Denizce
  e-mail
denizce@denizce.com
 






Orhan Erdenen
Abut Efendi
Ahmet Fethi Paşa
Ahmet Afif Paşa
Ahmet Necip Bey
Amucazade Yalısı
Burhanettin Efendi
Dolmabahçe Sarayı I
Dolmabahçe Sarayı II
Edip Efendi
Ethem Pertev
Fehime Sultan Yalısı
Hacı Feyzi Efendi
Hamidiye Cami
Halil Ethem Paşa
Hekim Başı Yalısı
Huber Yalısı
İtalyan Sefareti
Kadri Paşa Yalısı
Kıbrıslı Yalısı
Kızkulesi
Kont Ostrorog
Mediha Sultan S.
Rahmi Koç Yalısı
Rumelihisarı
Sait Halim Paşa
Serasker Rıza Paşa
Şerifler Yalısı
Zarif Mustafa Paşa
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Boğaziçi Yalıları   

  Zarif Mustafa Paşa Yalısı
 

 

 Selamlık Bölümü


 Koruma No: 85


Kaynak  : Orhan Erdenen "Boğaziçi Sahilhaneleri"  1994
 

Körfez caddesi No: 37 - Anadoluhisarı. (Ada 65/parsel 2)

Üslubu: Neo-klasik espiride, geleneksel Türk yapı tarzı bağdaştırılmış; hakim olan görüntü geleneksel üslup. Harem ve kayıkhane bölümleri yıkıldı. Bugün mevcut olan sarı renkli yalı "Esat Bey Yalısı" diye de anılır.

İnşası : Zarif Ongun ve S.Hakkı Eldem’e göre XVII.yüzyıl sonu veya XVIII.yüzyıl başı (İslam Ansiklopedisi, cüz 53,1967). Behçet Ünsal'a göre 1792. Bugünkü şeklini XIX.yüzyıl başında almıştır.

Yüzölçümü: 1000m2.

Yalının Tarihçesi

Zarif Mustafa Paşa -torunlarından birinin elinde bulunan ve kendi el yazısı ile yazmış olduğu- hatıratında, yalıyı 1848 senesinde aldığını zikretmektedir. Demek ki Paşa, yalının ilksahibi değildir; fakat kimden aldığı da kaydedilmemiştir. Yakınlarının söylediğine göre: Paşa yalıyı, II.Mahmut'un (1784-1839) Kahvecibaşı'lık hizmetinde bulunmuş olan Kani Mustafa Bey'den (Enderun'dan yetişmiş, Sarıkçıbaşılıktan ikinci Deftereminliğe kadar bir çok devlet memurluklarında bulunmuş 1849'da ölmüştür) almış. Ancak Kani Bey'de yalının üçüncü sahibi imiş.

  "Meşruta" veya "Amcazade Yalısı" ile birbirine benzer kısımları çoktur. Yanındaki, Ferruh Efendi Yalısı'na Yunan şilebinin çarpması ile harem kısmı üzerine yıkılması, burayı oturulmaz hale getirmiştir. (Sonra da yıkılmıştır.)

Bugün için, koca yalıdan sağlam olarak Esat Bey Yalısı diye bilinen Selâmlık kısmı kalmıştır. Devlet Şûrası azalarından olan Esat Bey, Zarif Mustafa Paşanın torunudur.

Yapılar, zamanla iki ayrı yalı durumuna gelmiş olduğundan, ayrı ayrı bahsedilmesi icap etmektedir. Vaziyet planında da görüleceği gibi, bugün, Zarif Paşa yalıları gurubundan sadece Selâmlık bölümü ile, çok değişmiş olarak "Mehtabiye" den bir kısmı kalmıştır. (Bu mehtabiye'den kalan, sol taraftaki kısım, III.sınıf olarak tescil edilmişti. 1977'de içi yenilenmiştir.) Bordürler tamamen iki yalıda da aynıdır. Panolardaki tezyinat esası da birdir; aynı ekolün devamı olduğunda şüphe yoktur.

  I.Dünya Harbi senelerinde yalının ortasından bir kısmı yıktırıldığı için, 1938'de) bu büyük bina ayrı ayrı üç yalı halinde bulunmaktadır.

Tezyinatlı odanın bulunduğu kısım herhalde binanın en eski parçasıdır.

Diğer kısımları belki de, Kani Mustafa Bey yahut da ondan evvelki sahipleri ilâve ettirmişlerdir. Zira tezyinatlı oda ile, diğer kısımlar arasında farklar bulunmaktadır. Zarif Paşa'nın erkek torunları, yalının odalarını özelliklerine göre isimlendirmişlerdir: "Ocaklı Oda", ve tezyinatlı kısıma da "Yaldızlı Oda" demişlerdir. Yaldızlı odaya girildiği zaman, insan kendisini bol ışıklı bir yerde; denizden aksedip odaya dolan ziya huzmeleri arasında, duvarlardaki ve tavandaki rengârek çiçekli ve meyveli tezyinatın ve altın yaldızlı kısımlarının parıldamasından hâsıl olan tatlı bir renk armonisi içinde hisseder. Bu odada 6,60m.boy ve 2,05m.eninde ve altı parçadan meydana gelen fevkalâde bir pano bulunmaktadır. Odanın iki yan duvarlarında da bu panodan ayrı tezyinatta ve üzerlerinde ayet veya diğer yazılar için kitabe yerleri bulunan başka bir tahta tezyinatı da vardır. Buradaki çiçek guruplarının sadeliği, bordürdeki ahengi nadir bir güzelliktedir. Tavan, ortada güneş, etrafında sekizer köşeli yıldızlarla ve halkâr (Halkâriye dair: Dr.S.Ünver, Arkitekt Mecmuası. 10/11, 1938 ) tezyinatlı çifte bordürü ile odanın güzelliğini tamamlamaktadır.

Balkan Harbinde boş bulunan haremin selâmlık kısmına asker konulduğundan bu kısım harap olmuş, I.Dünya Harbinde de ''yine asker iskân edilir ve yangın çıkar endişesiyle de" sahipleri tarafından yıktırılmıştır. Böylelikle bir parçanın yıktırılmasıyle harem ve selâmlık kısımlarının bağlantısı kalmamış ve iki ayrı yalı meydana gelmiştir. Yıktırılan kısımda, alt katındaki suyunu denizden alan havuzunun mermerden bordür taşları ve üç katlı fıskiyesinden parçalar durmaktadır. (Meşruta Yalı'nın havuz fıskiyesi iki katlı fakat daha gösterişlidir.) 

 

Selâmlık Bölümü

(Ada 65/parsel 2)

Zarif Paşa Yalısı'nın selâmlığı olan bu kısım "1935'te ölen" Esat Bey'e aitti. (Macide Ekimoğlu, Tez, İ.Ü.Ed.Fak.1970)

Bu kısımda bulunan hamam, tezyinat bakımından önemlidir. Ayrıca, yalının kahve ocağı önündeki üç ayrı panolu barok devri mermer bir su haznesinin mevcudiyeti bilinir. 

Zarif Orgun'un "Boğaziçi'nde Eski Bir Türk Yalısı" adlı makalesi (Arkitekt. sayı 1/2) Zarif Paşa Yalısı'nın harem kısmındaki tezyinatlı oda ve tezyinat motifleri, panoları, bu odanın perspektivi ve Meşruta yalı ile Anadoluhisarı hakkında malûmatı ihtiva etmektedir.

Hamam plân ve kesitinden de anlaşılacağı üzere umumî (genel) hamamlardaki esastan ayrılarak biri soğukluk "camekân" ve diğeri "yıkanma yeri" olmak üzere iki kısımdan oluşmuştur. Bir de apdeshanesi vardır. Soğukluk kısmında karşılıklı iki mermer set mevcuttur. Vaktiyle burada kerevet üzerine, döşekler konulur, bohçalar içinde hamam takımları, silecekler, havlular getirilir ve burada soyunulurdu. Yıkandıktan sonra yine bu yerde bir müddet istirahat etmek adet idi. (Bugün Boğaziçi'nin eski yalı arsalarında acaip tarzda binalar kurulmaktadır. E.Rıfkı Atay'ın Ulus'ta. T.Öz'ün Yapı'da ileri sürdükleri örnek planların dikkate alınmadığı, bir çok yerde görülmektedir.)

Eski Eserleri Koruma Encümeni'ndeki dosyasından:

İnşaası: XVIII.yüzyılın başı.

Şöhreti: Zarif Mustafa Paşa Yalısı.

Aslı ve bugünkü kullanımı: İkametgâh.

Bir şilep çarpması dolayısıyla, bir bölümü yıkılmıştır. Mal sahipleri tarafından takibat yapılmaktadır. (1965)

Bazı notlara göre: XVIII.yüzyılın birinci yarısında yapılmış olan bu yalı, Zarif Mustafa Paşa'ya 1848 yılında intikal etmiştir. Ondan evvel bir kaç sahip daha değiştirmiştir.

  Yalının dış kısmının bir çok tamirlerden sonra, kaplama ve pencereleri ampir üslubunda görülmekte ise de; içinde ilk yapılışından kalma, devrinin üslubunda ahşap ve boyalı tavanlar ile lambriler mevcuttur.

Tezyinatı Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı'ndakilere benzemektedir.

Bostancıbaşı Defteri'ne göre:

Listedeki (39.sıradaki) sabık berberbaşı Mustafa Ağazade Bey'in yalısı bilâhare (daha sonra) Zarif Mustafa Paşaya intikal etmiştir ve halen de Paşa'nın varislerinin mülkiyetindedir. (Macide Ekimoğlu, Tez, İ.Ü.Ed.Fak.1970) 

Mevcut en eski Bostancıbaşı Defteri'nde (1791-1792) Kanlıca ile Anadoluhisarı arası yalıları sayılırken: Yağcıoğlu Emin Ağanın yalısı, Mütevelli meşrutası Rıfat Bey'in yalısı, sabık Berberbaşı Mustafa Ağazade Beyin yalısı, Yasincizade Efendinin yalısı...denilmektedir.

Zarif Mustafa Paşa'nın yalısı, Mütevelli meşrutası olan ve Meşruta yalı adı ile bilinen Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa yalısı ile Yasincizade Şeyhülislâm Abdülvehap Efendi yalısı (yanlış olarak aileye damat olan Mizancı Murat Bey yalısı da denirdi, yıktırılmıştır) arasında bulunduğundan Zarif Paşa'nın yalıyı satın aldığı Sultan Mahmut'un Kahvecibaşısı Kani Mustafa Beyden (1817'de Kahvecibaşı olmuş, 1818'de azledilmiştir) evvelki sahibinin Berberbaşızade olduğu neticesini vermektedir.

Bugünkü durumu: Bu yalının Esat Bey Yalısı diye bilinen selâmlık dairesi hariç diğer kısımları yıkılmıştır. Harem, selâmlık, mehtabiye ve kayıkhane bölümleri; harem ve selâmlık bahçeleri, limonluk ve ahırları ile Boğaziçi'nin en büyük yalılarından idi. Ailenin damatlarından S.Daniş Koper'in 1972 yılında bize yazdırdığı notlar: "Yalının arkasındaki yolu, Esat Bey (Esat Bey -dede- Devlet Şûrası azası. Babası Sadık Bey -yalıda tablosu var- Zarif Mustafa Paşa'nın kızının kocası) Belediye'ye hibe etmiş. Harem'in bir bölümü 1918-1919'da yıkılmıştır. 1971'de kalan bölümü de gemi çarpması sonucu yıkıldı. Sahipleri:Zarif Orgun, Ertuğrul Kayıhan ve diğer bir ortaktı. Değerli eşyalar, Londra ve Paris'ten getirilmişti. Büyük murassa aynalar var. Çatı, makas sistemi, kalın kalaslarla tutturulmuş, 800m2.1ik komplike bir çatı. Bu çatı aynı zamanda yüklük olarak kullanılıyordu. Damın kiremitleri eskiden üçgen biçiminde idi, şimdi Marsilya tipi. Dış duvarlar bağdadî/ahşap kaplama; ısı derecelerini ayarlamak için arada hava boşluğu bırakılmış. Orta sofa: 11,75x7m. Bazı kısımlarda kartonpiyer; bazı kısımlarda 150-200 senelik ıstampalar, çiçekler ve nakışlar var. Yalının yüklük dairesinden başka bazı odalarda da yüklük var. Aile kalabalıklaştıkça küçük bölmeli dairelere ihtiyaç duyulduğundan, iç bölmeler yapılmış. Bina ile irtibatlı (birleşik) yüz ölçümü 1000m2. kadar olan alaturka hamamı, şimdi örnekleri çok azalmış yalı hamamlarından. Yalının alt tarafındaki dehlize iç kemer altı deniliyor. Yalının bahçeye bakan yüzünde kuvvetli bir ihtimalle ayazma olabilir. Esat Bey zamanında bahçede ser bulunuyordu.

5 Ekim 1974 günü, Arkeolog Ergun Ataçeri ile beraber yalının dışında yaptığımız inceleme sırasında, Ataçeri şu görüşü belirtmişti: "Hamam alt çıkmaya kadar XVI.yüzyıl." Sonra tuğla ve taş, derzli duvar, üstlerinde de kirpi saçak. Zemindeki ahşap küçük kapı, eski -tünel halindeki- 3m.lik dar geçite açılıyor. 

Mimar Turhan Giritlioğlu'nun notu:

"Frontonlu, Avrupa etkili (içten açılan Fransız) pancurlarla cephede yabancı elemanlar var."

 

Mimari Biçimi

"Sağlam olarak kalan Selâmlık dairesi bugünün Esad Bey Yalısı 'dır. Yol açımı sonucu arka bahçesi, limonluk ile mutfak ve ahırları yıkılmış olan (1962) Yalı grubunun diğer binaları da yokolmuştur. Bu yönde bulunan hamam yapısı ve de banyo tekneli olarak, klasik Türk hamamı plan tipindedir. Bu yalının planı orta sofalı anonim bir sahilhane gibidir. Deniz cephesinin orta motifi -eliböğründe- konsol profili ile alt kat döşemesine kadar inen destekleri ile ve üst kat cumbasının yarım yuvarlak kemerli dikey pencereleri ile ve defronton teşkil eden çatı kalkanı ile ve diğer kat ve pencere silmeleriyle ampir stili andırıyor; fakat Türk yalı ruhuna sadık kalmaktadır.

Yalının Harem dairesi dıştan aşıboyalı kaplamaları ve beyaz pencere pervazları ile belirlenmiş iken Selâmlık sarımsı renkle boyalı durmaktadır. İç mimarisi ise renkli zengin bitkisel motifli nakışlarla süslemelidir; Yaldızlı oda'nın duvar başpanoları ise Kırmızı Yalı panolarını andırmaktadır, fakat daha zarif görünümlüdür.

XIX.yüzyılda başlayan Türk eklektizmi ile, burada da uygulanan tarzda klasik mimarimizin yabancılaşmaya yönlendiğine şahit oluyoruz."        Behçet Ünsal 

Yalının alt kat güney köşe odasına 28 Haziran 1990 günü gemi çarptı. Bununla ilgili gazete haberi: "Şehir Hatları İşletmesinin (Yeniköy) yolcu vapuru, dün sabah dümeni kilitlenince, Anadoluhisarı'ndaki tarihi Zarifi Mustafa Paşa Yalısı'na çarptı.Vapur 7.15'te Anadoluhisarı iskelesinden kalktıktan sonra, dümeni kilitlenince kontroldan çıktı. Önce bir yata sonra 300 yıllık yalıya bindirerek durdu. Yalının çarptığı odada uyumakta olan Ali Çalım ile eşi Meryem Çalım kazadan yara almadan kurtuldular. Yalıdaki zararın 1 milyar lira olduğu tahmin ediliyor." (Milliyet, 29 Haziran 1990)

 

 

 Harem Bölümü


 Koruma No: 86


 

(Ada 65/parsel 4)

 

 

 

 

Yunan şilebinin Ferruh Efendi Yalısı'na çarpması üzerine büyük hasara uğrayan bu binanın harem kısmının ikinci katında eliböğründelerle denize taşan ve ailenin verdiği adla:

 

"Yaldızlı Oda" memleketimizde ilk defa Ayasofya yanındaki Ahmet III. çeşmesiyle ve ahşap üzerine olan, Topkapı Sarayı Ahmet III. yemek odasında uygulandığını gördüğümüz Türk barok mimarisi naturalist motiflerinin en güzellerinden kompoze edilmiş, 6.60 m. boy, 2.05 m eninde ve altı bölümlü muhteşem bir panoyu bulundurduğu gibi; altındaki yüklük kapılarının tezyinatı ve odanın yan duvarları kitabelikli ahşap kaplaması üzerindeki serpme çiçekler, Bursa Kemerli giriş payandası, stilaktikli ve hatâili bordürler, tatlı renkler yanında, altın yaldızlı bu odaya eşsiz tezyini bir zenginlik verilmiştir.

 

 

Orhan Erdenen'e teşekkürlerimizle

Denizce