| |

Raphael, Peri
Galateia, 1512-1514 dolayları.
Fresko 295x225 cm Villa Farnesina, Roma
Rönesans ortaçağ ile yeniçağ
arasında (Özellikle 17. yüzyıla kadar) yaşanmış olan bir
çağdır. Daha kesin bir ifade ile bir geçiş dönemidir.
Yeniden uyanış, yeniden doğuş
anlamında kullanılan bir isimlendirme bu çağ için çok uygundur.
Çünkü bu çağ her bakımdan yepyeni düşünce ve yaklaşımların,
anlayış ve uygulamaların (Sanat, felsefe, din konuları
üzerinde) ortaya konduğu ve yepyeni bir insan olgusunun tarih
sahnesine çıktığı çağdır.
Rönesans bir yeniden yapılanma
hareketi olmasına karşın hemen hemen işlediği bütün konu ve
sorunlarda Antik çağ felsefesini temel ve örnek almış, onu
yeniden inceleyip, değerlendirmiştir. Antik çağ felsefesinden
çok şey öğrenmiş, bu felsefe ile pişmiş ve sonraları kendinden
de öğeler katarak geliştirmiş ve kendisinden sonraki
17.
yüzyıl ve yeniçağ felsefesinin hizmetine sunmuştur. Böylece de
bugün bile geçerli olan modern insan kavramının yaratıcısı
olmuştur.
Aslında Rönesans akımını Antik
çağ felsefe ve kültürünün ve otoritelerinin tekrar
canlandırılıp, taklit edilmesi olarak kabul etmek de tam doğru
değildir. Bu yaklaşım yanlış olmasa bile ancak çok dar kapsamlı
bir yaklaşım olabilir. Çünkü Rönesans oluşumu çok daha geniş
ve temelli bir oluşumdur.
Bu çağın insanı düşünen, kendine
dönük, kendini inceleyen, soran, yargılayan ve kendi öz
yargılarını özgürce ortaya koyan insandır. Kendini bütün
dogmalardan ve ön yargılardan arındırma yolundadır. Aklını
kullanır, aklını kendine kılavuz bilir...
Bu olguyu daha somut bir şekilde
açıklayabilmek için Rönesans‘ı ortaçağ ile karşılaştırmakta
fayda var.
-
Ortaçağ’ da insan yaşam ve kültürünü düzenleyen
hiristiyan dini
ve onun yöneticisi olan
katolik kilisesidir. Kilise her konuda
mutlak otoritedir. Onun düşünce ve inançları kutsaldır ve
üzerlerinde tartışılması bile olası değildir. Ortaçağ filozof ve
düşünürüne düşen görev kilise öğretisini (skolastik öğreti)
mantıksal bir takım oyunlarla temellendirmek ve savunmaktır.
Buna karşılık Rönesans’ın ana eğilimi kendini her türlü
bağlılıktan sıyırmak, kendini özgürce incelemektir. Rönesans
insanı doğa ve yaşam üzerindeki gerçekleri arar ve bu gerçeklere
yalnızca akıl ve deney yolu ile ulaşmaya çalışır.
-
Ortaçağ skolastik felsefesi tamamen
kiliseye bağlı ve bütün hiristiyan alemini bir şemsiye gibi
saran ve bütün bu alem içinde etkili olan bir felsefedir.
Yalnızca Latince ile işlenir. Ana teması hiristiyan inançlarının
savunulup, temellendirilmesidir. Bu felsefede çeşitli ırklar ve
uluslar yoktur, yalnızca hiristiyan alemi vardır.
Rönesans felsefesi ise karşımıza artık kendi ulusunun
karakterleri ve özellikleri ile çıkar, yaptıklarını kendi ulusal
dilinde verir.
Konuları çeşitlilik kazanmış ve ön yargılardan, doğmalardan
sıyrılmıştır, doğruları kendi öz yargıları ve gözlemleri ile
arar.
-
Ortaçağ düşünür ve filozoflarının
tamamı din adamı, yani hiristiyan kilisesinin hizmetkarlarıdır.
Rönesans düşünür ve filozofları ise yazarlar, araştırmacılar
ve üniversite öğrencileridir.
-
Ortaçağ insanının belirmiş bir
kişiliği yoktur. Ondan beklenen ödev tanrının buyruklarına itaat
etmektir. Bu dünyanın nimetlerine yüz çevirmek, kendini öteki
dünya nimetlerine layık hale getirmektir. Rönesans insanı ise
kişiliğini arayan, soran, araştıran, benliğinin bütün
canlılığını ortaya koyan kişiliği ve özelliği olan bir bireydir, individualisttir.
Rönesans Avrupa kültür tarihinde yaşanmış olan bir çağdır.
Avrupa kültürüne özgü ve ona ait olan bir oluşumdur. Hatta bu
kültüründe Latin-German yelpazesinin bir eseridir.
Başlangıcı ve ilk filizleri İtalya’da oluşmuş, sonraları Fransa,
Almanya, Hollanda ve İngiltere gibi diğer Avrupa ülkelerine
yayılmıştır. Bizans ırk ve kültürünün temsilcileri olan
İskandinav dünyası bu oluşuma pek katkıda bulunamamış, fakat
benimsemiş ve ona uymuştur.
Rönesans ‘ın başlangıcı olarak
genellikle 1453 (İstanbul’un
Fethi) veya 1517 (Reformation’
un başlaması) yılları kabul edilmektedir. Bu tarihler kesin
değildirler ve yalnızca çağlar içinde bir sayısal değer ifade
ederler. Çünkü daha 14.üncü yüzyılda bile Rönesans oluşumunun
belirtileri tarih sahnesinde görülmeye başlanmıştır.
Kaynakça:
• Yüzyılların gerçeği ve mirası Cilt II, Cilt III Server
Tanilli. Adam Yayınları.
• Felsefe Tarihi,Prof. Macit Gökberg, Remzi Kitapevi.
• Düşünce Tarihi, Orhan Hançerlioğlu, Remzi Kitapevi.
• Siyasi Tarih "İlk çağdan 1918'e ", Oral Sander, İmge
Kitapevi.
|
|