|
İstanbul, 09.05.2003
Sayın
Ahmet Özalp bey,
"Ne olacak bu denizlerimizin hali" yazınıza kurucusu olduğum
Deniztemiz Derneğinin "reklamını" yaparak cevap vereceğim.
"Deniztemiz / Turmepa program ve çalışmalarında Birleşmiş
Milletler Denizcilik Örgütü IMO ve çevre örgütü "UNEP" başta
olmak üzere dünyada 8 uluslar arası kuruluşun, ülkemizde Genel
Kurmay Başkanlığının, Milli Eğitim ve Çevre Bakanlıklarının,
İst.Deniz Ticaret ve Sanayii odaları ile, İst.Teknik
Üniversitesinin denizcilik, Marmara Üniversitesinin Hukuk,
Akdeniz Üniversitesinin Çevre fakültelerinin onayını almış bir
dernektir.
1992 yılında yola 3 kişi ile çıkarken hedefimiz 70 milyon
nüfuslu ülkemizde deniz kirliliğine duyarlı vatandaşlarımızdan
hiç olmazsa binde birine ulaşmak ve üye sayımızı 70.000
çıkarmaktı. Bütün gayretlerimize rağmen görevi bıraktığım 2003
yılında ancak 23.000 kişi bize katıldı. Uluslar arası arenada
saygın bir kuruluş sıfatını kazanmak, sesimizi duyurmak ve
dünyadaki "çevre fonlarından" yararlanmak için üye sayımızın YÜZ
BİNLERİ aşması gerekmektedir.
Denizleri temizlemek gibi hayali bir plana ve lükse sahip
değiliz.Çözüm KİRLETMEMEYİ öğretmektir ve bu da ancak eğitimle
mümkündür.
159 üyeli IMO "KİRLETEN ÖDER" prensibini kabul etmiştir.
Denizlerimizdeki kirliliğin büyük kısmı yabancı kaynaklıdır.
KİRLETENLER’le savaşı da ancak ekonomik güce sahip yüz binlerin
desteklediği ciddi bir DERNEK yapabilir görüşümüze inanıyorsanız
Deniztemiz’e üye olunuz.
Amerika Birleşik Devletleri Atlas okyanusunda, kıyılarından 200
deniz mili uzaklıkta kendi çevre güvenliği için gemileri kontrol
ediyor! Kıyılarımızdan sadece 200 metre mesafeden geçen gemileri
kontrol edemiyoruz?! Neden? Çünkü onlar çok iyi organize
olmuşlar ve çok GÜÇLÜ..
Almanya Elbe nehri üzerinde 100 milyon mark kıymetinde ve yıllık
işletme giderleri on milyon markı aşan çevre koruma, yangın
söndürme, acil müdahale romörkörleri kullanıyor çünkü Avrupa’nın
en kuvvetli ekonomisine sahipler yani onlar da GÜÇLÜ..
Roterdam’a yılda 200 milyon ton akar-yakıt girer ve çıkar. En
ufak bir kazada bütün Hollanda havaya uçabilir fakat onlar daha
fazlası gelsin daha çok kazanalım diyorlar! Neden çünkü
önlemlerini almışlar, men-methods-machines diyorlar, çok güzel
organize olmuşlar, onlar da GÜÇLÜ..
Karadeniz’in zehirlenmesinde, bölgemizde doğanın her gün biraz
daha ölmesinde AB ülkeleri sanayi atıkları baş rolü oynarken
bizler suçlanırız! Neden? Çünkü birleşmişler, birbirlerini
koruyor ve destekliyorlar yani onlar da GÜÇLÜ !..
Peki biz neden bir şeyler yapamıyoruz? Çünkü güçsüzüz!
Dağınığız, program, plan ve politikamız yok. Her biri kendi
sahasında uzman fakat hangi melodiyi çalacağını bilmeyen
müzisyenlerden oluşan bir orkestra gibiyiz..
Sevgili deniz severler, çocuklarımızın masmavi sularda
yüzebilmesi, yelkenlerinin Marmara’nın temiz rüzgar ve denizinde
açılabilmesi için daha fazla vakit kaybetmeden Deniztemiz’e üye
olun, destekleyin sesimizin dünyaya duyurulması için
güçlendirin.
Çağdaşlığı, insan haklarını, doğa korumayı –kağıt üzerinde–
kimseye bırakmayan Avrupa ülkelerinin atıkları ile ölü denize
dönüştürülen KARADENİZ–BOĞAZLAR- ve MARMARA başta olmak üzere
babalarımızdan miras değil çocuklarımızdan ödünç aldığımız
"doğa"yı korumak emanete hıyanet etmeden devredebilmek için
görevimiz aralıksız çalışmak, ulusal ve bölgesel GÜÇBİRLİĞİ
oluşturmaktır inancındayım
"ASIRLARDIR İNSANLARI DOĞANIN AZABINDAN
KORUDUK, ŞİMDİ DOĞAYI İNSANLARIN GAZABINDAN KORUMAK"
zorundayız.
Birleştiğimiz anda da bu sorunu çözecek güce sahibiz.
Sevgi ve Saygılarımla,
Capt.Yılmaz Dağcı
Bir düzeltme:
1. Setur marinalarına davetle Genel Koordinatör olarak ve bir
yıl için gittim 14 ay kaldıktan sonra teşekkür ve veda yemekli
bir merasimle ayrıldım.
Koç grubundan veya Setur marinalarından emekli değilim. 77
yaklaşan yaşıma rağmen emekli olmayı da kabullenmiyorum ve halen
aktif bir çalışma hayatı sürdürüyorum.İsmimin başına (E) harfini
emekli değil eski anlamında koymuştum.
Atıklar hakkında bazı bilgiler:
Tuna nehri her gün 60.000 ton kirli suyu Karadeniz’e döküyor.
Bir litre petrol bir milyon litre suyu etkiler / Akdeniz her 80
yılda bir kendini yeniler / otobüs bileti 2 hafta, bez parçası 6
hafta, ip bir yıl, boyalı tahta 13 yıl, teneke 100 yıl,
alüminyum kutu 200-250 yıl, plastik şişe 450 yıl denizlerde
yaşayabiliyor.
Cam şişe ve sigara izmariti ise
bilinmiyor.
Denizde yüzen plastik torbaları canlı balık veya benzeri yenecek
sanan martılar dalıp bu torbaları aldıklarında boğazlarına
takılıyor ve feci şekilde ölmelerine neden oluyor.
Kıyılarımızda, plajlarda görülen ve geçen gemilerden atılan
çöplerin denize dökülmesindeki önemli nedenler :
-
Limanımıza
gelmeden çöpün çeşit ve miktarını bildirmesini rağmen gemi
limanı terk etmeden evvel çöplerini almayı beceremiyoruz.
-
Çöpü almak için
uluslar arası kuruluşlarca belirlenmiş ücretlerin çok üstünde
bedel istenince kaptanı adeta bu fahiş masraftan kaçmaya ve
çöpünü denize dökmeye yönlendiriyoruz.
-
Kıyılarımızdan
geçen ve menşei meçhul, sigortası eksik Bayrağı "ucuz"gemileri
ve yaptıkları nice kanunsuz işleri kontrol imkanına sahip
olmayışımız,
-
Uluslar arası
kurallara göre bir limandan diğerine giden geminin kalktığı son
limana ne çeşit ve miktar çöp bıraktığını gösteren belgeleri
henüz bu uluslar arası anlaşmaları ratifiye etmediğimiz için
uygulamaya koyamıyoruz.
Örneğin :
IMO’nun kurulduğu 1958 yılından günümüze kadar çıkarttığı 60
YAKIN ULUSLAR ARASI KONVENSİYON’un Norveç 53, İsveç 53,
İngiltere 53, Yunanistan 47, Rusya 47, Hollanda 49 tanesini
parlamentosundan geçirip uygulamaya koymuşken; biz sadece 14
tanesini TBMM’de onaylatıp (ratifiye ettirip) uygulamaya
koymuşuz fakat geri kalan tam 47 tanesini IMO ele
almamışız!!!??? (Bazılarını politik nedenlerle uygulamaya
koymaya niyetli değiliz, bazıları Parlamentomuzda sırada
beklemektedir bazıları ise henüz değişik bakanlıklarda etüt
edilmektedir !!)
Not: Yukarıdaki verilerin kaynağı IMO’nun yayınladığı 31.07.2001
tarihli tebliğdir.
Selam, sevgiler.
Capt.Yılmaz Dağcı,
Deniztemiz Derneği Kurucu Onur Üyesi.
Yılmaz Dağcı'ya teşekkürlerimizle,
Denizce

14.05.2003
|