil boyunca dümdüz kumsal plaj kuzeye
doğru uzanır gider, Tekirova sahili denilen bu bölgede bir çok
otel ve tatil köyü bulunmaktadır. Kumsal plajların sonunda sahil
karaya girinti yaparak kıyıları kumsal plaj olan geniş bir koy
oluşturur, koyun kuzeyi üstünde antik Phaselis kentinin
bulunduğu yarımadır, işte bu koya Güney Limanı veya Tekirova
limanı denir. (N 36,31 – E 30,33)
Yatların barınmasına müsait olduğu için gezi motorları da
buraya gelirler ve genellikle öğlene doğru çok kalabalık olur,
kum zeminde 5 m civarı demirlenip alargada kalınır. Mümkün
olduğu kadar kuzey tarafa yakın demirlenirse solugandan o
nispette az etkilenilir.
Liman girişinin güneyindeki yarımadanın ucunda su üstünde
belirgin bir kaya vardır onun 80 m açığına kadar su altında
döküntü kayalar devam eder buradan açık geçilmelidir. Ayrıca,
eski harabolmuş mendireklerin kalıntıları da su altında
durmaktadır. Kuzeydeki yarımadanın karaya doğru alçaldığı
noktadan başlayanı lodos istikametinde 50 – 60 m kadar su
altında döküntüler olarak uzanır; diğeri ise karşı burundan
başlayıp 150 m kadar döküntüler halinde su altında bulunur,
ikisinin arasında 300 m kadar bir açıklık vardır ve derinlik 9 m
kadardır, rahatça girip çıkılabilir.
Phaselis kentinin harabeleri ve sur kalıntılarının üzerine
yayıldığı yarımadanın kıyıları dik yar olarak denize iner,
yarımadanın ucunda döküntü su altı kayaları bulunmaktadır yakın
geçilmemelidir. Phaselis kenti antik çağlarda önemli bir
limanmış, birkaç defa Persler ve Yunanlılar tarafından
fethedilen kent, Attelia(Antalya) nın kuruluşu ve gelişen bir
liman haline gelmesiyle önemini kaybetmeye başlamış, tam
anlamıyla bir korsan yatağı haline gelmiştir. Kentin bu durumu
Romalıların korsanlara karşı verdiği savaşla sona ermiş ve MÖ 77
de yıkılmıştır. Her ne kadar MS 2. yy da yeniden kuruldu ise de
7 yy da Arapların yağma akınları nedeniyle terk edilmiştir.
Kentin korsanlar tarafından tercih edilmesinde coğrafi konumu ve
üç limana sahip olması etkin olmuştur. Günümüzde sığlaşmış ve
ağzı kaya döküntüleri ile dolu olan küçük antik liman iki
mendirekle korunuyor ve askeri amaçlarla kullanılıyormuş;
yarımadanın kuzeydoğusunda bulunan bu koya artık ancak sandallar
girebilir.
Yarımadanın kuzeyindeki koy da eski çağlarda liman işlevi
görürmüş. Bu amaçla halen su üstü kayaları olarak kuzeyde
görülen kayalıklar ile sahil arasında üzeri yol olan bir
mendirek varmış ve koyu kuzey havalarına karşı korurmuş ama
artık bunlar günümüzde su altı döküntüleri olarak sadece tehlike
eden kayalıklar haline gelmişler. Bu sebeple tamamen kuzey
rüzgarlarına karşı korumasız kalan ve döküntü kayalarla kaplı bu
liman günümüzde kullanılamaz haldedir, kimse gelmez, kalmaz ve
tavsiye de edilmez. Bazı haritalarda burası Bavul limanı olarak
yazılıdır. Buradan kuzeye doğru iki burun daha denize doğru
çıkarlar aralarında devamlı barınmaya uygun olmayan açık denize
bakan ve solugan alan bir koy yer alır buraya gezi motorları
yüzme molası için uğrarlar, güney yakasında su altında bir
kayalık vardır. İkinci burun olan Karaburundan sonra 3 mil
boyunca dümdüz kumsal plaj sahil boyunca devam eder, bu bölgeye
Çamyuva denilmektedir: pek çok turistik tesis otel ve tatil
köyleri birbiri ardınca sıralanırlar. Plajların sonunda sahil
barınmaya elverişli olmayan küçük bir koy daha yaptıktan sonra
1,5 mil daha Kocaburun’a kadar uzanan sahil şeridinde büyük
mağaralar vardır. Koca burunun üzerinde demir konstrüksiyon bir
fener kulesi bulunmaktadır. (Fl 10s)
Kemer
Kocaburun geçilince Kemer sahili başlar ve Park Kemer
Marinanın mendireği ile fener kulesi görülür. Burun ile Marina
arasındaki geniş koy kuzeye açıktır barınılmaz. Ancak,
mendireğin başlangıç noktasından batı istikametinde uzanan küçük
burnun arkasında demirlenip kıyıya koltuk bağlanarak kuzey yönlü
havalarda durulabilir ama solugan alır; güney havalarda ise
rüzgaraltıdır durulamaz. Bu küçük burnun ucundan 50 m kadar
açığa döküntü kayalar uzanır açık geçilmelidir.
En önemlisi, marina mendireğinin ucundan itibaren yarım
milden biraz az mesafede kuzey yönünde kirli saha olarak
haritalarda da gösterilen döküntü su altı kayalıkları ve
sığlıklar bulunmaktadır, bu tehlikeli bölgenin orta noktasında
bir platform üstünde fener kulesi vardır. (Fl2 10s 6m6M) Fener
orta nokta olarak alındığında onun kuzey ve güneye doğru 200 er
metrelik ve doğu batı istikametinde ise 60 ar metrelik bölgeleri
tehlikeli saha içinde kalmaktadır. Dikkat edilmelidir. Ayrıca
kirli saha ile mendirek ucu arasında üstünde 4 m kadar su
bulunan küçük bir sığlık alan da mevcuttur, üzerinde herhangi
ikaz işareti de bulunmaz. Güvenli seyir için mendirek çıkışından
itibaren en az iki gomina doğu yönünde açılıp ondan sonra kuzeye
rota tutulur ise ve kuzeyden mendireğe gelirken de mendirek ucu
en az iki gomina sancak borda uzağında (batıda) görülünceye
kadar açıktan gelinip sonra rota değiştirilirse tehlikeli
bölgeden uzak geçilmiş olacaktır; özellikle gündüz saatlerinde
platform ve fener şehrin binaları arasından fark edilemeyebilir,
o nedenle mendirek ucu 220º görülünceye kadar Kocaburun
istikametinde devam edip sonra Marina ağzına dönülürse tehlikeli
bölge sancakta bırakılmış olur.
Kemer Marinası 1985 de yapılmış ve o vakitler Turban
tarafından işletmeye alınmış bölgedeki ilk yat limanıdır. Büyük
yolsuzlukların neticesinde devlete yük haline gelen Turizm
Bankası ve Turban işletmelerinin tasfiye edilmesinden sonra pek
çok tesis yıllarca atıl ve terk edilmiş olarak kaldı, neyse ki
Marinalar bu akıbetten en az etkilenerek çıkan işletmeler
oldular. Kemer marinası da 1997 de özel sektöre devredilerek
park Kemer marina adı altında işletmeye devam edilmiştir. Bir
çok tadilat ve yenileme çalışması geçirip modern ve günümüz
ihtiyaçlarına cevap verebilecek hale gelmiştir.
Ana mendirek Küçükburun yarımadasından karayel istikametine
uzanır, diğer mendirek ise sahildeki plajdan çıkarak doğuya
döner. Liman içinde derinlik 2,5 ila 5 m arasında değişir, tonoz
döşelidir demir atılmaz; üç iskelede yatlar çift taraflı
bağlanırlar, elektrik su telefon internet bağlantılarının olduğu
kutular mevcuttur, mendirek kenarları rıhtımdır buralara da
yatlar bağlanmaktadır. Yakıt istasyonu ana mendireğin
başlangıcında yer alır. Kemer giriş çıkış limanı olduğu için tüm
ilgili resmi birimlerin ofisleri marina girişindedir. Marina
içinde bar lokanta, internet odası yat kulübü ve malzeme satan
dükkanlar mevcuttur. Gezer lift ile karaya alma ve karada park
imkanı olduğu gibi, her türlü bakım ve onarım işleri de
yapılmaktadır.
Marina iletişimi: VHF kanal 73 Park Kemer Marina – Telf: 0242 -
814 1490
Kemer Güney Antalya turizm projesi çerçevesinde küçük bir
belde iken büyük bir Turizm kenti haline gelmiştir, Antalya
merkezi 45 km, havaalanı 50 km mesafededir; her türlü ulaşım ve
alışveriş olanağı mevcuttur, kentte devlet ve özel sektöre ait
hastaneler de vardır.
Kemerden sonra sahil şeridi Antalya’ya doğru düz kıyılar
olarak devam eder bu bölgede söz edilebilecek herhangi bir koy
yoktur, 14 mil sonra büyük liman ve içindeki marinaya ulaşılır,
sahil boyu pek çok turistik tesisle doludur. Kemerden 12mil
sonra kıyıdan biraz açıkta dik üçgen görünümündeki Sıçan adası
yer alır, daha yeşillik ve alçak olan batı tarafında harabeler
vardır. Kara ile arasındaki geçidin adaya yakın kısmında
derinlik 5m kadardır. Antalyalı yatçılar buraya rağbet ederler
ve denize girmek amacıyla gelirler.

Sıçan adasından sonra büyük limana kadarki alan içinde
bulunan gemi ve yakıt tahliye şamandıralarına dikkat
edilmelidir, bunlar özellikle geceleri görünmez.
Antalya Büyük
Limanı ve Setur Marina
Antalya limanı şehir merkezinden 10 km mesafede büyük bir
limandır, ticari ve askeri kullanımı yanı sıra içinde bulunan
Setur Marina ile yatçılara da hizmet sağlamaktadır. Ana mendirek
doğuya doğru çıkar kenarı askeri rıhtımdır ve dönerek poyraz
yönünde uzanır bu kısmın kenarında rıhtım yoktur. Kısa mendirek
ise kuzey rıhtımı önünden çıkıp güney güneybatı istikametinde
uzanır, kenarı rıhtımdır ve her iki mendireğin ucunda girişi
belirleyen fenerler mevcuttur.
(N 36,50 – E 30,37) konumundaki liman girişinden içeri
girildiğinde, ticari liman, rıhtımlar, silolar ambarlar sancak
tarafında kalırlar. Tam karşıda kalan güney rıhtımı askeri
limandır. Ticari liman kısmı ile askeri liman bölümünün arasında
batı kıyısında ayrı bir havuz içinde yer alan yat limanı Setur
Marinadır. İki taraflı bağlamaya müsait üç parmak iskeleye veya
kenarlardaki rıhtımlara bağlanmak mümkündür; tonoz döşelidir
demir atılmaz, derinlik 3,5 m kadardır. Palamar botu devamlı
hizmet verir ve yer gösterip bağlanmaya yardımcı olurlar. Bir
marinada olması gereken tüm imkanlar burada mevcuttur, kızakla
büyük yatlar için çekek yeri olduğu gibi biri küçük biri büyük
iki gezer lift ile de çekme ve atma yapılır. Denizde 250 karada
ise 150 yatın muhafaza edilebileceği kapasitedeki marinada her
türlü tamir bakım olanağı mevcuttur. Sosyal tesisleri yeterli
olan marinada restoran, bar, market, yat malzemesi satan
dükkanlar ve kışlayan yatçılar için ayrı bir lokal
bulunmaktadır.
Burası giriş çıkış limanıdır ve formaliteler için marina
personeli yardımcı olmaktadır.
VHF kanal 09 Tel: 0242 – 259 1990
Adoport Çekek
Yeri
Setur marinanın yanında serbest bölge içinde Adoport
firmasına ait bir çekek yeri vardır. Karada 200 yat kapasiteli
olup lift mevcuttur, ayrıca kızakla büyük yatları çekme
imkanları da vardır. Çekek alanında atölyeler mevcuttur, serbest
bölge ayrıcalıklı statüsünden yararlanarak özellikle yabancı
yatlara hizmet vermek amacıyla faaliyet göstermektedir.
Tel: 0242 – 259 2139
Kaleiçi Limanı
Antalya’nın tam merkezinde geçmişi 2000 yıldan fazla antik
Attelia kentinin de limanı olarak da kullanılmış küçük liman
ancak ufak ve orta boy yatların geçici bir süre barınmasına
imkan verecek niteliktedir, büyük yatlar sığmaz. Belediye
tarafından işletilmektedir; güneye bakan girişi iki taraftan
çıkan kısa mendirekler ile korunmuştur, her ikisinin de ucunda
fenerler vardır. Şehrin merkezinde olduğu için kenti gezip görme
açısından çok avantajlı bir konuma sahip olmakla beraber uzun
süreli kalma imkanı yoktur. Yaklaşırken arkasındaki yoğun kent
yapılaşması ve ışıkları nedeniyle girişi zor fark edilir;
Antalya’nın simgesi olan tarihi Yivli Minare tam limanın
arkasında yer alır uzaktan belli olan iyi bir nirengi
noktasıdır. Girişin bir gomina batısında batık vardır üstünde
konik şamandıra mevcuttur. Güneyden şiddetli havalarda liman
ağzında denizler kırılır ve giriş çıkış zor olabilir.
Limanın içindeki derinlik 6 m kadardır, girişin sancak tarafı
mahalli balıkçı kayıklarına ayrılmıştır, kenarlara doğru sığdır.
Bu tarafta daha içerde kalan iki parmak iskele misafir yatların
bağlanması için tahsis edilmiştir, tonoz döşelidir demir
atılmaz, 80 kadar yat kapasitesi vardır. Karşı taraf ise gezi
motorları ve tur guletlerinin kullanımı içindir. Elektrik, su,
duş wc mevcuttur. Sadece Türk bayraklı yatlar için işlem yapılır
giriş çıkış işlemleri büyük limanda yapılmaktadır. Limanın
etrafı şehrin merkezi olduğu için büyük bir metropolün tüm
olanakları mevcuttur. Limandan itibaren özellikle doğuya doğru
sahil denizden yüksek yarlar halindeki falezler şeklinde devam
eder.
Antalya en önemli turizm merkezimiz büyük ve modern bir
şehirdir, eski portakal bahçelerinin yerinde artık mantar gibi
bitmiş beton yığını apartmanlar yükseliyor. Neyse ki kale içi
bölgesi ve küçük limanın etrafı otantik haliyle korunmuş ve bu
talandan kurtulmuştur. Aslına uygun olarak restore edilen eski
binalar pansiyon, butik otel, lokanta, bar vs gibi turistik
amaçlarla kullanılmaktadır. Antalya civarında pek çok tarihi ve
turistik yer vardır, havaalanı 5 km mesafededir.
Antalya’nın iklimi rutubetlidir, burada nem sıcakla birlikte
yazın gerçekten bunaltıcı olabilmektedir.
_____________________________________________
Yatçılar için kaleme aldığım gezi rehberi burada sona eriyor.
Elbette ki ülkemizin kıyıları anlattıklarımdan ibaret değil ve
Akdeniz’in doğusu ile Karadeniz kıyılarımızda da çok güzel
yerler mevcut, sadece en rağbet gören güzergahı anlatmaya gayret
ettim. Internette yayınlanan bu yazı dizisi daha detaylı olarak
bir Pilot Book halinde önümüzdeki süreçte İngilizce olarak
yayınlanacak ve yabancı yatçılar için de ülkemizi tanıtıcı bir
rehber görevi yapacak; böylece ülkemiz turizmine ve tanıtımına
katkıda bulunacaktır. Daha detaylı bir içerikle Türkçe kitap
olarak da yayınlamak niyetindeyim.
Faydalı olabildi isem ne mutlu. Değerli okuyucularımızın
gözledikleri değişiklikleri bana bildirmelerini özellikle rica
ediyorum, içeriğin güncel kalabilmesi için buna ihtiyaç var. Bu
güne kadar aldığım takdir ve teşekkür dolu mesajlar benim için
onur ve mutluluk kaynağı olmuştur. Eleştiriler de beni memnun
edecektir, daha iyiyi ve mükemmeli yakalayabilmek için onlara da
ihtiyaç var.
Yazı dizisinin yayınlanma sürecinde mükemmel bir uyum ve
anlayış içerisinde çalışan Denizce.com mensuplarına da bu vesile
ile katkı ve gayretleri için teşekkür ediyorum.
İstanbul Şubat 2008
Kemal Baral'a
teşekkürlerimizle
Denizce

28.02.2008
|