| |
Bir
yerde konaklayıp da yola koyulmak ne güzel,
Hiç donmadan, bulanmadan böyle durulmak ne güzel.
Dün geçmiş ola: onunla gitti gider dünkü sözün:
Bir yepyeni gün için bir taze söz bulmak ne güzel.
Mevlâna Celaleddin Rumi (Ölüm:1273)
Yol, geleceğe
bir atılım, umuda, heyecana. Geri dönmez yol, gidişi hep
ileriyedir. Hanibal, 22 yüzyıl önce doğru söylemiş: "Ya bir yol
bulacağız ya da bir yol yapacağız." Uygarlık tarihi, "yol bulmak
ve yol yapmak" diye özetlenebilir. Elbette Türk kültür tarihi
de...
"Göç! Göç!"
diye bağırıyordu Uygur ülkesinde çocuklar, kuşlar, hayvanlar -
cansızlar bile. Yollara düştü halk. Nerde durmak istedilerse
yine "Göç! Göç!" sesleri uğuldadı. Bir yere vardılar, sesler
kesildi. Orada Beş Balık (beş kent) yaratıldı. Efsanelerimizde
hep yol vardı, hareket, göç, gidiş. Ergenekon, atalarımızın
kıstırıldığı bir vadiden dağı delerek çıkıp özgürlüğe
kavuşmasının öyküsü. Oğuz Kağan, her yöne yürüyüşün anlatısı.
Manas ve sonra Dede Korkut, göçebe devingenliğinin büyüleyici
masalları.
Tarihimizin ilk
dönemi, yollarla kucak kucağa. Ve göçün her türlüsüyle.
Göçerlik, göçebelik, Orta Asya'da belirli yöreler içinde bir
yaşam tarzıydı. Sonra oradan tâ Önasya'ya ve başka yönlere büyük
göç. Zaman ve mesafeler bakımından, Türkler kadar uzun göçler
yaşamış ulus pek azdır. Az gittik uz gittik, dere tepe düz
gittik. Göçkün bir ulus. Dilimizde "yurt" sözünün hem göçebe
çadırı, hem vatan anlamına gelmesi, ne kadar ilginçtir. İlk
çağımızda dinamik kültürümüz, atalarımızın terkisinde yollar
aşıyordu, yükte hafif: Dilimiz, şiirimiz, türkülerimiz,
danslarımız, masallarımız. At sırtında ilerleyen, kendi
değerlerine bağlı kalırken, bir yandan da bulduğu yenilikleri
benimseyen bir yaratıcı yaşantı. Bir kinetik enerji toplumu.
Yüzyıllarca, İmparatorluk olduktan sonra bile, serhat
akıncılığı.
Yollar vahaya
götürür, ütopyalara. Dağ tepe, bozkır bayır, sarp kaya sert
hava... Çetindir yollar. Güzel yaşama uzanabildiği gibi mihnete,
ölüme gider. Düşmanlar vardır yol üstünde. Doğanın kendisi de
düşmanlık yapar sık sık. Yol demek, savaşım demektir. Yoldaşlara
boşuna "yol eri" dememişiz. Yerleşik yaşayanlara hem
imrenmişizdir, hem de küçümsemişizdir onları: "Yatuk" sözü,
"yerleşik" de demek, "tembel" de. Biz yolların insanlarıyız. En
uzun yola küçük bir adımla çıkmak gerektiğini de biliriz,
doludizgin gitmeyi de. "Beka" toplumudur bizimki, yani herşeye
rağmen kalımlı olmayı başaran toplum. Uzak ve yakın tarihimizin
bir temel gerçeği, çıkar yolu bulabilmemizdir.
Uzun yollar
aşarak, türlü yönlere giderek ulaştığımız ve kök saldığımız
yerlerde de yeni yollar aradık. Anadolu'da Selçuklu, devingen
toplum uğruna, canla başla, yollar yaptı, kervansaraylar
yarattı. Osmanlı, seferlere adadı kendini. Cedleri gibi, at
sırtında, yollardaydı Sultanlar, çadır irisi otağlarda.
Yol kültürü,
arketiplerimizde, bilinçaltımızda. İslamiyet, manevi yolculuğun
heyecanını da getirdi: Hac. Ve "hicret" yerleşti inancımıza.
Klasik edebiyatımız da, meşakkatli yolculukların başyapıtlarını
verdi bize: "Leylâ ile Mecnun", "Hüsn ü Aşk". Evliya Çelebi'nin
anıtsal "Seyahatname"si, uzun gezilerde bir dev zekânın
serüvenleri...
Ve yol her
zaman güçlü bir mecaz - akıl yolu, gönül yolu, bilim yolu, aşk
yolu. Hacı Bektaş Veli'nin sözü doğru:
"Bilimle
gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."
Tasavvufta da
ruhsal merhalelerden geçilerek kutlu mertebeye erişilir. Sufi
inanç yolunda aşkın maceraları ve yücelişi. Mevlâna'nın
şiirlerinde sevda yolculukları dile gelmiştir:
"Candan cana
görkemli giden bir yol var:
Gönlüm uyanık, o yolda sevdayı arar."
Türkler, sokağı
şehirlere yerleşince buldu, yaşadı - çıkmaz sokağı da ilkin
Bizans'ta... Sonra sokak, mahallenin yüreği, ruhu, atardamarı
oldu - insanların dayanışma birimi.
Yol arayıştır.
Atatürk'ün yarattığı modern Türkiye bir arayış toplumu. Daha iyi
bir yaşam uğruna iç ve dış göçleri yaşıyor. Yerde, denizde,
gökte dur durak bilmeden yol alan, yeniliklere yönelen,
ilerleyen bir toplum, bir uygarlık yolcusu.
Bu güzel kitap,
kırsal yolları ve kent sokaklarını sergiliyor. Hepsi burada:
Yola çıkmanın umutları ve hüznü, ulaşmanın sevinci ve
tedirginliği, ileri yönelmenin coşkusu. Her biri görsel büyünün
bir başyapıtı olan bu fotoğraflar, gidişteki şen ve şom
görüntüleri yakalamış. Bir insanlık belgesi bu, tüm gücüyle
evrensel.
Talat Halman
|
|