|

İlk defa 1952 yılında ondan sonra da belli aralıklarla
gittiğim Las Vegas’a bu yıl kaçıncı seferimi yaptığımı
bilmiyorum. Ancak sizi bir rüya aleminde yaşatan ve özellikle
son 10 yıldaki gelişmeler karşısında şaşırmadan, kendinden
geçmeden yürümenin pek mümkün olmadığı şehirden, şovlardan,
shopping’ten uzaklaşıp civarı dolaşmaya karar verdim.
Las Vegas’a gidilir de kumar oynanmaz mı diyenlere:
Bana her yönü ile Atatürk Barajını andıran 1936 yılında
yapıldığında dünyanın 8nci harikası diye adlandırılan “Hoover
Dam” barajını,
Bu barajın yarattığı ve kıyı uzunluğu 1300 km. civarı Lake
Mead gölünü,
Barajdan başlayıp Arizona eyaleti üzerinden Meksika sınırına
inan, iki ülke arasındaki sınır boyunda 5 km. gittikten sonra
Gulf of Mexico’da Pasifik okyanusuna dökülen “Colorado” nehri
kıyısını,
Bir çöl faresinin dahi geçmekte zorlandığı Nevada’da kovboy
filmlerinde öldürülmeleri ile adeta insanlığı kurtulduğuna
inandığımız kızıl derilerin bu çöllerde nasıl ve ne ile
yaşadıklarını,
Dünyanın en enteresan ve arasına / içine helikopterle 4000
feet veya yaklaşık 1300 metre inerken helikopterin pervanesi
hangi yamaca değecek diye içinizin ürperdiği “Canyon” ları,
21 yüzyılda “çevre korunmasının” göl, nehir ve yol
kıyılarında nasıl gerçekleştirildiğinin en canlı örneklerini,
“NEVADA” çölü diye gülüp geçtiğimiz yerlerde görmenizi
öneririm.

Her biri 5.000 odalı, günde 50.000 üzeri insanın girip
çıktığı ve kıymeti 2.5 milyar doları aşan oteller, 520.000
nüfusunun %12 geliri 100.000$ ve üzeri, %45’inin geliri
50-75.000$ olan, yerli ve yabancı turistin geçen yılki cirosu
30 milyar doları aşan, kadın, kumar ve içkinin adeta sınırsız
ve yan yana olmasına rağmen hiç bir yerde hiç bir polis
görmediğim gibi tek bir kavga ve gürültüye bugüne kadar bir
kere olsun rastlamadığım Las Vegas şehrini arkada bırakıp
“Mead” gölü kıyısına ve orada gezmek imkanını bulduğum 9
marinaya gidelim.
Şehrin dışında karşılaştığım ilk uyarı levhasında :
Bölgemizi koruyalım, çöle çöp atmanın cezası 1.000$” görünce
kuş uçmaz, kervan geçmez bu yerde arabadan atılan çöpü nasıl
görüp 1.000$ ceza kesiyorlar? Bir denesem mi diye içimden geçti
ama hem bir çevreci olmam, hem misafiri olduğum ülkenin
kanunlarına saygılı olma sorumluluğum hem de rakkamın büyüklüğü
nedeni ile bu denemeyi yapmadım.
İkinci enteresan nokta en ücra köşelere kadar bütün yolların
mükemmel şekilde işaretlenmiş olması idi...
Üçüncü enteresan nokta gezdiğim her marinada teknelerini göle
sokmak isteyenler için ücretsiz “rampa” zorunluluğu idi...En
küçük marinada iki, biraz büyüklerde tam 8 şeritli yani aynı
anda sekiz otomobilin yan yana ve geri geri giderek getirdikleri
tekneleri suya indirme imkanı veren rampalar..
Rampa yakınında otoparklar ve otoparklarda üstü kapalı
beton masa ve sıralar ve her masanın hemen yanında yere
sabitlenmiş balık veya et kızartmak/pişirmek için “ocak”lar..
Her oto parka giriş yerinde içinde tazyikli bol su, balık
kılçıklarının ayıklanmsı ve ezilerek hayvan yemi olarak
kullanılmasını sağlayan “Fish Cleaning”mekanizmalı balık
temizleme masaları...
Haziranda 50 dereceyi aşan sıcak çölde hafta içi belki hiç
kimse gelmese de “air condition” lu, sıcak ve soğuk suyu bol
bay–bayan tuvaletleri...
Adım başında temiz, kokmayan çöp torbaları...
Marinaların hemen hepsinde yüzer iskeleler... teknelerin
arasında “parmaklar” ve en az kapasitesinin %35 gölgede
bağlanmasını sağlayan üstleri “kapalı“ yat garajları !..
Göl bölgesine özel bir kapıdan giriliyor... 5 gün geçerli
ziyaretçi bileti araba başına (içinde kaç kişi olursa olsun) 5
dolar... Gölde balık tutmak isteyenler için ayrıca günlük,
haftalık, aylık veya yıllık balık tutma belgesi satılıyor... Bir
hafta için avlama bedeli 10$ civarı... Bugüne kadar tutulmuş en
büyük balığın ağırlığı 35 kg. kadardı yanında bir resim
çektirdim.
Marina çevresi, giriş–çıkışlar, göl ve nehirler gayet güzel,
kolay anlaşılır şekilde işaretlenmiş hem navigasyon kolaylaşmış
hem kaza riski azaltılmış... 10-12 metre boyunda bir
motorbot’un 1 saatlik kirası 50 dolar... Günlük ve daha uzun
kiralama için özel indirimler yapılıyor...

Marinalarda palamar hizmeti verilmiyor; buna mukabil kışlık
konaklama boya onarım ve bakım hizmetleri var. Gezdiğim
marinalardan en büyüğü 200 çatı altında olmak üzere 450 tekne,
en küçüğü 120 tekne kapasiteli idi.
Yelkenli sayısı çok az kiralık motorbotlar, 150 kişi alabilen
“sight seeing” tekneleri bol miktarda mevcut... Bir marinada da
yandan çarklı, mississipi tipi nehir teknesi turist gezdiriyor
ve eski Amerikan filmlerinde de gördüğümüz gibi içinde kumar
oynanabiliyor... Göl’de bir teknede de olsanız Nevada
kurallarına göre kumar serbest! Bu tip teknelere ve oyunlara
sadece turistler rağbet ediyorlar...
Hazır Nevada-Arizona derken Colarado nehri kıyısından
Californiya’ya da girince şu çok önemli olayı duyurmak istiyor
ve
Denizce'nin desteğini rica ediyorum:
9-12 Ocak 2005 tarihinde San Diego, Calif. da 2005
International Marina Konferansı yapılacak.
Üyesi olduğum ICOMİA (Int’l Council of Marine
Industry Association)‘ın öncülüğünde
The Marina Operator’s Association ( MOAA),
The National Marine Manufacturers Association (NMMA),
The Int’l Marina Institute, ( IMI ),
The American Boat Builders & Repairers Association (ABBRA),
ve
The Yacht Harbour Association, London (Y.K.üyesi olduğum
TYHA),
gibi bu konuda dünyanın en ileri kuruluşlarının hazır
olacağı ve 4 gün sürecek bu konferansta; Yat turizmi ve dünya
marinacılığının geleceği konuşulacak ve eminim
önemli kararlar alınacak.
Bu uluslararası platformda:
Yat/Deniz Turizmi,
Marinacılık,
Yat Kiralama,
Mavi Yolculuk,
Deniz Kirliliği, Çevre
v.b. konular ile ilgili kişi ve kuruluşlar tarafından temsil
edilmesi Türkiyemiz yararına olacaktır.
Alakalıların en geç 1 Eylül 2004 tarihine kadar Deniz
Ticaret Odasına telefonla
[0212-252 0130 ref.Capt.Yılmaz Dağcı] başvurmaları
rica olunur.
Sevgi ve Saygılar,
Capt.Yılmaz Dağcı
DTO Y.K.Başkan Danışmanı
Yılmaz Dağcı'ya teşekkürlerimizle,
Denizce

13.07.2004
|