| |

Çocukluğumda
Nizip ilçesi taraflarında “Belkıs harabeleri” diye bir yerlerden
bahsederlerdi. İlerleyen zaman içinde birkaç kez gittiğim bu
bölgede, Fırat nefis kavisler çizerek geçtiği her yere adeta
hayat veriyordu. Üzüm bir başka lezzette, Zeytin olağanüstü
büyük, Antepfıstığı ağaçları ise son derece bereketliydi. Daha
sonra burası arkeolojik kazı yapıldıktan sonra Zeugma adıyla
anılır oldu. Çeyrek asır İstanbul yaşamından sonra geri döndüğüm
kentim Gaziantep’te Zeugma benim de ilgi odağım haline geldi.
Büyük bir bölümü sular altında kalan Zeugma’da, su altında
kalanlar kaldı. Şimdi yükseklerde yürütülen kazı çalışmaları
ağır ağır sürmektedir. Gördüğüm, okuduğum ve uzmanlardan
dinlediğim Zeugma ile birlikte orada kazı çalışmalarında bulunan
Mars heykelinin aşağıda öyküsünü bulacaksınız.
Antik Zeugma
kenti’nin gerek Antakya’dan Çin’e uzanan ipek yolu üstünde
bulunması, gerekse 5-6 bin askerli IV. Askeri Lejyonun burada
konuşlanması sebebiyle oldukça zengin bir şehir olduğu, üzerinde
yer aldığı Fırat nehri manzaralı teraslara çok sayıda villalar
yapıldığı, bu villaların tabanının mozaik, duvarlarının fresk,
oda içlerinin mobilyalar, heykelcikler ve heykellerle süslendiği
yapılan kurtarma kazılarında saptanmıştır. Böylesine zengin bir
kentin bir kısmının Birecik Baraj Gölünün altında kalacak olması
nedeniyle 1992-2000 yılları arasında Gaziantep Müzesi
Başkanlığında katılımlı kurtarma kazıları yapılmış ve yüz binden
fazla veri toplanmıştır.
Zeugma antik
kenti Gaziantep ili, Nizip ilçesi, Belkıs köyü sınırları
içerisinde Birecik Baraj gölü kenarındadır. Zeugma A bölgesi
1999-2000 yılı kurtarma kazılarında Poseidon ve Euphrates Evleri
gün ışığına çıkartılmıştır.

Yazımızın
konusunu Zeugma ile birlikte, Poseidon evinin B bölümünde
Arkeolog Yusuf YAVAŞ’ın çalıştığı açmada bulunan Mars heykeli
oluşturmaktadır. Şüphesiz ki ileriki yıllarda Mars heykeliyle
ilgili daha detaylı bilimsel araştırma yapılacaktır. Amacım, bu
yazımda Mars heykelinin bulunuşu, tanımı ve Zeugma’nın bilinen
heykeltıraşlık eserleri arasında Mars heykelinin yeri konusunda
bilgi vermektedir.
Kazı çalışması
esnasında kırılmış kiremitler, yangından kızarmış ve erimiş
kerpiç yıkıntısı ve küllerin altında önce heykelin sağ dizi
sonra sağ eli belirmiş, titizce yapılan genişleme çalışmasıyla
da heykelin tamamı açığa çıkartılmıştır. Heykel geniş ağızlı
kapların ve çift kulplu amphoraların arasında sırt üstü yatar
halde bulunur. Üstünde yaklaşık 2.00 m. yükseklikte yığılı duran
kalıntıların basıncı veya düşme çarpma sebebiyle heykelin sol
kolu omzundan ayrılmış, elinde tuttuğu çiçeğin dalları kırılmış,
üstünde durduğu bronz kaide de eğrilmiş ve kırılmış haldedir.
Sol kolunu doladığı kandelabrumun (kandil ve kaidesi ) gövdesi
diskinden çıkmış, diskin altındaki üç ayaklı aslan formlu
kaidenin bir ayağı kırılmıştır. Panter ayağının kaidesi olan çan
biçimli kaidelerin üçü de bu kazıda bulunur. Çarpma ve yoğun
yangın sebebiyle heykelin gövdesinde sağ göğsünden kasığına
kadar ise hafif içe çökük ve ezikler oluşmuş olup, ayağının ise
diz altından kırılarak yamulmuştur. Tamamen açığa çıkartılan
heykel derhal Gaziantep Müzesine taşınmıştır.
|
 |
Miğferli
heykelin ortadan ikiye ayrılan kıvırcık bukleler halindeki
kabarık gür saçları alın ve yüzünü çevreleyip ense üstünde
birleşmektedir. Yüzünde öfke ve kızgınlık hakimdir. İlk
bulunduğunda yüzündeki toprak kalıntıları sebebiyle gözünün
yapısı tam olarak fark edilmemişti. Ama, PHİ (Packard Humanities
Institutes)’un sponsorluğundaki Roberto NARDİ başkanlığında,
Zeugma buluntuları üzerinde çalışmakta olan CCA (Cento di
Conservazione Archeologica) restorasyon ve konservasyon ekibi
tarafından titizce yapılan temizliğinden sonra göz akının gümüş
olduğu, göz bebeğinin üstüne ise daire biçiminde altın kakma
yapıldığı görülmüştür. Keskin ince göz kapaklarıyla sınırlanan
gözleri iri badem şeklindedir.
Anılan heykelin
miğferli olması, yukarı kaldırdığı sağ elinde olasılıkla mızrak
veya kama tutuyor olması ve çatık kaşları sebebiyle savaş
tanrısı Mars (Ares) olarak adlandırılmıştır. Sol elinde tuttuğu
sihirli çiçek de Mars’ın bereketi simgeleyen yönünü ifade ettiği
uzmanlarca ifade edilmiştir. Gelelim Mars’ın öyküsüne.
|
Helenistik
dönemde Ares olarak adlandırılan Mars, Roma devletinin savaş
tanrısıdır. Mars’ın annesi Juno (Hera)’dır: Savaş tanrıçası
Minerva’nın (Athena) Jüpiter’in (Zeus) kafasından kendiliğinden
doğmuş olmasına öfkelenen Juno, hiçbir erkekle birleşmeden
kendisi de bir savaş tanrısı doğurmak ister. İsteğini ağaçları
çiçeklendiren bitkisel güç Flora’ya söyler. Flora, ona basit bir
dokunma ile bir kadını hamile bırakabilen dölleyici niteliği
olan sihirli bir çiçek verir. Juno bu sihirli çiçeğe dokunarak,
adı ilkbahar’ın ilk ayı olan tanrıyı, Mars’ı dünyaya getirir.
Roma’lılar yılın ilk ayına Mars (Mart) adını vererek savaş
tanrısının Flora ve baharla ilişkisini vurgulamışlardır. Mars’a
adanan bu ay içinde Mars’ın şerefine bahar bayramları kutlanır,
tanrı da bu bayramlarda toprak bereketini simgelerdi. Mart
ayıyla birlikte savaş mevsimi de başlardı. Bu sebeple Mars’da
iki kavram Zeugma Mars’ında mızrak ve çiçekle belirtilmiştir.
Sağ elindeki mızrağı ahşap olduğundan günümüze ulaşmamış olup,
sol elinde kıvrık dallı, filizli ve tomurcuklu çiçeği
tutmaktadır.
Mars heykelinin
Zeugma’da mı yapıldığı yoksa başka şehirlerde mi yapılıp
Zeugma’ya getirildiği konusuna, Zeugma’nın yontu sanatı
incelendikten sonra yanıt verilebilir. Mars heykeli Zeugma’da
ele geçen ilk bronz heykel değildir. 1940’larda Zeugma’da ele
geçen Gaziantep Müzesinde teşhir edilen 280 envanter numaralı
bronz heykel eli, Mars heykelinin elinden daha büyüktür. Bu
sebeple Zeugma’da Mars heykelinden daha büyük bronz heykellerin
olduğu bilinmektedir. Ayrıca Zeugma kazılarında bronz
heykelcikler de bulunmuştur. Bunlar; Hermes, Eros, Aprodithe
heykelcikleri, Hermaphrodithe ve Artemis heykelcikleridir. Bu
eserlerle birlikte çok sayıda bronz kaplar, kandiller de ele
geçmiştir. Zeugma şehrinde bronz şehir sikkeleri de darp
edildiği anlaşılmaktadır. Bu bronz eserler Zeugma’da Mars
heykelini yapabilecek bilgi ve tekniğe sahip bronz döküm
atölyelerinin olduğunu kanıtlamaktadır. Ayrıca, Zeugma’da
konuşlanan IV. Lejyonun 5-6 bin askerinin kılıç, mızrak, miğfer
gibi silahları ve at koşum takımlarının da varlığı düşünülürse,
Zeugma’da muazzam döküm atölyelerinin olduğu sonucuna ulaşılır.

Ayrıca, Belkıs
köylüleri 1988-89 yıllarında Zeugma’da yapılan kaçak kazılarda
yaklaşık 150 kg.ağırlığında bronz bir kadın heykelinin
bulunduğunu, bu heykelin gövdesinin üst kısmının tamamen erimiş
olduğunu, diz altlarındaki elbise kıvrımlarının ise korunmuş
olduğunu ifade etmişlerdir. Bununla birlikte bir bronz erkek
heykel başı ve bir bronz büstün de aynı yıllarda kaçakçılar
tarafından bulunarak kaçırıldığını ifade etmişlerdir.
Zeugma’da M.Ö.1.
yüzyıla tarihlenen Kommagene krallığına ait kabartmalar
bulunmuştur. Bunlar Kommagene kralı Antiokhos ile güç tanrısı
Heraklesi tokalaşma stelinin parçası ve 2000 yılı kurtarma
kazılarında ele geçen Antiokhos ve Apollon-Helios’un bazalttan
yapılmış tokalaşma stelidir. Ama, bulunan yontular daha çok Roma
dönemine ait olup, M.S. 64 den, M.S. 250 yılına kadar olan bir
dönemi kapsamaktadır. Zeugma’da bu döneme ait çok sayıda mezar
stelleri, heykeller ve lahitler bulunmuştur. Heykellerin çoğu
Gaziantep Müzesinde sergilenmektedir. Kireç taşından yapılan bu
eserler genel olarak Mezar sahiplerine veya yakınlarına ait
mezar stelleri ve heykelleridir. Kireç taşından yapılmış
olmaları sebebiyle, mermer yontu eserlerinin etkileyiciliğinden
yoksundurlar. Greko-Romen yontu sanatı üslubuna uygun olarak
mezar heykeltıraşlığında yerel tipler ve başörtüsü, kirmen,
rulo, yün sepeti gibi yerel motiflere rastlansa da eserlerde
Roma’nın yontu sanatını da yakından takip ettikleri görülür.
Örneğin Flaviuslar döneminin başa yapışık uzun saç lüleleri,
Antoniler döneminin matkapla göz bebeğinin belirtilmesi,
Severuslar döneminin kalın göz kapaklı, afyon yutmuş biçiminde
göz bebekleri ve saç lülelerinde matkap kullanımı askerler
döneminin çentik sakalı gibi yontu sanat üslubu yakından
izlenmiştir. Zeugma’da mezar yontuculuğunun örneklerinden başka
heykeller de bulunmuştur. Bunlar ilk kez Antonius Pius’un Zeugma
şehir sikkelerinin arka yüzünde Zeugma Tykhe tapınağının içinde
görülmeye başlanan ve günümüzde Belkıs tepesinin üstünde
parçaları olan kolosal Tykhe heykelidir. Diğeri de Belkıs
tepesinin güneyinde bulunan kolosal Athena Parthenos heykelidir.
Bu eser, heykeltıraş Pheidias’ın yaptığı Athena Partenon
heykelinin Roma dönemi kopyasıdır. Sert kalkerden yapılan bu
heykellerden başka mermerden yapılmış oldukça ince işçilikli
heykeller de bulunmuştur.
Bunlardan biri o
dönemde Gaziantep’te henüz müze olmadığı için Gaziantep halk evi
tarafından 1931 yılında çok sayıda mezar steliyle birlikte Adana
müzesine teslim edilen mermer Aprodithe heykelidir. Venüs
Genetrix tipindeki bu Aphrodite heykeli 1.21 m. yüksekliğinde
olup M.Ö.4. yüzyıl eserinin Roma dönemi kopyasıdır. Diğeri 1998
yılı kurtarma kazılarında ele geçen filozof veya hatipe ait olan
heykel parçasıdır. 2000 yılı kurtarma kazılarında da mermerden
yapılmış heykel parçaları bulunmuştur. Her ne kadar Zeugma
yakınında mermer yatakları olmasa da, mermer heykellerin taslak
halinde Zeugma’ya getirildiği düşünülse de, bunların ince
işçiliğini işlemek için de yine başarılı heykeltıraşların olması
gerekmektedir. Mezar stelleri ve heykellerinde yaklaşık iki yüz
yıl izlenen yontu stili Zeugma’da başarılı heykeltıraşların
olduğunu ve yontuculuğun sürekliliğini kanıtlamaktadır.
Zeugma’da nadir konulu mozaik ve fresk sanatında olduğu gibi
yontu sanatında da özgün eserler verilmiştir. Bu özgün yontu
sanatı için de bronz heykeller içinde kalıplar hazırlanmış
olmalıdır. Mars heykeli, kabarık kıvırcık gür saçları, şişkin
alın, belirgin göz bebekli iri gözler, göz hatlarındaki sert
duruş, idealizm ve ışık gölge oyunu sebebiyle M.S. 2.yüzyılda
Zeugma’da yapılmış olma ihtimali çok yüksektir. Yapılan
araştırmada diğer bir bronz Mars heykelinin Fransa’nın Lyon
şehrinin Arkeoloji Müzesinde bulunduğu görülmüştür. Coligny
(Ain) antik kentinde Mars tapınağında 1897’de bulunan söz konusu
Mars heykeli 1.74 m. yüksekliğindedir. Lyon Mars heykelinin
Zeugma Mars heykelinden farklı olarak miğfersiz ve gözleri
oyuktur. Gövdenin duruşu, sağ elini mızrak tutar gibi yukarıya
kaldırışı, kıvırcık gür saç lülelerinin yüzünü çevrelemesi ve
çatık kaşlarıyla her iki Mars heykeli birbirine benzerdir.
Zeugma, Poseidon
evinde bulunan fresk üzerindeki boya ve grafitto tekniğinde,
Grekçe harflerle yazılmış Latince adlar ile zırh parçaları,
mızrak uçları, kılıç, kama ve benzeri silahlar ve 4.000 adet
sikke sebebi ile bu villanın bir dönem bir komutana ait olduğunu
söyleyebiliriz. Komutanın evinin kilerinde kapıların üstünde,
küllerin içinde sırt üstü yatar halde bulunan savaş tanrısı Mars
heykeli ile Zeugma’yı yakıp yıkan Sasanilerin eline geçmemesi
için bu kilere saklanmış olduğu da ihtimalimizi
güçlendirmektedir.
Yararlanılan Kaynaklar:
- Abadie-Reynal-Ergeç R. “The Zeugma and Apameia Works 1997”
XX. Kazı sonuçları Toplantısı II.cilt, 1999. Atlan N.,
Ankara Arkeoloji müzesinde Portre Hususiyeti gösteren bazı steller,
Belleten XXXIV,1970.
-
Başgelen N. Ergeç R.Tarihe son bakış, İstanbul-2000.
-
Ergeç R. “Rescue excavations by the Gaziantep Museum (1992-1994)
The TwınTowns of the Zeugma On the Euphrates .1998 Portsmouth.
-
Erhat A., Mitoloji Sözlüğü, İstanbul 1989.
-
Grimal P., Mitoloji sözlüğü, Yunan ve Roma., Çev.Sevgi Tmgüç.
İstanbul 1997.
-
Kennedy D., The twin towms of Zeugma on the Euphrates,
Portsmouth 1998.
-
Onurkan S.Doğu Trakya Tümülüsleri Maden eserleri, Ankara 1988.
-
Önal, M.Mosaics of Zeugma, İstanbul 2002.
Osman Özçalışkan'a teşekkürlerimizle
Denizce

|
|