|
Her şeyin para, kazanç olduğu günümüzde deniz ve göl
kenarlarına bu gözle bakılmaktadır. Yelken sporunun doğası
gereği yelken kulüplerinin deniz ve göl kenarlarında yer alması
gerekmektedir. Bir rant kapısı olarak görülen deniz ve göl
kenarları ticari kuruluşlara komik rakamlarla onlarca yıl kiraya
verilirken bu kolaylık ne yazık ki yelken kulüplerine
sağlanmamaktadır. Yine de tüm zorluklara rağmen Türk
yelkenciliği yıllardır bir avuç gönüllünün amatörce ve insanüstü
çabası ile varlığını sürdürmektedir.
Uluslararası alanda bir çok sportif başarıya imza atan Türk
Yelkencileri aynı başarıyı Pekin Olimpiyat seçmelerinde de
göstermektedir. Türk Yelkenciliğinin önemli isimlerinden olan ve
bu spora büyük emekleri geçen, eski mili yelkenci Sayın Yalçın
Gürkan bu konu ile ilgili yelkenciler grubuna bir mesaj iletmiş.
Okuyunca ne demek istediğim daha rahat anlaşılacaktır.
“Sevgili
Yelken Dostları, bu güzel spora gönülden bağlı deniz severler,
Yelken
sporunu Olimpik anlamda icra etmek ve başarılar kazanabilmek gün
geçtikçe daha zor, kapsamlı ve masraflı hale gelmektedir. Çok
basit olarak bunun nedeni ülkeler bazında genel seviye çıtasının
sürekli yükselmesidir. Bunun yanı sıra, her gelen Olimpiyat
Oyunlarında, katılımcı sayılarının giderek kısıtlanması,
oyunu akıl almaz bir biçimde zora sokmaktadır. Genel anlamda
bakıldığında ise tüm Olimpik spor dallarında da durumun farklı
olmadığını görürüz. Bunun doğal sonucu olarak da, bugün
itibariyle ülkemizde çok sayıda Federasyonun büyük bölümünün
Olimpik kotaları alamayarak, önümüzdeki 2008 Pekin Olimpiyat
Oyunlarına katılamayacak olmalarıdır.
Türk Olimpik
Yelkencileri, komşumuz Yunanistan ile bile kıyaslanamayacak
kadar küçük bütçesi ile mevcut 11 Olimpik Yelken dalında ki
Türkiye’de bunların sadece 6’sı yapılmaktadır, şu anda
4’ünde 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları kotalarını kazanmış ve bir
5’ncisi için Yeni Zelanda’da Mart ayında yapılacak seçmeleri
bekleyerek ümitlenmektedir.
Amatör bir spor dalı için 6 da 4 yapabilmek ve 5 nciyi de
hedefleyebilmek bile çok büyük bir başarı aşamasıdır. Şimdi birileri kalkıp da, biz zaten çok para harcadık, çok emek sarf
ettik diye yuvarlak, hamasi nutuklar atarsa, onlara sözüm
kısaca; “siz bu işin farkında bile değilsiniz” olacaktır.
1992 yılından
bu yana uluslararası yelken camiasında bilfiil görev yapan
birisi olarak gözlemim, bu konuda daha emekleme aşamasında
olduğumuzdur.
Bilinir ki,
uluslararası ciddi bir araştırma sonucunda Yat ve Dingi sporu
dünyada mevcut en komplike ve zor spor dalı
olarak belirlenmiştir. İkinci sırada Formula 1 ve
üçüncü sırada ise Konkurhipik sporlarının bulunduğu
belirtilmektedir. Bunun en büyük nedeni ise başarıya giden
yolda en fazla etken’in bulunmasıdır. Üstelik gezegenimizde
gün geçtikçe tahminleri zorlaştıran hava ve su olayları da işi
daha da çok zorlaştırmaktadır. Zorluk derecesi böylesine yüksek
bir spor dalında, sayıları iki elin parmaklarını geçmeyen
sporcumuz ve onlara destek veren antrenörlerimiz uzun ve
meşakkatli yolun çok önemli bir aşamasını başarı ile geçerek
yol ayrımına gelmişlerdir. Yukarıda saydığım kişiler son üç
yıldır, okudukları okulları dondurmuşlar, işlerini güçlerini
bırakmışlar ve bir büyük Olimpik rüyanın gerçekleşmesi için
önemli mesafe kat etmişlerdir.”
47 yıldır Türk Yelkenciliğine sporcu, yönetici, yazar olarak
hizmet vermiş Yalçın Gürkan insanlarımıza duyduğu güvenle
yazısını şu şekilde tamamlamaktadır:
“Şimdi sıra
sizde, Türk Spor Yönetimi, Milli Olimpiyat Komitesi, Yerel
Yönetimler, Büyük Kuruluşlar, Kulüpler ve imkanlı Kişiler devasa
bir çanak oluşturmalı ve katkılarımızla bu başarılı
sporcularımızı bir üst kavşağa elbirliğiyle taşımalı ve bundan
gurur duymalıyız.
Bütün
kalbimle inanıyorum ki, Türk insanı bunu yapmaya muktedirdir.
Kalın
sağlıcakla!”
Dr. Nedim İnce
www.pratikhaber.com
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

25.03.2008
|