Denizce
       e-mail
    
    denizce@denizce.com
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe M. Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Teoman Arsay
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

Dost Köşesi   

  Denizlerimizin Temizliği                                                          Yılmaz Dağcı
 


İstanbul, 09.05.2003


Sayın Ahmet Özalp bey,


"Ne olacak bu denizlerimizin hali" yazınıza kurucusu olduğum Deniztemiz Derneğinin "reklamını" yaparak cevap vereceğim.

"Deniztemiz / Turmepa program ve çalışmalarında Birleşmiş Milletler Denizcilik Örgütü IMO ve çevre örgütü "UNEP" başta olmak üzere dünyada 8 uluslar arası kuruluşun, ülkemizde Genel Kurmay Başkanlığının, Milli Eğitim ve Çevre Bakanlıklarının, İst.Deniz Ticaret ve Sanayii odaları ile, İst.Teknik Üniversitesinin denizcilik, Marmara Üniversitesinin Hukuk, Akdeniz Üniversitesinin Çevre fakültelerinin onayını almış bir dernektir.

1992 yılında yola 3 kişi ile çıkarken hedefimiz 70 milyon nüfuslu ülkemizde deniz kirliliğine duyarlı vatandaşlarımızdan hiç olmazsa binde birine ulaşmak ve üye sayımızı 70.000 çıkarmaktı. Bütün gayretlerimize rağmen görevi bıraktığım 2003 yılında ancak 23.000 kişi bize katıldı. Uluslar arası arenada saygın bir kuruluş sıfatını kazanmak, sesimizi duyurmak ve dünyadaki "çevre fonlarından" yararlanmak için üye sayımızın YÜZ BİNLERİ aşması gerekmektedir.

Denizleri temizlemek gibi hayali bir plana ve lükse sahip değiliz.Çözüm KİRLETMEMEYİ öğretmektir ve bu da ancak eğitimle mümkündür.


159 üyeli IMO "KİRLETEN ÖDER" prensibini kabul etmiştir. Denizlerimizdeki kirliliğin büyük kısmı yabancı kaynaklıdır. KİRLETENLER’le savaşı da ancak ekonomik güce sahip yüz binlerin desteklediği ciddi bir DERNEK yapabilir görüşümüze inanıyorsanız Deniztemiz’e üye olunuz.

Amerika Birleşik Devletleri Atlas okyanusunda, kıyılarından 200 deniz mili uzaklıkta kendi çevre güvenliği için gemileri kontrol ediyor! Kıyılarımızdan sadece 200 metre mesafeden geçen gemileri kontrol edemiyoruz?! Neden? Çünkü onlar çok iyi organize olmuşlar ve çok GÜÇLÜ..


Almanya Elbe nehri üzerinde 100 milyon mark kıymetinde ve yıllık işletme giderleri on milyon markı aşan çevre koruma, yangın söndürme, acil müdahale romörkörleri kullanıyor çünkü Avrupa’nın en kuvvetli ekonomisine sahipler yani onlar da GÜÇLÜ..


Roterdam’a yılda 200 milyon ton akar-yakıt girer ve çıkar. En ufak bir kazada bütün Hollanda havaya uçabilir fakat onlar daha fazlası gelsin daha çok kazanalım diyorlar! Neden çünkü önlemlerini almışlar, men-methods-machines diyorlar, çok güzel organize olmuşlar, onlar da GÜÇLÜ..


Karadeniz’in zehirlenmesinde, bölgemizde doğanın her gün biraz daha ölmesinde AB ülkeleri sanayi atıkları baş rolü oynarken bizler suçlanırız! Neden? Çünkü birleşmişler, birbirlerini koruyor ve destekliyorlar yani onlar da GÜÇLÜ !..

Peki biz neden bir şeyler yapamıyoruz? Çünkü güçsüzüz! Dağınığız, program, plan ve politikamız yok. Her biri kendi sahasında uzman fakat hangi melodiyi çalacağını bilmeyen müzisyenlerden oluşan bir orkestra gibiyiz..

Sevgili deniz severler, çocuklarımızın masmavi sularda yüzebilmesi, yelkenlerinin Marmara’nın temiz rüzgar ve denizinde açılabilmesi için daha fazla vakit kaybetmeden Deniztemiz’e üye olun, destekleyin sesimizin dünyaya duyurulması için güçlendirin.

Çağdaşlığı, insan haklarını, doğa korumayı –kağıt üzerinde– kimseye bırakmayan Avrupa ülkelerinin atıkları ile ölü denize dönüştürülen KARADENİZ–BOĞAZLAR- ve MARMARA başta olmak üzere babalarımızdan miras değil çocuklarımızdan ödünç aldığımız "doğa"yı korumak emanete hıyanet etmeden devredebilmek için görevimiz aralıksız çalışmak, ulusal ve bölgesel GÜÇBİRLİĞİ oluşturmaktır inancındayım

"ASIRLARDIR İNSANLARI DOĞANIN AZABINDAN KORUDUK, ŞİMDİ DOĞAYI İNSANLARIN GAZABINDAN KORUMAK" zorundayız.


Birleştiğimiz anda da bu sorunu çözecek güce sahibiz.

Sevgi ve Saygılarımla,
Capt.Yılmaz Dağcı




Bir düzeltme:

1. Setur marinalarına davetle Genel Koordinatör olarak ve bir yıl için gittim 14 ay kaldıktan sonra teşekkür ve veda yemekli bir merasimle ayrıldım.


Koç grubundan veya Setur marinalarından emekli değilim. 77 yaklaşan yaşıma rağmen emekli olmayı da kabullenmiyorum ve halen aktif bir çalışma hayatı sürdürüyorum.İsmimin başına (E) harfini emekli değil eski anlamında koymuştum.


Atıklar hakkında bazı bilgiler:

Tuna nehri her gün 60.000 ton kirli suyu Karadeniz’e döküyor.
Bir litre petrol bir milyon litre suyu etkiler / Akdeniz her 80 yılda bir kendini yeniler / otobüs bileti 2 hafta, bez parçası 6 hafta, ip bir yıl, boyalı tahta 13 yıl, teneke 100 yıl, alüminyum kutu 200-250 yıl, plastik şişe 450 yıl denizlerde yaşayabiliyor.
 

Cam şişe ve sigara izmariti ise bilinmiyor.

Denizde yüzen plastik torbaları canlı balık veya benzeri yenecek sanan martılar dalıp bu torbaları aldıklarında boğazlarına takılıyor ve feci şekilde ölmelerine neden oluyor.

Kıyılarımızda, plajlarda görülen ve geçen gemilerden atılan çöplerin denize dökülmesindeki önemli nedenler :

  1. Limanımıza gelmeden çöpün çeşit ve miktarını bildirmesini rağmen gemi limanı terk etmeden evvel çöplerini almayı beceremiyoruz.
     

  2. Çöpü almak için uluslar arası kuruluşlarca belirlenmiş ücretlerin çok üstünde bedel istenince kaptanı adeta bu fahiş masraftan kaçmaya ve çöpünü denize dökmeye yönlendiriyoruz.
     

  3. Kıyılarımızdan geçen ve menşei meçhul, sigortası eksik Bayrağı "ucuz"gemileri ve yaptıkları nice kanunsuz işleri kontrol imkanına sahip olmayışımız,
     

  4. Uluslar arası kurallara göre bir limandan diğerine giden geminin kalktığı son limana ne çeşit ve miktar çöp bıraktığını gösteren belgeleri henüz bu uluslar arası anlaşmaları ratifiye etmediğimiz için uygulamaya koyamıyoruz.

Örneğin :


IMO’nun kurulduğu 1958 yılından günümüze kadar çıkarttığı 60 YAKIN ULUSLAR ARASI KONVENSİYON’un Norveç 53, İsveç 53, İngiltere 53, Yunanistan 47, Rusya 47, Hollanda 49 tanesini parlamentosundan geçirip uygulamaya koymuşken; biz sadece 14 tanesini TBMM’de onaylatıp (ratifiye ettirip) uygulamaya koymuşuz fakat geri kalan tam 47 tanesini IMO ele almamışız!!!??? (Bazılarını politik nedenlerle uygulamaya koymaya niyetli değiliz, bazıları Parlamentomuzda sırada beklemektedir bazıları ise henüz değişik bakanlıklarda etüt edilmektedir !!)


Not: Yukarıdaki verilerin kaynağı IMO’nun yayınladığı 31.07.2001 tarihli tebliğdir.


Selam, sevgiler.

Capt.Yılmaz Dağcı,
Deniztemiz Derneği Kurucu Onur Üyesi.


 

                                                                 Yılmaz Dağcı'ya teşekkürlerimizle,

                                                                                   Denizce
                                                                     

                                                                                                                14.05.2003