|
Selamlık
Bölümü
Koruma
No: 85
Kaynak : Orhan Erdenen
"Boğaziçi Sahilhaneleri" 1994

Körfez caddesi No: 37 - Anadoluhisarı. (Ada 65/parsel 2)
Üslubu:
Neo-klasik espiride, geleneksel Türk yapı tarzı bağdaştırılmış;
hakim olan görüntü geleneksel üslup. Harem ve kayıkhane
bölümleri yıkıldı. Bugün mevcut olan sarı renkli yalı "Esat Bey
Yalısı" diye de anılır.
İnşası
: Zarif Ongun ve S.Hakkı Eldem’e göre XVII.yüzyıl sonu veya
XVIII.yüzyıl başı (İslam Ansiklopedisi, cüz 53,1967).
Behçet Ünsal'a göre 1792. Bugünkü şeklini XIX.yüzyıl başında
almıştır.
Yüzölçümü:
1000m2.
Yalının Tarihçesi
Zarif Mustafa Paşa -torunlarından birinin elinde bulunan ve kendi
el yazısı ile yazmış olduğu- hatıratında, yalıyı 1848 senesinde
aldığını zikretmektedir. Demek ki Paşa, yalının ilksahibi
değildir; fakat kimden aldığı da kaydedilmemiştir. Yakınlarının
söylediğine göre: Paşa yalıyı, II.Mahmut'un (1784-1839)
Kahvecibaşı'lık hizmetinde bulunmuş olan Kani Mustafa Bey'den
(Enderun'dan yetişmiş, Sarıkçıbaşılıktan ikinci Deftereminliğe
kadar bir çok devlet memurluklarında bulunmuş 1849'da ölmüştür)
almış. Ancak Kani Bey'de yalının üçüncü sahibi imiş.
|
 |
|
"Meşruta" veya "Amcazade Yalısı" ile birbirine benzer kısımları
çoktur. Yanındaki, Ferruh Efendi Yalısı'na Yunan şilebinin
çarpması ile harem kısmı üzerine yıkılması, burayı oturulmaz
hale getirmiştir. (Sonra da yıkılmıştır.) |
Bugün için, koca yalıdan sağlam olarak Esat Bey Yalısı diye bilinen
Selâmlık kısmı kalmıştır. Devlet Şûrası azalarından olan Esat
Bey, Zarif Mustafa Paşanın torunudur.
Yapılar, zamanla iki ayrı yalı durumuna gelmiş olduğundan, ayrı
ayrı bahsedilmesi icap etmektedir. Vaziyet planında da
görüleceği gibi, bugün, Zarif Paşa yalıları gurubundan sadece
Selâmlık bölümü ile, çok değişmiş olarak "Mehtabiye" den bir
kısmı kalmıştır. (Bu mehtabiye'den kalan, sol taraftaki kısım,
III.sınıf olarak tescil edilmişti. 1977'de içi yenilenmiştir.)
Bordürler tamamen iki yalıda da aynıdır. Panolardaki tezyinat
esası da birdir; aynı ekolün devamı olduğunda şüphe yoktur.
 |
|
I.Dünya Harbi senelerinde yalının ortasından bir kısmı yıktırıldığı
için, 1938'de) bu büyük bina ayrı ayrı üç yalı halinde
bulunmaktadır.
Tezyinatlı odanın bulunduğu kısım herhalde binanın en eski
parçasıdır. |
Diğer kısımları belki de, Kani
Mustafa Bey yahut da ondan evvelki sahipleri ilâve
ettirmişlerdir. Zira tezyinatlı oda ile, diğer kısımlar arasında
farklar bulunmaktadır. Zarif Paşa'nın erkek torunları, yalının
odalarını özelliklerine göre isimlendirmişlerdir: "Ocaklı Oda",
ve tezyinatlı kısıma da "Yaldızlı Oda" demişlerdir. Yaldızlı
odaya girildiği zaman, insan kendisini bol ışıklı bir yerde;
denizden aksedip odaya dolan ziya huzmeleri arasında,
duvarlardaki ve tavandaki rengârek çiçekli ve meyveli tezyinatın
ve altın yaldızlı kısımlarının parıldamasından hâsıl olan tatlı
bir renk armonisi içinde hisseder. Bu odada 6,60m.boy ve
2,05m.eninde ve altı parçadan meydana gelen fevkalâde bir pano
bulunmaktadır. Odanın iki yan duvarlarında da bu panodan ayrı
tezyinatta ve üzerlerinde ayet veya diğer yazılar için kitabe
yerleri bulunan başka bir tahta tezyinatı da vardır. Buradaki
çiçek guruplarının sadeliği, bordürdeki ahengi nadir bir
güzelliktedir. Tavan, ortada güneş, etrafında sekizer köşeli
yıldızlarla ve halkâr (Halkâriye dair: Dr.S.Ünver, Arkitekt
Mecmuası. 10/11, 1938 ) tezyinatlı çifte bordürü ile odanın
güzelliğini tamamlamaktadır.
Balkan Harbinde boş bulunan haremin selâmlık kısmına asker
konulduğundan bu kısım harap olmuş, I.Dünya Harbinde de ''yine
asker iskân edilir ve yangın çıkar endişesiyle de" sahipleri
tarafından yıktırılmıştır. Böylelikle bir parçanın
yıktırılmasıyle harem ve selâmlık kısımlarının bağlantısı
kalmamış ve iki ayrı yalı meydana gelmiştir. Yıktırılan kısımda,
alt katındaki suyunu denizden alan havuzunun mermerden bordür
taşları ve üç katlı fıskiyesinden parçalar durmaktadır. (Meşruta
Yalı'nın havuz fıskiyesi iki katlı fakat daha gösterişlidir.)
Selâmlık Bölümü
(Ada 65/parsel 2)
Zarif Paşa Yalısı'nın selâmlığı olan bu kısım "1935'te ölen" Esat
Bey'e aitti. (Macide Ekimoğlu, Tez, İ.Ü.Ed.Fak.1970)
Bu kısımda bulunan hamam, tezyinat bakımından önemlidir. Ayrıca,
yalının kahve ocağı önündeki üç ayrı panolu barok devri mermer
bir su haznesinin mevcudiyeti bilinir.
Zarif Orgun'un "Boğaziçi'nde Eski Bir Türk Yalısı" adlı makalesi
(Arkitekt. sayı 1/2) Zarif Paşa Yalısı'nın harem kısmındaki
tezyinatlı oda ve tezyinat motifleri, panoları, bu odanın
perspektivi ve Meşruta yalı ile Anadoluhisarı hakkında malûmatı
ihtiva etmektedir.
Hamam plân ve kesitinden de anlaşılacağı üzere umumî (genel)
hamamlardaki esastan ayrılarak biri soğukluk "camekân" ve diğeri
"yıkanma yeri" olmak üzere iki kısımdan oluşmuştur. Bir de
apdeshanesi vardır. Soğukluk kısmında karşılıklı iki mermer set
mevcuttur. Vaktiyle burada kerevet üzerine, döşekler konulur,
bohçalar içinde hamam takımları, silecekler, havlular getirilir
ve burada soyunulurdu. Yıkandıktan sonra yine bu yerde bir
müddet istirahat etmek adet idi. (Bugün Boğaziçi'nin eski yalı
arsalarında acaip tarzda binalar kurulmaktadır. E.Rıfkı Atay'ın
Ulus'ta. T.Öz'ün Yapı'da ileri sürdükleri örnek planların
dikkate alınmadığı, bir çok yerde görülmektedir.)
Eski Eserleri Koruma Encümeni'ndeki dosyasından:
İnşaası: XVIII.yüzyılın başı.
Şöhreti: Zarif Mustafa Paşa Yalısı.
Aslı ve bugünkü kullanımı: İkametgâh.
Bir şilep çarpması dolayısıyla, bir bölümü yıkılmıştır. Mal
sahipleri tarafından takibat yapılmaktadır. (1965)
Bazı notlara göre: XVIII.yüzyılın birinci yarısında yapılmış olan
bu yalı, Zarif Mustafa Paşa'ya 1848 yılında intikal etmiştir.
Ondan evvel bir kaç sahip daha değiştirmiştir.
|
 |
|
Yalının dış kısmının bir çok tamirlerden sonra, kaplama ve
pencereleri ampir üslubunda görülmekte ise de; içinde ilk
yapılışından kalma, devrinin üslubunda ahşap ve boyalı
tavanlar ile lambriler mevcuttur. |
Tezyinatı Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı'ndakilere
benzemektedir.
Bostancıbaşı Defteri'ne göre:
Listedeki (39.sıradaki) sabık berberbaşı Mustafa Ağazade Bey'in
yalısı bilâhare (daha sonra) Zarif Mustafa Paşaya intikal
etmiştir ve halen de Paşa'nın varislerinin mülkiyetindedir.
(Macide Ekimoğlu, Tez, İ.Ü.Ed.Fak.1970)
Mevcut en eski Bostancıbaşı Defteri'nde (1791-1792) Kanlıca ile
Anadoluhisarı arası yalıları sayılırken: Yağcıoğlu Emin Ağa’nın
yalısı, Mütevelli meşrutası Rıfat Bey'in yalısı, sabık
Berberbaşı Mustafa Ağazade Beyin yalısı, Yasincizade Efendinin
yalısı...denilmektedir.
Zarif Mustafa Paşa'nın yalısı, Mütevelli meşrutası olan ve Meşruta
yalı adı ile bilinen Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa yalısı ile
Yasincizade Şeyhülislâm Abdülvehap Efendi yalısı (yanlış olarak
aileye damat olan Mizancı Murat Bey yalısı da denirdi,
yıktırılmıştır) arasında bulunduğundan Zarif Paşa'nın yalıyı
satın aldığı Sultan Mahmut'un Kahvecibaşısı Kani Mustafa Beyden
(1817'de Kahvecibaşı olmuş, 1818'de azledilmiştir) evvelki
sahibinin Berberbaşızade olduğu neticesini vermektedir.
Bugünkü durumu: Bu yalının Esat Bey Yalısı diye bilinen selâmlık
dairesi hariç diğer kısımları yıkılmıştır. Harem, selâmlık,
mehtabiye ve kayıkhane bölümleri; harem ve selâmlık bahçeleri,
limonluk ve ahırları ile Boğaziçi'nin en büyük yalılarından idi.
Ailenin damatlarından S.Daniş Koper'in 1972 yılında bize
yazdırdığı notlar: "Yalının arkasındaki yolu, Esat Bey (Esat Bey
-dede- Devlet Şûrası azası. Babası Sadık Bey -yalıda tablosu
var- Zarif Mustafa Paşa'nın kızının kocası) Belediye'ye hibe
etmiş. Harem'in bir bölümü 1918-1919'da yıkılmıştır. 1971'de
kalan bölümü de gemi çarpması sonucu yıkıldı. Sahipleri:Zarif
Orgun, Ertuğrul Kayıhan ve diğer bir ortaktı. Değerli eşyalar,
Londra ve Paris'ten getirilmişti. Büyük murassa aynalar var.
Çatı, makas sistemi, kalın kalaslarla tutturulmuş, 800m2.1ik
komplike bir çatı. Bu çatı aynı zamanda yüklük olarak
kullanılıyordu. Damın kiremitleri eskiden üçgen biçiminde idi,
şimdi Marsilya tipi. Dış duvarlar bağdadî/ahşap kaplama; ısı
derecelerini ayarlamak için arada hava boşluğu bırakılmış. Orta
sofa: 11,75x7m. Bazı kısımlarda kartonpiyer; bazı kısımlarda
150-200 senelik ıstampalar, çiçekler ve nakışlar var. Yalının
yüklük dairesinden başka bazı odalarda da yüklük var. Aile
kalabalıklaştıkça küçük bölmeli dairelere ihtiyaç duyulduğundan,
iç bölmeler yapılmış. Bina ile irtibatlı (birleşik) yüz ölçümü
1000m2. kadar olan alaturka hamamı, şimdi örnekleri
çok azalmış yalı hamamlarından. Yalının alt tarafındaki dehlize
iç kemer altı deniliyor. Yalının bahçeye bakan yüzünde kuvvetli
bir ihtimalle ayazma olabilir. Esat Bey zamanında bahçede ser
bulunuyordu.
5 Ekim 1974 günü, Arkeolog Ergun Ataçeri ile beraber yalının
dışında yaptığımız inceleme sırasında, Ataçeri şu görüşü
belirtmişti: "Hamam alt çıkmaya kadar XVI.yüzyıl." Sonra tuğla
ve taş, derzli duvar, üstlerinde de kirpi saçak. Zemindeki ahşap
küçük kapı, eski -tünel halindeki- 3m.lik dar geçite açılıyor.
Mimar Turhan Giritlioğlu'nun notu:
"Frontonlu, Avrupa etkili (içten açılan Fransız) pancurlarla
cephede yabancı elemanlar var."
Mimari Biçimi
"Sağlam olarak kalan Selâmlık dairesi bugünün Esad Bey Yalısı
'dır. Yol açımı sonucu arka bahçesi, limonluk ile mutfak ve
ahırları yıkılmış olan (1962) Yalı grubunun diğer binaları da
yokolmuştur. Bu yönde bulunan hamam yapısı ve de banyo tekneli
olarak, klasik Türk hamamı plan tipindedir. Bu yalının planı
orta sofalı anonim bir sahilhane gibidir. Deniz cephesinin orta
motifi -eliböğründe- konsol profili ile alt kat döşemesine kadar
inen destekleri ile ve üst kat cumbasının yarım yuvarlak kemerli
dikey pencereleri ile ve defronton teşkil eden çatı kalkanı ile
ve diğer kat ve pencere silmeleriyle ampir stili andırıyor;
fakat Türk yalı ruhuna sadık kalmaktadır.
Yalının Harem dairesi dıştan aşıboyalı kaplamaları ve beyaz
pencere pervazları ile belirlenmiş iken Selâmlık sarımsı renkle
boyalı durmaktadır. İç mimarisi ise renkli zengin bitkisel
motifli nakışlarla süslemelidir; Yaldızlı oda'nın duvar
başpanoları ise Kırmızı Yalı panolarını andırmaktadır, fakat
daha zarif görünümlüdür.
XIX.yüzyılda başlayan Türk eklektizmi ile, burada da uygulanan
tarzda klasik mimarimizin yabancılaşmaya yönlendiğine şahit
oluyoruz." Behçet Ünsal
Yalının alt kat güney köşe odasına 28 Haziran 1990 günü gemi
çarptı. Bununla ilgili gazete haberi: "Şehir Hatları
İşletmesinin (Yeniköy) yolcu vapuru, dün sabah dümeni
kilitlenince, Anadoluhisarı'ndaki tarihi Zarifi Mustafa Paşa
Yalısı'na çarptı.Vapur 7.15'te Anadoluhisarı iskelesinden
kalktıktan sonra, dümeni kilitlenince kontroldan çıktı. Önce bir
yata sonra 300 yıllık yalıya bindirerek durdu. Yalının çarptığı
odada uyumakta olan Ali Çalım ile eşi Meryem Çalım kazadan yara
almadan kurtuldular. Yalıdaki zararın 1 milyar lira olduğu
tahmin ediliyor." (Milliyet, 29 Haziran 1990)
Harem
Bölümü
Koruma
No: 86

(Ada 65/parsel 4)
Yunan şilebinin Ferruh Efendi Yalısı'na çarpması üzerine büyük
hasara uğrayan bu binanın harem kısmının ikinci katında
eliböğründelerle denize taşan ve ailenin verdiği adla:

"Yaldızlı Oda" memleketimizde ilk defa Ayasofya yanındaki Ahmet
III. çeşmesiyle ve ahşap üzerine olan, Topkapı Sarayı Ahmet III.
yemek odasında uygulandığını gördüğümüz Türk barok mimarisi
naturalist motiflerinin en güzellerinden kompoze edilmiş, 6.60
m. boy, 2.05 m eninde ve altı bölümlü muhteşem bir panoyu
bulundurduğu gibi; altındaki yüklük kapılarının tezyinatı ve
odanın yan duvarları kitabelikli ahşap kaplaması üzerindeki
serpme çiçekler, Bursa Kemerli giriş payandası, stilaktikli ve
hatâili bordürler, tatlı renkler yanında, altın yaldızlı bu
odaya eşsiz tezyini bir zenginlik verilmiştir.

Orhan Erdenen'e teşekkürlerimizle
Denizce

|