Denizce
  e-mail
 





Sinemalar
Tiyatrolar

Nobel Ödülleri
. Barış
. Edebiyat
. Fizik
. Kimya
. Tıp

Ressamlar
Fahri Kaptan
Amadeo Preziosi
Ayvazovski
Leonardo DeMango
Titian

Atatürk Müzesi
Beşiktaş D.Müzesi
Bursa Kent Müzesi
İst.Oyuncak M.
İstanbul'dan Geçen...
İzmir Arkeoloji M.
Pera Müzesi
Rahmi M.Koç Müzesi
Sakıp Sabancı M.
Süreyya Operası
Tahtakuş Et.Müzesi
Yesemek

Metropolitan M.

Cengizhan
Ebru
Frankfurt 2008
Lale D. Çeşmeleri
Osmanlı Müziği
Saray Tiyatroları
Sessiz Gemiler
Süleymaniye Küt.
Terracotta Army
Yazının Kaldığı...
Zeugma ve Mars
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

    

  İstanbul'da Bir Sürrealist                                                           Neslihan Pekdemir

 

  

 

Sakıp Sabancı Müzesi 20. yüzyılın en önemli sanatçılarından, sürrealizmin üstadı Salvador Dalí'nin 270'e yakın eserini 20 Ocak 2009'a dek ağırlayacak.

Yıl 1928… Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí y Domènech, yani Salvador Dalí, Paris'te Luis Bunuel ile bir araya gelir. İkili, uzun sohbetlerinde birbirlerine rüyalarından da bahseder. Dali, Bunuel'e; “Bu düşlerden yola çıkıp bir film yapsak nasıl olur?” diye sorar o gün… Bir yıl sonra, 'Un Chien Andalou' (Bir Endülüs Köpeği) kamera karşısındadır. Bu projeden sanatçı dostlarına dahi haber vermezler ve çekimler devam eder.

Bunuel ve Dali'nin de rol aldığı filmin bazı sahneleri bütçe azlığı nedeniyle eksik kalır. Belli bir hikâye kaygısı taşımayan film, rüyalardaki gibi, pek çok kopuk görüntünün biraraya getirilmesinden oluşur, kronolojik bir akışa önem verilmez. Çekimler bittiğinde, Man Ray, Aragon, Max Ernst, André Breton, Paul Eluard, Tristan Tzara, Jean Arp, Magritte, Picasso, Le Corbusier, Cocteau, filmi ilk görenler arasındadır. Avrupa'nın iki dünya savaşı arasındaki üretken sanat yaşamında, yeni fikirler dönemidir ve Salvador Dali, yakınlık duyduğu gerçeküstücülük akımının önemli bir üyesidir artık. Daha sonra evleneceği ve yapıtlarında büyük ölçüde etkisi olan Gala (Helena Dmitrievna Deluvina Diakonova) ile de aynı yıl tanışır. Bu yıllar, Salvador Dali'nin sanat tarihini derinden etkileyecek yaşamının ve yapıtlarının da başladığı dönem olur.

 

Gerçeküstücülüğün Sınırsızlığı

Chirico, Duchamp ve Max Ernst'in de önemli temsilcileri arasında olduğu gerçeküstücülük, 1920'lerde kabul görmüş bir akımdır. Çalışmalarına tüm üretkenliğiyle devam eden Dali, gündelik sıradan detayları kullanarak, her resmini bir filmin tek bir karesi gibi tasarlar.

Bu film, Salvador Dali'nin zihin çeperlerinde özgürce dolaşan imgelerin ve esnek hayal gücünün ortaya çıkardığı ürünlerin bütününden oluşur. Aynı zamanda tüm yaşamının da bir yansımasıdır: Madrid San Fernando Güzel Sanatlar Okulu günleri, Gala ile geçirdiği yıllar, çok ilgi duyduğu keşif ve buluşlar da resimlerindeki yerlerini bulurlar. Toplum tarafından hoş karşılanmayacak fikirleri veya özelliklerini ortaya koymaktan çekinmez. Hatta belki de bu yüzden yapıtları kadar yaşamıyla da tanınır. 1952 Temmuzu'nda güncesine şunları yazar: “Bir gün sayemde, insanlar eserlerimle de ilgilenmek zorunda kalacaklar. Bu, sanatçının kişiliğine yapıtı üzerinden uzanmaktan çok daha etkili bir yol. Beni en çok etkileyecek şey, Raphael'in kişiliği hakkında her şeyi bilmek olurdu.”

 

İspanya'nın Dali Kıyıları

Dali, İspanya'nın kuzeyindeki Figueres'te doğdu ve yaşamının en üretken yıllarını İspanya'nın en kuzey noktasındaki Port-Lligat'ta Gala ile birlikte geçirdi. Ünlü 'Göğe Yükseliş' tablosunu yaptığı günlerde, defterine şunları not ediyordu: “Kahvaltı ederken, güneşin her sabah ulaştığı ilk İspanyol olduğumun farkına varıyorum. Evet, buradan 10 dakika uzaklıktaki Cadaques'te bile güneş daha geç görünüyor.” İspanya'nın kuzey kıyıları, kayalıklar, deniz ve doğa manzaraları bazen ana konu olarak, bazen resimlerinin arka planını oluşturmak üzere yer aldı.

Bugün Kuzey İspanya'ya yapılacak bir ziyaret, aynı zamanda Dali'yi keşfetme anlamına da geliyor bu nedenle. Figueres'teki Dalí Tiyatro-Müzesi, Cadaqués Portlligat'taki Salvador Dalí müze-evi ve Púbol'deki Gala Dalí Şatosu, “Dali olmak”ın ne anlama geldiğini de ortaya koyuyor. Çünkü Salvador Dali sadece sürrealist bir ressam değildi; Gala'nın giyeceği kıyafetleri tasarlıyor, mücevherler yapıyor, tiyatro ve vitrin tasarlıyor, bale yazıyor, film ve fotoğraf da çekiyordu. Bu mekânlardaki en ufak detay bile, onun tartışmalı kişiliğini bertaraf edip dehasını tartışmaz kılıyor.

 

Dali Devri

Dali, özgün denemelerine devam ederken, akımın öncülerinden Andre Breton ile politik görüşleri sebebiyle anlaşmazlık yaşamaya başladı. Kısa süre sonra da grubun dışında bırakıldı. Breton, bir anagram yaratarak, ona “Dolar Heveslisi” anlamına gelen “Avida Dollars” adını bile koydu. Dali, yanlış anlaşıldığını ve sözü edilen politik kişilerin, onda sadece yaratım heyecanı uyandırdığını, güncesinde uzun uzun anlatacaktı…

II. Dünya Savaşı'nın başladığı yıllarda Gala ile birlikte Amerika'ya gitti ve 1941'de New York Modern Sanat Müzesi'nde bir retrospektif sergi açtı. Aynı yıl 'La vie secrète de Salvador Dalí' (Salvador Dalí'nin Gizli Yaşamı) adlı otobiyografisini kaleme aldı. Dali devri devam ediyordu…

 

Eleştirel Paronayak

Yanan zürafalar (Yanan Zürafa, 1936-37), eriyen saatler (Belleğin Azmi, 1931) ve deforme edilmiş bedenler, zamanın ve uzamın olmadığı, çok ışıklı ortamlardaki resimlerinde yer buluyordu. Dalí, Sigmund Freud'un yazdıklarından büyük ölçüde etkilenmişti. Sürrealizmde düşüncenin herhangi bir mantık çizgisi izlemeden akmasını temel alan otomatizm kavramını benimsediyse de, bunu öbür sürrealistlerden daha iyimser bir bakış açısıyla işledi ve bu eğilime 'eleştirel paranoya' adını verdi. 'Nükleer Mistisizm' adını verdiği dönemi, fizik çağıyla bağ kurduğu yılları işaret ediyordu. Atom fiziğinin gelişimi onda hayranlık ve şaşkınlık yaratırken, keşifler ve buluşlar eserlerinde büyük önem taşıyordu.

Ortaya çıkardığı her eser, bugün de izleyicilerini şaşırtmaya ve kendisi için; “gördüğümüz bir dahi mi, bir deli mi?” sorusunu sordurtmaya devam ediyor. Belki de o, yıllar önce bu sorunun yanıtını zaten vermişti: “Nasıl ki benim öğrenmem gereksizse, halkın da şaka yapıp yapmadığımı öğrenmesi gereksizdir.”

 

Dahinin Güncesi İstanbul'da Devam Edecek

Sabancı Üniversitesi

Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Gala-Salvador Dalí Vakfı'nın işbirliğiyle gerçekleşecek 'İstanbul'da Bir Sürrealist: Salvador Dalí' sergisiyle, daha pek çok kişinin bu tuhaf adamla tanışmasını sağlayacak. 20 Eylül 2008-20 Ocak 2009 tarihleri arasında görülebilecek sergide, sanatçının yağlıboya tabloları, çizimleri ve grafiklerinden oluşan 270 eserin yanı sıra el yazmaları, fotoğraflar ve çeşitli dökümanlar da yer alacak. Salvador Dalí'nin kapsamlı bir retrospektifi niteliğindeki etkinlik, aynı zamanda Gala-Salvador Dalí Vakfı koleksiyonuna ait eserlerle, vakıf dışında gerçekleştirilen en büyük geçici sergi olma özelliğini de taşıyor. SSM, sergi kapsamında düzenlenecek konferanslar, galeri sohbetleri, film gösterimleri, çocuk eğitim programları gibi etkinliklerle, Dalí'yi Türk halkına tüm yönleriyle tanıtmayı hedefliyor.

 

 

Knidos'lu Afrodit'in görünmesi
Tuval üzerine yağlıboya, 1981, 140x95 cm

  

Görünmez kompozisyonlu sürrealist kompozisyon
Tuval üzerine yağlı boya, 1936 civarı, 60.9x45.8 cm
© Salvador Dalí, Fundació
Gala-Salvador Dalí, Vegap, Figueres 2008

 

Kürelerin Uyumu
Tek Bir Maddede
Stereoskopik Çalışma
1979, Tuval üzerine yağlı boya
100x100 cm
© Salvador Dalí, Fundació
Gala-Salvador Dalí, Vegap, Figueres 2008

 

Baküsün Arabası
1953, Karton üzerine suluboya
76,5 x 101,5 cm
© Salvador Dalí, Fundació
Gala-Salvador Dalí, Vegap, Figueres 2008

Yazı: Neslihan Pekdemir    

   Kaynakça:
   SkyLife
- Eylül 2008

 

 

Neslihan Pekdemir'e teşekkürlerimizle

Denizce

12.09.2008