|

Günümüzde yunusların balık olduğunu düşünenlerin sayısı hiç
de az değil. Çünkü yunusların yapıları, sucul yaşama uyum
sağlayarak vücudun balık şeklini almasına neden olmuş ve
yunuslar diğer memelilerden oldukça uzaklaşmışlar. Yunuslar MÖ
400 yıllarında ilk kez Aristoteles tarafından balık olarak
tanımlanmışlar ve bu yanılgı onların kedi, koyun ya da inek gibi
bir memeli olduğu anlaşılıncaya kadar sürmüş.
Yunuslar tıpkı balinalar, foklar, morslar, deniz aslanları
gibi birer deniz memelisi. Zaten balinalarla da yakın akrabalar
ve bu yakın akrabalarıyla birlikte memelilerin Cetacea
(Balinalar + Yunuslar) takımında yer alıyorlar. Bu takıma ait
olan ve gerçek yunuslar olarak bilinen Delphinidae familyasına
ait birçok yunus türü var. Ama hemen tüm denizlerde yaşayan ve
Türkiye denizlerinde de en yaygın olan tür, Delphinus delphis.
Bu türe "Tırtak" adı da
veriliyor.
Yunuslar deniz memelisi oldukları için karasal memelilerden
pek çok farklılıklar gösteriyorlar. Örneğin üyeleri çok
farklılaşmış. Ön üyelerinde üst ve ön kol körelmiş. Yani
göğüslerindeki yüzgeçleri, aslında yunusların elleri ve bu
yüzgeçlerdeki 5 ışın da parmakları. Arka üyeleriyse kalça kemeri
dışında tümüyle körelmiş.
Derileri diğer pek çok memeliden farklı olarak kılsız ve
pürüzsüz. Bunun yerine ısı yalıtımını sağlamak için derilerinin
altında kalın bir yağ tabakası görülüyor.
Yine diğer memelilerden farklı olarak gözleri vücutlarına
oranla çok küçük. Kulak açıklığı gözlerle göğüs yüzgeci arasında
bulunuyor ve kulak kepçeleri yok; ancak, işitme duyuları
gelişmiş. Yönlerini ultrasonik dalgaların yansımasıyla
buluyorlar. Tek bir burun delikleri var ve bu da başlarının
üzerinde bulunuyor. Tıpkı balinalar gibi soluk verirken bu
deliklerden su fışkırtıyorlar. Yavrularını suyun içinde
doğuruyor ve suyun içinde emziriyorlar.
Karasal memelilerden farklı olarak yunuslarda ter atmayı
sağlayacak ter bezleri ya da su kuşları ve kemikli balıklarda
görülen tuz bezleri yok. Besin ve suyla vücuda giren fazla tuz
yalnızca böbreklerle dışarı atılabiliyor. Bu nedenle böbrekleri
karasal memelilere göre daha büyük ve gelişmiş.

Tırtaklar diğer yunus türlerine göre küçük boylular ve
uzunlukları yaklaşık 1,7-2,6 m.; ağırlıkları 70-135 kg.
arasında. Çeneleri, öne doğru kuşların gagasına benzer şekilde
uzamış ve herbir çenede konik yapıda 80-120 küçük dişçik var.
Dışarıdan belirgin bir boyun kısımları yok. Sırt kısımları
genellikle koyu siyah, kahverengi ya da gri; karın kısmı beyaz.
Gözlerinin çevresi açık renkli. Yan taraflarında gözden kuyruğa
kadar uzanan sarımsı kahverengi "°°" şeklinde bir desen var.
Sırtlarında bağ dokudan oluşmuş sırt yüzgeçleri de büyük ve
belirgin.
Yüzey ısısı 10
0C'nin üzerinde olan suları tercih ediyorlar ve bu nedenle
özellikle tropik ve subtropik denizlerde yaygınlar.
Çok hareketli olan yunuslar, memeliler içinde en iyi yüzen ve
dalan hayvanlar. Yüzmelerinde en etkili yapıları da kuyruk
yüzgeçleri. Kuyruk yüzgeçleri balıkların tersine, yatay konumlu
ve bu yüzgeçlerini seri bir biçimde aşağı-yukarı hareket
ettirerek hızlı yüzebiliyorlar. Yüzerken hızları saatte 35 km'ye
ulaşıyor.
Çok sosyal hayvanlar oldukları için genellikle 10-500
bireyden oluşan gruplar halinde eşgüdümlü olarak yüzüyorlar.
Bunun yanısıra 2000'den daha fazla bireye sahip gruplar da
görülebiliyor.
Yunuslar insana en yakın hayvan gruplarından biri. Oyun
oynamayı çok sevdikleri için ağızları ve yüzgeçleriyle numaralar
yapmayı, grup halinde yüzerken aynı anda su dışına sıçramayı,
gemilerin çevresinde dönüp onlara eşlik ederek yüzmeyi çok
seviyorlar. İnsanlara olan yakınlıkları nedeniyle özel olarak
yapılmış büyük havuzlarda rahatlıkla beslenebiliyorlar. Bu
havuzlara "delfinaryum" adı veriliyor. Delfinaryumlarda,
vücutları tamamen su dışında kalacak şekilde sudan dışarı
sıçrayıp tekrar dalmak, bazen tüm vü-cutlarıyla su dışına çıkıp
takla ve parende atmak ve akrobatik hareketler yapmak en
sevdikleri oyunlar. Yine özellikle havuzlarda suyun yüzeyinde,
yalnızca kuyrukları suyun içinde kalacak şekilde dik durup geri
geri yüzmeyi de çok seviyorlar.
Yunuslar dünyanın en zeki hayvanlarından biri. Zekalarının
akıllı bir köpeğinkine eşit olduğu düşünülüyor. Bu nedenle çok
çabuk öğreniyorlar. Hem bu zekaları hem de insanlara karşı olan
dostça davranışları nedeniyle eski Yunan'dan bu yana efsane ve
öykülere konu olmuşlar. Örneğin yunusların deniz kazalarında
insanları kurtardığına ilişkin bir inanış var. Ama bugüne kadar
bir deniz kazasında yunuslar tarafından kurtarıldığını ileri
süren hiç kimse çıkmamış. Yunusların suyun yüzünde duran bir
cismi burunlarıyla itme ve eğer yakındaysa kıyıya atma gibi bir
dürtüleri var. Belki bu inanışın ortaya çıkmasında bu
özelliklerinin rolü de olabilir. Bu inanış doğru olsun ya da
olmasın, yunusların insanların en iyi dostlarından biri olduğu
kesin. Diğer bir yanlış inanış, yunusların tıpkı insanlar gibi
anne, baba ve çocuklardan oluşan bir aile kurdukları yolunda.
Oysa yukarıda da söylendiği gibi büyük gruplar oluşturuyorlar.

Bunun yanında Rusya ve bazı Avrupa ülkelerinde sinir sistemi
rahatsızlığı bulunan çocukların tedavisinde yunuslardan
yararlanılıyor. Bilimsel bir kanıtı olmamakla birlikte,
delfinaryumlarda yunuslarla bir araya gelip oynayan bu
çocuklarda iyileşmeler görülebiliyor.
Islığa benzer, çok güçlü sesler çıkartıyorlar ve sesleri
teknelerin çevresinde dolaşırlarken suyun dışındakiler
tarafından duyulabiliyor. Bu sesler bazen şarkı söyler gibi
melodik oluyor. Önceleri bu seslerin çok karmaşık olduğu ve
yunusların, kendi aralarında neredeyse insanlar gibi bir
iletişim sistemi kurdukları sanılmış. Ama yapılan incelemeler
bunların oldukça basit sesler olduğunu ortaya koymuş. Özellikle
yaralandıkları ve yavrularını kaybettikleri zaman bu sesler daha
da güçlü oluyor.
Küçük balıklar ve mürekkepbalığı gibi küçük omurgasızlar, en
severek yedikleri besinler. Yüzeye yakın yaşıyorlar, ancak bunun
yanında 300 m kadar derine dalabiliyorlar. Yalnızca üreme
zamanında eş tutuyorlar. Bunun dışındaki zamanlardaysa ayrılar.
Çiftleşme dönemleri genellikle ilkbahar ve sonbahar
ayları. Eş yunuslar yüzerken yanyana geliyorlar ve kuyruklarını
birbirlerine yaklaştırarak çiftleşiyorlar. Gebelikleri 10-12 ay
kadar sürüyor ve genellikle 1 ya da 2 yavru doğuruyorlar. Doğum
sırasında önce yavrunun kuyruğu dışarı çıkıyor. Doğan yavrular
hemen yüzmeye başlıyor ve annelerini izliyorlar. 19 ay kadar süt
emen yavru yunus 15-16 ay sonra da erginleşiyor. Memeler
karında, eşey açıklığı bölgesinde yer alıyor. Sütleri yağ,
protein ve vitamin bakımından oldukça zengin olduğu için
yavrular çok hızlı gelişiyorlar. Yaşam süreleri 30 yıl kadar.
Yunuslar özellikle Japonya, Güney Amerika ve Azorlar'da
balıkçıların hedefi. Bunun yanısıra Pasifik, Akdeniz, Batı
Afrika ve Yeni Zelanda denizlerinde ağlara takılarak yanlışlıkla
avlanabiliyorlar. Türkiye denizlerinde de çok bulunan bu türe
ait hayvanların sayısı, özellikle Karadeniz'de bir dönem çok
fazla avlanma nedeniyle azalmış. 1971 yılında Türkiye'de 88.000
kadar yunusun öldürüldüğü kayıtlı. Bu nedenle, sayılarının
giderek azaldığı bilinen bu sevimli memelilerin avlanmalarının
kesin olarak önlenmesi ve mevcut populasyonların yoğunluklarının
sürekli denetlenmesi öneriliyor.
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Sayı: 420 Kasım-2002
İbrahim
Mete Mısırlıoğlu'na teşekkürlerimizle
Denizce

|