|
Türkiye Yelken Federasyonu,
yelken sporunu yaygınlaştırmak, denizi sevdirmek,
ulusu “denizci ulus” yapmak amacıyla ülkemizin
dört bir yanında kurulmuş yelken spor kulüplerinin özerk
üst örgütüdür.
Türkiye Yelken Federasyonu (TYF)
bir yandan yurdumuzda kulüplerin hedeflerini bir
araya getirip gerçekleşmesine ön ayak olma çabası
gösterirken diğer yandan da uluslararası alanda
sportif ve idari etkinliklerle ülkemizi en iyi
şekilde temsil etme gayretindedir.
TYF’nin bir bölge yelken yarışlarında yelken hakemi olarak
görev aldım. 4 günlük yarış sürecini yaşama
fırsatı yakaladım.
Yarışın ilk günü ev sahibi yelken kulübünün park alanı
kamyonlarla doldu önce. Yelken kulüpleri
yükledikleri teknelerini, şişme lastik takip
botlarını ve malzemelerini göndermişlerdi önden bu
kamyonlarla. Ardından bahçe, lokal ve kayıkhane
çocukların cıvıltısından, gençlerin
kıpırtılarından, yetişkinlerin telaşlı
mırıldanmalarından geçilmez oldu.
8
yelken kulübünden
gelen sporcu, yönetici, çalıştırıcı ve hakemler
ile ev sahibi yelkencilerinin buluşma sahnesinin
coşkusu yelken sporunun insanları nereye
götürdüğüne dair canlı ve çok güzel bir örnekti.
Ev sahibi ile birlikte 9 yelken kulübünden 9
yönetici, yarışlara 38 Optimist, 15 Laser 4.7
ve 15 Laser Radyal sınıfında olmak üzere 68
sporcu kaydı yaptırdı. Birçok yelken kulübünün
çalıştırıcısı yarış hazırlıklarına girişmişlerdi bile.
Değişik yerlerden gelen 18 yelken hakemi, başhakemin
önderliğinde TYF’nin kural ve ilkelerine göre
yarış programını oluşturdu. Yarışın ilk günü
çalışmalarla sona erdi.
Yarışın ikinci günü start saat 12.00 de verilecekti.
Sporcu, çalıştırıcı, yönetici, hakemlerden oluşan
100’ü aşkın insan sabah 9.00 da
kulüpteydiler. Deniz coşmuş, esiyor, çalkalanıyor
ve yelkencilerle zaman geçirmek istemediğini açık
bir şekilde gösteriyordu tüm katılımcılara.
Yarış
merkezi yelken kulübüydü ama yarış mahalli denizdi. Denizde yarış mahalli şamandıralarla hazırlanmalı,
sporculara yarışma ortamı oluşturulmalıydı. Ama
dediğim gibi denizin canı istemiyordu. İkinci gün
sabahtan akşama kadar denizin gönlü olur mu diye
beklendi: olmadı…
İkinci günün gecesi bastıran yağmur denizi sakinleştirmiştir
umuduyla üçüncü günde herkes büyük bir heyecanla
sabahın erken saatlerinde yine kulüpteydi.
Görünen o ki yağmur denizi sakinleştirmek yerine daha
da coşturmuştu. O gün de denizin köpüklü
dalgaları izin verir mi ola deyi sabahtan akşama
kadar seyredildi.
Biliniyordu ama bir kez daha anlaşıldı ki insanoğlu
denize, doğaya kafa tutamaz. Onunla uyum
içinde olmak gerektir. Tabiat, kurallarına
uyulduğunda işbirliğine sonuna kadar
açıktır. Bilinen bir şey daha pekişti ki;
yelken sporu bir doğa sporudur ve denizin izni
ölçüsünde gerçekleştirilebilir ve de bu izini almak
için sabır sabır sabır gereklidir.
Atalarımız sabrın sonu selamettir demiş ve sanırım
bunu denizden öğrenmişti çünkü dördüncü gün
yelken yarışına bağrını açan bir derya karşımızda
duruyordu. Gerçi sabrın sonunu selamete çıkaran küçük
bir yardım vardı; ikinci günün akşamı yağmurdan denizin
uslanmadığını gören gök, üçüncü günün akşamı
yağmuruna şimşeklerini, yıldırımlarını ve hatta
hortumunu eklemiş ve de anlaşılan o ki deniz
gerekli mesajı alarak sakinleşmişti; ama görmezden
gelinebilirdi çünkü yarış için denize
çıkılıyordu.
68
yelkenci
iki gün donatıp tekrar söktükleri teknelerini
yine büyük bir dayanışma ile donattılar. Denize
çıkma izni verildiğinde kuğular gibi deryada
süzülmeye başladılar. Denizdeki iki pelikanın
onlar için yaptıkları danslara tekneleriyle
katıldılar.
Hakemlerde, hakem botları, kurtarma botları, çalıştırıcı
botları görevlilerinde başka bir telaş
vardı. Botlar denize çıkarılıyor, malzemeler,
şamandıralar yükleniyor, yarış parkurunu kurmak
için bir koşuşturmadır gidiyordu. Deniz büyük bir
keyifle bu kendine âşık, sabırlı insanları
sevgiyle kucaklıyordu.
Yarışlar bitti. Yarışanlar, yarıştıranlar karaya
görevlerini yapmanın huzuru ile döndüler.
Eksiklikleri olgunlukla tartışıp bir sonrakinde
yapmamanın yollarını aradılar. Madalya töreni ile
4 günlük yarışı taçlandırdılar.
Optimist’te
yarışan 8-9-10-11-12-13-14-15 yaşındaki
çocuklar biraz daha büyümüş, Laser 4.7 ve
Radyal’de yarışan gençler biraz daha
olgunlaşmış olarak evlerine dönerken, yöneticiler,
çalıştırıcılar ve hakemler çocuk ve gençlerimize yani
geleceğimize hizmet edebilmiş olmanın
mutluluğu ile dönüş yolunu tuttular: hiçbir emeğini,
desteğini, yardımını esirgemeyen misafirperver ev sahibi
yelken kulübüne, yöneticisine, gönüllülerine ve
emekçilerine sonsuz minnet duyarak…
Dr. Nedim İnce
www.pratikhaber.com
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

05.05.2009
|