Eğitimimizin ilk konusu "Yelken Dinamiği".
Bu bölümde, rüzgar Etkisini, etkilenen tekne ve donanımını,
yelken-rüzgar açısını, rüzgar-üstü ve rüzgar-altı, salma ve
safra kavramlarını, salma'nın işlevini, yelkenin her iki yüzünde
oluşan basınç ve basınç farklarını görüşeceğiz.
1.
GEREK ŞART
Yelkenli teknelerin hareket edebilmeleri için gerek şart
uygun donanımlı bir tekne ve uygun rüzgardır.
Uygun tekne sözcüğü ile kastedilen; hidro-aero dinamisi
düzgün, arması, donanımı, yelkenleri seyir amacına hizmet edecek
biçimde tasarlanmış teknedir.
Örneğin, salması olmayan veya uygun tasarlanmamış bir
teknenin rüzgara yakın bir biçimde (± 450)
gidebilmesi mümkün değildir. Böyle bir tekne ancak yanal ve
arkadan gelen rüzgarlarla hareket edebilir, yani manevra
yeteneğinden yoksundur.
Bir an için iki parmağımızın arasında sıktığımız ıslak ve
kaygan bir karpuz çekirdeğini düşünün. Basınç artınca çekirdek
nasıl ileri doğru giderse, salmasına ve dümen paletine yaslanan
bir tekne de aynı şekilde ileri doğru gidecektir. Salmanın amacı
suya yaslanmak, safranın amacı ise hacıyatmaz etkisi
yaratmaktır. Benzer konumda olmalarına rağmen işlevleri
karıştırılmamalıdır.
2.
YETER ŞART
Yelken alanının arkasında oluşturulan alçak basınç, yani
emiştir. Böyle bir alçak basıncın oluşturulamaması halinde, rüzgar ne
kadar güçlü ve tekne ne kadar uygun olursa olsun istemli bir
biçimde istenilen yöne ilerlenemez.
Rüzgar etkisi mi, yoksa emiş gücü mü sorusuna küçük bir
deneyle cevap verebiliriz. Dosya kağıdının uzun kenarından
yaklaşık 6 santimlik bir şerit kesip, elimiz anlımıza
gelecek biçimde kağıda güçlü bir biçimde üflersek, kağıdın
ençok 450 derece kadar
yükseldiğini göreceğiz.
| |
 |
|
Oysa, bandın bir ucundan tutup elimizi
çenemize dayar ve şeridin üst tarafından üflersek, şerit
üfleme seviyesine kadar yükselecektir. Üfleyerek
uzaklaştırdığımız hava kütlesinin yerini dolduran çevredeki
hava, kağıdı emerek yükselmesine neden olur. |
Hem itiş, hem
de emişten bir arada faydalanmak doğal olarak en verimlisidir.
Örnek 1:
Rüzgar yönü,
Pruva-
Pupa
hattında ise (Pruva sözcüğünün önce kullanılması pruvanın
rüzgara yakın olmasındandır) yelkenler yapraklar,
içine rüzgar dolamaz, dolayısıyla yelken arka alanında alçak
basınç-emiş oluşamaz ve tekne ancak geriye-pupa
istikametine doğru sürüklenir.
Örnek 2:
Aynı yönde, dar seyir
(450-750)
ile giden salma omurgalı,
rüzgar üstü
ndeki
biri bir diğerine yetişen, aralarındaki mesafe
rüzgar yönünde 1 direk boyundan fazla olmayan, hatta rüzgar
şiddetinden her ikisi de
baygın
teknelerden,
rüzgar üstündeki yetiştiği anda doğrulur ve yavaşlar. Çünkü
yelkenin arkasındaki
Emiş konisi
, yani alçak
basınç bölgesi, rüzgar altındaki tekne tarafından kesilmiş ve
önemli bir bölümü yok edilmiştir. Rüzgar altındaki tekne de,
kaynak güç olan rüzgarı kesileceği için doğrulur ve yavaşlar.
Yelkenleri bir piramidin tabanı olarak düşünürsek, ağırlık
merkezini kabaca kenar ortaylarının kesiştiği nokta olarak
varsayabiliriz.
Bu noktadan tabana dik bir biçimde üç direk boyu ilerlersek
piramidin tepesine erişiriz. Bu şekilde oluşturmuş olduğumuz
bölgeye de genel geçerli tanımı ile “Emiş Konisi”
deriz.
Emiş konisinin olası en büyük hacma erişebilmesi için
tabanının ve yüksekliğinin maksimum ölçülerde olması gerekir.
Taban olarak alınacak alan yelkenlerin arkasında
oluşturabildiğimiz alçak basınç yüzeyidir. Yükseklik olarak da
su üzerinde kalan taban alanına dik teorik çizgidir. Bir diğer
ifade ile varsayılan tepe noktası teknenin bayılması
nedeniyle suyun içinde olacak, su içinde kalan emiş konisi artık
etkinliğini yitirecektir.
3. RÜZGAR
YÖNÜ
Doğru
"
yelken trimi" (yelken/rüzgar ayarı)
yapabilmek için, öncelikle rüzgaryönünün doğru belirlenmesi
gereklidir. Bunun için en hassas aygıt kulaklarımızdır. Rüzgarı
iki kulağımızla eşit biçimde duymak, rüzgarın geldiği yöne
bakmamızla mümkündür. Hiç hareket etmeyen bir teknede rüzgar
açısı "gerçek rüzgar açısı" ve bizim algıladığımız
açı doğal olarak aynıdır. Oysa, ilerleyen bir teknede rüzga
yönünün algılanması, tekne hızının rüzgar ile bileşeninden ötürü
farklıdır. "göreli rüzgar açısı" Bu konuya ilerki
derslerde ayrıntılarıyla değinilecektir.
4.
YELKEN TRİMİ
Yelkenlerin arka yüzeylerinde alçak basınç oluşturabilmenin
en önemli şartı, giren rüzgarın artan bir hız ile yelkenden
çıkabilmesidir. Yelken-rüzgar açısını ayarlayabilmek [“yelken
tirimi”] yelkenciliğin temel ilkelerindendir.
Bu bölümde yelken / rüzgar ilişkisi irdelenecektir.
"Rota", rüzgar-yönü ve yelken açısı bağlantısı ise
devam eden derslerin konusudur.
Yukarıdaki şekilde bir yelkenin rüzgar-üstü/altında hava
hareketi gösterilmiştir. Kırmızı renkle belirtilen girdap
olabildiğince az ve emiş konisine hava pompalamayacak konum ve
büyüklüktedir.

Giren rüzgarın, hızlanarak ve direnç görmeksizin yelkenden
çıkabilmesi esastır. Bu örnekte, gereğinden çok rüzgara yaklaşan
yelkenin arka alanında oluşan girdap, emiş konisini bozmuş ve
teknenin ileri hareketi nerdeyse tamamen engellenmiştir.

Yelken / Rüzgar açısı yeterince doğru olmadığı sürece,
verimli bir seyir yapılabilmesi olanaklı değildir.

Özellikle rüzgarı, "kıç"tan (="pupa")
veya kısmen "kıç omuzluklar"dan alarak yapılan
seyirlerde, yelkenin "rüzgarüstü" yüzeyinde hava
kütleleri birikecek, "rüzgaraltı" alanda arzu
edilmeyen girdaplar oluşacaktır.

Yanlış davranış sonrası girdap artışı

Doğru trim ile direncin en aza indirilişi.
Yelkenler üçgen veya dörtgen görünümlü olmakla beraber üç
boyutludurlar. Düşey ve yatay boyutlarının yanısıra derinlikleri
de vardır. Örneğin "marconi" (üçgen) kesimli bir
anayelkenin yatay kesitleri martı kanadı biçiminde direk
tepesine doğru çıktıkça küçülen profiller halindedir. Bu
özelliği uçak kanatlarında da görmekteyiz. "Direk yakası"ndan
giren rüzgar bu profil sayesinde hızlanarak "güngörmez
yakası"ndan çıkar. Çıkış sırasında herhangi bir engele
(titreşim, yüzey bozukluğu) takılmaması için bu yakaya
"balen"ler (çıtalar) yerleştirilmiştir.
Yelkenin rüzgara olan açısının bozuk olması hali, çıkan
rüzgarın kırılmasına veya yelkenden erken ayrılmasına neden
olacaktır. Kırılma hali çıkış kenarında girdaplar oluşturacak,
yelkenin arka yüzeyine, yani emişin oluşmasını istediğimiz
bölgeye hava pompalayacaktır. Rüzgarın yelkeni erken terketmesi
ise, etki alanını küçültecek, çıkış yakasını yapraklatacak
ve yine emiş bölgesine hava pompalanacaktır.
Bu beraberliğimizde yelken için gerekli dinamikleri, yelken
yapısı ve yelken rüzgar ilişkisini görüştük
Bir
sonraki buluşmamızda tekne rotası, rüzgar yönü ve yelken-rüzgar
açılarını birlikte inceliyeceğiz.
|