|
Sevgili
Dostlar,
Bir önceki
RÜZGAR YÜKÜ başlıklı yazımda
çeşitli rüzgar kuvvetlerinin teknelerimiz üzerinde meydana
getireceği yükleri, diğer bir deyişle çapalarımızın maruz
kalacağı yükleri bir tablo halinde görmüştük. Bu çizelgeye
eklenecek bir husus da tablodaki yüklerin normal gabarilerdeki
tekneler ve akıntısız bir ortam için veriliyor olması.
Teknenizin normal gabarilerin üzerinde, havaleli bir tekne
olması veya bulunduğunuz bölgede akıntı varlığından şüphe
etmeniz halinde ise çizelgedeki bir üst yükü almanız daha doğru
olacaktır.
İlk yazımda
teknelerimize binen yükler hakkında bilgi sahibi olmamızın,
demirleme tekniklerini öğrenmede ve çapa seçimimizde bizlere
yardımcı olacağını, denizde demirleyecek bir denizcinin, bu
tablo ile belki de daha önce bilmediği kuvvetler hakkında bundan
böyle bilgi sahibi olabileceğinden bahsetmiştim.
Tablomuz
önümüzde, bizler artık teknemizde hangi mertebede yüklerle
uğraşacağımızı biliyoruz.
Denizcilik
literatüründe ve geçmişte demirler, demirleme teknikleri
hakkında bir çok özgün yazı ve derleme yayınlandı. Ben de bu
bilgi dağarcığına değişik formda bir yazı dizisi ile, yani
derlediğim teknik bilgileri kendi deneyimlerimle harmanlayarak,
iddiasız, bir sohbet formu şeklinde katkıda bulunmak istiyorum.
Deneyimli dostlarımın hoşgörüsüne sığınır, deneyimsiz
arkadaşlarımın işine yarayacağını umarım.
DEMİRLEME TEKNİKLERİ
Her tekne
kullanan kendi teknesinin kaptanıdır. Demir tipi seçimi ve
demirin atılması şekli de her kaptanın kendi bileceği bir karar
ve usuldendir. Genelde amatörlükten bahsettiğimize göre amatör
kaptan tecrübesiz olarak başladığı bu hayatta yaşadığı olaylar
ve deneyimlerden ders çıkartarak tecrübe kazanır. Genelde yıllar
sonra geriye bakar ve "yahu ne cesaretli imişim, çapa tipi,
zemin tipi neymiş? Zinciri sermek mi gerekirmiş, kaloma miktarı
mı? Çapayı atardık o kadar......." diyebilir. Bilmediğine, ancak
bilir geçindiğine üzülebilir. Bence denizde öğrenmenin yaşı ve
sonu olamaz. Yıllarını denizlere vermiş deneyimli her kaptan
dahi her yeni olayda yeni şeyler öğrenir, karşılaştığı
olaylardan yeni dersler çıkartır.
Demirleme
teknikleri hakkında kaleme alacağım yazı dizimi numaralanmış bir
alt başlık dizisi ile sürdüreceğim. Bu yazımda ilk iki alt
başlık, "Çapaya Gelecek Yükün Tahmini"
ve "Çapa Tipi Kararı"
yeralacaktır.
DEMİRLEME
TEKNİKLERİ
MADDE 1-Çapaya gelecek yükün tahmini
Öncelikle
demirlemenin hangi gaye için yapılacağına karar verilmelidir. Bu
maddeye demirlemek için önem derecesi
de diyebiliriz. Örneğin; geçici bir 15 dakika için palpaliman
bir havada etrafı açıklık, dibi kum, düz ve 4 m derinlikteki bir
yere demir atmanın önemi ile; çevresinde diğer teknelerin
olduğu, dar, arkası kayalık, dibi erişte, birden derinleşen,
rüzgarın artması ve yön değiştirmesi beklenen, gece teknede
yatılacak bir durumun önem derecesi farklı olacaktır. Birinci
durumun önem derecesi örneğin 1 ise ikinci şıkkınki 8 olabilir.
Dolayısı ile demirleme gayemize göre
Rüzgar Yükü Tablomuza danışmak, hangi kuvvette bir
rüzgara hazırlıklı olmak istediğimize karar vermek gerekebilir.
Örneğin,
birinci şıkta tabloya bakmadan demiri gelişigüzel
bırakılabileceğimiz halde, ikinci örnekte 40 knot rüzgarı seçmek
ve çapamızın bu yükü tutabileceğinden emin olmaya çalışmamız,
dolayısı ile doğru bir demirleme yapma uğraşısına girmemiz
kaçınılmaz olacaktır. Birinci şık için demirin taraması riski
çok düşük, tarasa bile getireceği tehlike minumum iken, ikinci
şık için maksimumdur. Dolayısı ile ikinci şık için tekneyi
yerinde tutacak ve rüzgar yükünü karşılayacak çapamız bu yükü
her şartta taşıyabilmeli ve o zeminde kendisini bırakmamalı;
tekneye, içinde uyuyanlara ve çevreye zarar vermemelidir.
MADDE
2-Çapa tipi kararı
Eğer
teknenizde tek çapanız varsa ve alışageldiğiniz denizler ve
mahaller dışında seyir ve konaklama yapmayı düşünüyorsanız;
örneğin, Marmara’ya alışık iken Ege veya Akdeniz’e inmeyi
düşünüyorsanız, bu denizlerde tecrübeniz yoksa, bu madde
özellikle sizler için faydalı olacaktır.
Genelde
geceyi marinada veya barınakta veya emniyetli tonozunda geçiren,
günlük gezisi sonunda emniyetli yerine dönen, gece alargadaki
teknesinde uyumayan, farklı denizlere çıkmayan denizciler
çoğunlukla tekneleri ile birlikte gelen tek çapalarını
kullanırlar. Umumiyetle çapalar hakkında bilgi arayışı içine
girmezler ve günübirlik alargada kaldıkları her zemin ve
havada ayni çapayı atarlar.
Ancak
çeşitli denizlerde gezen, uzun mesafeler geçen, koylarda
kıyılarda gece alargada kalan denizciler, teknelerinde kendi
deneyimlerinden gelen bir kaç adet ve çeşit demir taşırlar ve
sonu gelmeyen bir enerji ile mükemmel demiri, yani nihai çözümü
ararlar. Onlar için nihai çözüm; her zeminde ve havada çalışan
ideal çapayı bulmak ve teknede taşınan adeti baş ve kıç olarak
ikiye indirmektir.
Denizlerde
çapada kalmaya müsait deniz zeminleri bölgesel oldukları kadar
yerel olarak da değişiklik gösterirler. Kendilerine has
sayılabilecek zemin yapıları, koyları ve rüzgarları ile örneğin
bir Ege, bir Akdeniz örneğin bir Marmara denizinden farklıdır.
Çeşitli denizler bu farklı özellikleri dolayısı ile farklı
demirleme tekniklerinin doğmasına da sebep olmuşlardır. Örneğin
baştan demir, kıçtan ağaca veya karaya uzun koltuk alarak
demirleme literatürde "Akdeniz Usulü"
demirleme olarak yerini almıştır.
Aslında
konuyu "niçin bir sürü çapa?"
sorusuna cevap aramaya getiriyorum. Yukarıdaki belirttiklerimle
birlikte bu soruya cevap; farklı zeminlerin ve bu zeminlere
uygun farklı tipteki çapaların ve yine farklı çapaların farklı
tutma kuvvetleri olarak verilebilir. Örneğin çamur kil kadar,
yumuşak kum sert kum kadar, 32 derecelik bir danforth çamur da
45 derecelik bir danforth kadar, 8 kg’lık bir bruce 11 kg’lık
kadar......tutmaz. Dolayısı ile tutma kuvveti çapanın fiziki
kırılma ihtimalinden ziyade, zeminin tutma kabiliyeti ile
çapanın tipine bağlıdır.
Daha iyi
bir fikir vereceği umudu ile örneği kendi teknemden vermek
istiyorum.
a- Teknemin baş tarafında
iki adet kullanıma hazır ana çapam mevcut. Birinci çapam çapa
tablolarından kendi tekne boyumun iki boy büyüğüne uygun olarak
büyük seçilmiş, Yani [iki] kategori büyük tekneyi 30 knot
rüzgarda, benim ebadımı ise 42 knot üzeri rüzgarda tutabileceği
ticari olarak yayınlanmış. Bruce tipi fırtına-storm anchor. Bu
çapa kum, kil, nispeten çakıl-kumlu kaya’da çok kolay tutmakta,
ancak eriştelik zeminlere saplanamamakta. Sadece ağırlık olarak
davranmakta ve kısa zincir kaloması verilmiş eriştelikte 6 ve
üzeri havada erişte üzerinde kayarak tarayabilmektedir. Ancak bu
çapa eriştelik dışındaki kumluk ve benzeri alanlarda, rüzgar
yönü değişikliklerinde çapa dikeyinde kum içinde yerinde
dönmekte ve yerinden çıkmadığı için en güvenilir çapa
katagorisine girmektedir. Dolayısıyla erişte harici bölgelerde
bu çapayı kullanmaktayım. Marmara denizi bilhassa İstanbul
kıyıları kum/balçık karışımı olduğundan, bu çapaya genelde
Mamara’daki asli çapam diyebilirim. Not: Yabancı demirleme
terminolojisinde bir ebat tekneyi 30 knot’a kadar tutacağı
listelenen çapaya, o tekne boyu için "working
anchor" deniyor. Ben bunu "gündelik
çapa" olarak tercüme ettim.Türkçe literatürde başka
bir karşılığını bulamadım. 42 knot’a kadar tutan çapalara ise
fırtına-storm çapası
deniyor. Dolayısı ile bir çapa imalatçısının, tekne boyunuzu 30
knot’a kadar tutan çapasını seçerseniz, gündelik çapanızı seçmiş
olursunuz. Genel olarak tekne boyunuza denk gelen fırtına çapası
ebadını seçmenizi, eğer elinizde yeterli doküman yoksa,
tekneniz için söylenen boyun bir büyüğüne gitmeniz pek yanlış
olmayacaktır.
b- Genelde Ege ve Akdenizin
(özellikle Ege’nin demirlenecek yerlerinin (bana göre ve
tecrübeme göre tahminen %80’e yakın kısmı)) erişteliklerden
meydana gelmekte. Denemelerim eriştelikte
Bruce çapanın dibe saplanamadığını tesbit ettiğine
göre, erişteliğe saplanabilen bir çapanın gereği kaçınılmaz
oluyor. Tercihim, alt ucuna kurşun eritip ağırlaştırarak ucunun
dalmasına yardım ettiğim pulluk tipi
(CQR) bir çapa. Bu iki çapa başta ayni burun çiftli makarasında
yan yana durmakta ve zemin tipine göre ırgat zinciri ucuna bir
kilitle bağlanarak değiştirilebilmekte. Son yıllarda çapaları
zincir ucuna bağlarken fırdöndü kullanmıyorum. Zor zeminlerde
fırdöndüsüz zincirin çapayı zemine saplamada daha başarılı
olduğuna kanaat getirdim. Ayrıca bu bağlamda fırdöndüden de şu
ana kadar bir fayda gördüğümü söyleyemem. Son yıllarımda
karşılaştığım bir çok yabancı yatçının da fırdöndüden
vazgeçtiğini özellikle gördüm.
c- Baştankara yaklaşmalar ve
yedek çapa olarak kullandığım çok pahalı ancak verdiğim paraya
değdiğine kanaat getirdiğim alüminyum alaşımı hafif
Fortress marka kıç çapam.
Burada
bazı dostlarım kıç çapasına ne gerek var, kıç çapası nedir, ne
işe yarar diyebilirler.
Kıç çapası
özellikle manevra alanı dar barınaklara girerken, kıçtan elle
atılarak baştan kara yapılan veya kıçtan kara yanaşmanın dümen
palasını tahrip etme ihtimali olan dibi sığ veya kaya döküntüsü
olabilecek rıhtımlara baştan yanaşırken veya havanın patlayıp
ikinci çapanın botla veya diğer bir usulle atılması gerektiğinde
kullanılma gayesi ile genelde tekne kıçında taşınan çapadır. Bu
çapaya yedek veya
acil durum çapası da
denilmektedir. Çapanın hafif olması kullanımını ve taşınmasını
kolaylaştırmaktadır.
ÖNEMLİ
TAVSİYE:
Genelde bilmediğiniz, portolonunu görmediğiniz tüm rıhtım ve
benzerlerine ilk denemenizde baştan kara giriniz.
Bu çapam
ucunda 10 m zincir, gerisi esnek naylon ipten müteşekkil bir
takımla arka kıçta kullanıma hazır durmaktadır. Yedek çapa
olarak botla taşınması ve atılması çok kolay ve emniyetlidir.
d- Ambarda, ırgat problemi
ile doğabilecek tehlikeli sürüklenmeler, kayalara gitmeler için
bilhassa kayalık zemine takılabilecek
portatif balıkçı benzeri çapa. Bu çapayı şu ana kadar
herhangi bir kullanma gereğim doğmadı. Ancak kendisi ambardaki
yerini korumakta.
Bir dahaki yazımda devam etmek üzere...
Rüzgarınız kolayına,
pruvanız neta olsun
!
Sevgi ve Saygılarımla
Yusuf Köprülü

12.10.2002
|