| |
http://www.yankiyazgan.com
Yeni bir akıma niye kapılır, adını bile tam bilmediği bir
yazarın fikirlerini benimseyip, niye uygulamaya geçirir ki
insan? Yeniye düşkün olduğundan mı, yenilikçiliğinden mi? Yeni
düşkünü ile yenilikçi arasındaki ayrımı yapmak ise bazen zor.
Kimimiz çabucak sıkılıverir: Nerede yeni bir şey varsa, biz
oradayız (yenilik düşkünü). Hedefi yalnızca değişiklik
oluşturmak olan yenilik düşkününü oradan oraya sürüklenirken
görebilirsiniz. Fikir değiştirmekten ziyade, fikirlerin uçuşması
diyebileceğimiz bir ruh halinde olur. Bir konuyu, bir kitabı,
bir fikiri "in" yapanlar bu değişiklik meraklıları, yenilik
düşkünleri arasından çıkacaktır. "Out" yapanların da aynı
kişiler olmasını bekleyin.
Yenilikçiyi ise hedefine yönelik hareket ederken bildik yol
ve yöntemlerin dışına çıkabilen olarak tanımlayabiliriz. Bu
davranış tarzı serüvenci, sıradışı, devrimci veya avant-garde
gibi adlara da uygun ve layık görülebilir. "Bildiğinden şaşan",
bunu da bilerek yapan yenilikçiyi kendinize daha yakın
bulabilirsiniz. Yenilikçinin "sonu"nun yenilik düşkünününkinden
daha iyi olacağını kimseye garanti edemiyorum. Eğer
yaşadıklarımızın sonuçlarını sadece başarı ya da hüsran ile
ölçmüyor, hedefe giden yolda yaşananların da bir anlamı olduğunu
düşünüyorsanız, zaten işin "sonu" gibi bir kavram sizi pek de
ilgilendirmeyecektir. Bir “business leader” okur iseniz, bu
cümleden sonuç odaklı olmamak gibi (kastedilmeyen) bir anlam
çıkartmış olabilirsiniz. Genelleme yapılabilecek bir söz
söylemiyorum; tabii ki; sonuç almak çok önemli, yani, kâr etmekJ
Ama bugün kâr gibi gözükenin yarın zarar olarak
tanımlanabileceğini düşünürseniz, sonuç tanımınıza bir kez daha
bakmanızdan bir zarar gelmez.
Yenilik düşkünü ile yenilikçi arasındaki ortak noktaların
çokluğu, bazen ikisinin de aynı türden olduğunu düşündürebilir.
Acaba bir kategoriden öbürüne geçiş yapmak mümkün mü? Genetik ve
davranış arasındaki ilişkileri araştıran İsrailli bir ekip (R.
Ebstein ve arkadaşları) 1996 yılında yayımladığı bir ilk
çalışmada "yenilik arayışı" diye bilinen temel davranış
özelliğinin ilişkili olduğu bir gen keşfettiğini dünyaya ilan
etti. DRD4.7 diye bilinen bu geni taşıyanların (yukarıda
tanımladığımız anlamda) yenilik düşkünü mü, yoksa yenilikçi mi
olduğunu çalışma verilerinden kestirmek mümkün değil. DRD4.7
geni ve davranışlarımız üzerinde ben ve çalışma arkadaşlarımın
yürüttüğü araştırma sonuçlarını merak edenler
yanki.yazgan@yale.edu ya yazabilirler, ya da “Kalp Çarpar Beyin
Böler” kitabımdaki bu yazının genişletilmiş biçimine
gözatabilirler.
Bir insanın genine bakmak ile kahve falına bakmayı karıştırma
eğilimine girmeyelim. Geçmişlerine bakarak gözleyebileceğimiz
farklar var. Aynı genleri taşıyan insanların nsaıl
farklılaştıklarını anlayabilmek için başlarına gelenleri ve
başlarından geçenleri bilebilmek gerekir. Hayat tarzı olarak,
alışkanlıklarından vazgeçivermeye hazır olan bu iki grup
arasında geçmişe ilişkin başlıca fark şu: Kuralları anlama ve
kuralları uygulama alışkanlıklarını çocukluklarında
geliştirebilmiş olanlar yenilikçi, bu alışkanlıkları olmayanlar
yenilik düşkünü oluyor. Hayata yenilik geni açısından aynı
noktadan başlamış olanlar, birbirine yakın gözüken ama çok
farklı noktalara ulaşıyorlar.
Yenilikçi okurlar, yenilik düşkünü okurlar, ya da tam
tersiyim diyen okurlar, ne durumda olduğunuzu anlamak için
genlerinize baktırmanıza gerek yok. Oyunları kurallarına göre
oynayıp oynamadığınızı bir kontrol edin, yeter. Kuralı
geliştirebiliyor, anlayabiliyor ve uygulayabiliyor olmanız,
kuralı değiştirebiliyor olmanızı da getirecektir, doğallıkla.
Prof. Dr.
Yankı Yazgan'a
teşekkürlerimizle
Denizce

04.12.2007 |
|