Yaşamımız hep havuz problemleri ile dolu. Gelirin karşısındaki giderler, giderle denkleşmeyen gelirler... Kazandım derken kaybedilen değerler...
Peki, biz bu havuz problemlerini niye aşağılarız?
Her birimizin tek tek yüceltmekle görevli olduğu eğitim sistemimizi karalamak yerine,
el birliği ile havuz problemlerimizi yaşamla bağdaştırmaya ne dersiniz?
Prof.Dr. Üstün Dökmen'e teşekkürlerimizle
Omuz omuza, gönül gönüle ve daima birlikte,
hukuk devleti ve ilkelerimizden asla ödün vermeden Denizce
Bir devire imzasını atmış ulu besteci ve virtüöz Franz Liszt muhteşem bir konser verir.
Her parçadan sonra salon alkışlarla inler ve üçüncü parçadan sonra ara verilir.
En acımasız müzik eleştirmenleri bile ağız birliği halinde övgüler yağdırırlar.
İkinci bölüm için tüm dinleyiciler merak ve heyecanla yerlerini alır.
Salonun ışıkları önce kararır, derken perde açılır ve karanlıkta muhteşem bir resital başlar. Üstelik hiç bilinmedik bir eserle. Herkesler büyülenmiş derecede hayran, tutkulu ve de nerdeyse tutsak...
Parça biter, ortalık alkıştan yıkılır, "Bravo, bravo" sesleri ve George Sand (dönemin ve müzik aleminin en gözde kadını) sahneye gelir. Elindeki iki büyük şamdanı piyanonun üstüne koyar. Tüm diğer ışıklar da yanar. Herkes tarifsiz bir şaşkınlık içinde baka kalır. Çünkü piyanoda Franz Liszt değil hiç tanınmamış Frederic Chopin vardır.
Chopin sanat hayatına işte böylesine bir görkemle başlar...
Dr.Selami Işındağ'a teşekkürlerimizle
[Haftanın Sözü]
İşte sevgili dostlar, "Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın, her başarısız erkeğin arkasında da iki kadın vardır" ata-sözü sanırız ki buradan kaynaklanmaktadır...!
Korkarım felekte bir gün
Bir bayram yemeğinde.
Anam, babam gibi kardeşlerim de,
En güzel dalgınlığında ömrün.
Beni gurbette sanıp
Keşke gelseydi bu bayram
Diyecekler.
Ve birdenbire yürekler,
Aynı acıyla yanıp
Hepsinin gözleri yaşaracak.
Öldüğümü hatırlayarak
Küçük Ali okula başladığından beri her gün Aysel öğretmene gidip
"Ben okuma yazma biliyorum, matematik biliyorum. Ablam üçüncü sınıfta, onun yaptığı herşeyi yapabiliyorum, beni üçüncü sınıfa alın" diye yalvarır dururmuş.
Aysel öğretmen bir sabah dayanamayıp, Ali'yi kaptığı gibi okul müdürüne götürmüş ve Ali'nin gerçekten çok başarılı bir öğrenci olduğunu anlatmış ve seviye sınavı yapmayı önermiş. Okul müdürü de kabul etmiş.
Müdür başlamış sormaya:
"İki kere iki?" Ali hemen "Dört" diye cevap vermiş.
"Sekiz kere dokuz?" Ali "yetmiş iki" demiş.
"Kaç mevsim var?" Ali "dört" demiş.
Aysel öğretmen müdüre "Müsaade ederseniz ben de birkaç soru sorayım" demiş ve başlamış sormaya:
"Söyle bakalım ineklerde dört tane ama ben de iki tane var, bu nedir?"
Ali "Ayak" demiş.
"Peki senin pantolonunda olup da benim pantolonumda olmayan nedir?"
Ali hemen "Cep" demiş.
Bunun üzerine müdür Aysel öğretmene dönmüş ve "Hocam bu kadar yeter Ali'yi üç değil beşinci sınıfa alalım, çünkü son iki soruya ben bile doğru
cevap veremedim ama o verdi".
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.
Püf Noktası
Kediler balık ve sütü niçin severler? Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Ev kedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar kedileri fare avcıları olduğu için evcilleştirmişlerdir.
Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında balık avlayarak yaşamaktadır. Patileri ile balıkları sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır. Horozlar niçin sabahları erkenden öterler? Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu da aynı yerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır. Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor? Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler. Larva ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar. Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir? Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli kılmasıdır. Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur? Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tendona minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omurilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.