Denizce
    
e-mail
 
denizce@denizce.com
 

  

  



Dünya
Atmaca
Böğürtlen
Datça Florası
Deniz Minareleri..
Doğal Klimalı Evler
Ekolojik Sistem
En Yakın Mars
Mars 2007
Sulak Gezegen Mars
Evsel Atıksular
Gediz'in Güzelleri
Gelincikler
İklim Dinamikleri
İklim Geleceğimiz
İstanbul'da İlkbahar
Karaca
Kardelen
Karıncalar
Kasırga Nasıl Oluşur
Kelebek
Kış Güneşi
Kış Uykusu
Kurutulan Dünya
Kül ve Ekmek
Küresel Isın.Pay.
Lale
Mağaracılık
Mantarın Rengi
Meyve Çiçekleri
Nar, Mazı Meşesi
Pil
Sedir A.ve Gemicilik
Sonbaharın Renkleri
Suya Aşık Kuşlar
Türkiye Doğası
Yaban Koyunu
Yapraklar
Zakkum

  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım 

 

  Yılkı Atlarının Özgürlük Dansı

İpek Tanır     

 

Hemcinslerinin aksine yılkı atları yularsız, eyersiz alabildiğine ‘özgür’. Yemyeşil çayırlarda uçarcasına süzülürken, onları izlemek garip bir ürperti verir insana.

Duygularıyla, hisleriyle insanoğlunun kendine en yakın hissettiği atlar aynı zamanda insana en çok vefa gösteren, düşeceğini hissettiği anda sahibinin canı yanmasın diye yavaşlayıveren son derece de asil bir canlıdır. Yılkı atlarında ise dağlardaki yaşam içinde artık insanoğluna değil de birbirlerine olan vefa duygusu hayranlık uyandıracak derecededir. Baskın olan özellikleri ise özgürlüğe tutkuyla bağlı oluşlarıdır. Bu yüzden bir kez gördüğünüz noktada bir daha bulamazsınız yılkı atlarını. Çünkü sürekli yer değiştirirler. Bütün bağlardan azade olduklarından küçücük haralar değil uçsuz bucaksız dağların, ormanların sınırları kadar geniştir yaşam alanları. İstedikleri yöne koşmanın, başına buyruk yol almanın tadını çıkarırlar. Hemcinslerinin aksine yılkı atları yularsız, eyersiz alabildiğine ‘özgür’. Yemyeşil çayırlarda uçarcasına süzülürken, onları izlemek garip bir ürperti verir insana. Sanki ‘özgürlük’ hissinin ete kemiğe bürünmüş halidir yılkı atların başı dumanlı dağların eteklerinde başınabuyruk bir hayat sürmeleri…

 

Rüzgârla Dans Eden Asalet

Yılkı atları ürkektir; mesafe koyarlar insanoğluyla aralarına. Sözgelimi 50 metre bile yaklaşamazsınız. Zira korkup kaçarlar sürüleriyle birlikte ve arkalarından bakakalırsınız. Seyrine doyulmaz manzaradır yılkı atlarının ‘özgürlük’ dansı… İnsanoğlunun tahrip eden ve tüketen, azaltan yanına rağmen yeniden var olmanın ve var etmenin, yeni başlangıçların seremonisi gibidir yılkı atlarının rüzgârla yarışan halleri… Dağlar ve atlar ne çok yakışır birbirine. Dağların heybetine atların asaleti nasıl da denk düşer. Arap ya da İngiliz atı gibi asil bir soydan gelmezler ama yılkıların asaleti zincirlerini kırmalarından gelir. Dağları mesken tutmalarından da. Özgürlüğe yazgılı olmaları da hayranlık vericidir.

 

Yeni Başlangıçların Seremonisi

Yılkı atları, 10–12 atlık gruplar halinde dolaşırlar. Her öğreğin bir lider atı vardır. Özgür dediysek yılkıların bile belli sorumlulukları vardır. Zira kışın zor şartlarında yaban hayatında kendilerine saldırmak isteyen kurtlarla mücadele etmek için bir arada olmak zorundadırlar. Kışın yiyecek bulmak yılkı atları için zorlu bir hâl alır. Yaşadıkları alanlar karla kaplandığında burunlarıyla karı delerek altındaki otlara ulaşırlar. Su ihtiyaçlarını ise dere yataklarından, eriyen kar sularından gidermeye çalışırlar.

Ağaçların altı da hemcinslerinin haralardaki güvenli yaşamları kadar olmasa da sığınaktır. Yılkı atları, insanlardan mümkün olduğunca uzak durmaya ve doğaki yiyeceklerle hayatını sürdürmeye çalışırlar. Son yıllarda artan çevre kirliliği, su kaynaklarının kimyasal atıklarla zarar görmüş olması yılkı atlarının yaşam mücadelelerini zorlaştırıyor. Bu yüzden orman müdürlükleri, yaban hayvanlarına destek olmak amacıyla kış aylarında ormanlık alanlarına yem bırakarak onların hayatta kalmasını sağlıyorlar.

 

  Yazı            : İpek Tanır           
Fotoğraflar: Akgün Akova     

    Kaynakça:
   SkyLife
- Mart 2010

 

 

İpek Tanır ve
Akgün Akova'ya teşekkürlerimizle

Denizce

24.03.2010