Özellikle İstanbul’da,
dünya güzeli Boğaziçi’nde dolaşıp ta “Akıntı” kavramına
değinmeden, daha doğrusu akıntıyı yaşamadan geçip gitmek mümkün
değil.
Son zamanlarda akıntılarla ilgili okuduğum bazı bilgiler, beni,
bildiklerimi siz dostlarımla mümkün olduğunca çabuk paylaşmaya
itti. Eğer bir eksik veya yanlış varsa, birlikte biran önce
doğrusunu bulalım.
Akıntı
·Isı
farkı ·Sisteme
yeni su kütlelerinin girmesi
·Gel-Git
ile su kütlelerinin hareketi
·Dalga
yüksekliğinin su derinliğinden fazla olması gibi unsurlar ile
oluşur.
İstanbul boğazında
ki akıntı da:
·
Kuzeyinde
yer alan Karadeniz de buharlaşmanın az olması,
nehirler ile büyük
miktarlarda yeni su kütlelerinin sisteme eklenmesi
[Sonuç: Binde18 tuzluluk
oranı]
·
Güneyinde
bağlantılı olan denizlerde ise buharlaşmanın çok,
sisteme eklenen su
kütlelerinin göreceli olarak az olması
[Sonuç: Akdeniz’de
binde36, Kuzey Ege’de binde 25 tuzluluk oranı]
bu iki farklı su
kütlelerinin sonucudur.
Sistemi basit bir
birleşik kap biçiminde düşünürsek, kuzeyden güneye sürekli
bir akıntı oluşacak, güneydeki su kütleleri de buharlaşma yolu
ile sistemi dengede tutacaklardır. Oldukça ender rastlanan bir
sıklıkta (yılda bir, iki kez) denge sağlanamaması ve çevre
koşulları (basınç farkları ve rüzgarlar) sonucu akıntı yön
değiştirecek ve sular güneyden kuzeye doğru akacaktır. Yöresel
ifadeyle sular “orkoz”layacaktır. Zaten yaşam da aynen
böyle gerçekleşmektedir.
Aşağıda konuyu açıklaya bilmek için, T.C. Deniz Kuvvetleri
Komutanlığı, Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı
tarafından yayımlanan
1/3/1965/İstanbul tarihli INT
3756/2921 İstanbul Boğazı haritası
kullanılmıştır.
Bu haritada belirtilen
akıntı yön ve şiddetine, sadece ilkesel olarak itibar etmek
mümkündür. Çünkü akıntı hızı değişkendir. Haritadaki ölçüler,
hakim kuzey rüzgarlarına ve genel geçerli kuzey – güney
akıntılarına göre verilmiştir. Ortaköy – Kabataş arasında
kıyıdan kuzeye doğru 1 – 1,5 Kn hızla çıkan işaret anafor
hareketini gösterir. Kuralları aşağıda açıklanmıştır.
Konuyu incelerken
akıntı ve anaforu birbirinden ayırt etmeye özen
gösterme-liyiz. Akıntı, akan suyun anası; anafor ise
türevidir. Akıntı boğazın girişinden itibaren “orta-su”
dediğimiz bir biçimde kıyılara yaslanarak[1]
Marmara’ya iner. Kanal kesitinin daraldığı[2]
yerlerde de debisi artar. En şiddetli olduğu yerler,
Akıntıburnu, Kandilli, Sarayburnu dur. Bu
burunların güneyinde kalan koylar da maalesef Boğaz’ın en
kirli koylarıdır.
Bu koylar anafor marifetiyle kirlenir. Anaforlar, akıntıyla
bağdaşık biçimde içerdikleri su kütlesinin doyuma eriş-mesi
ile orantılı, saat yönünde ve tersi olmak üzere dönerler.
Gün içinde birkaç defa yön değiştirirler.
İstanbul Boğazında akıntının hızı zaman zaman 8 Kn hıza
kadar erişebilir. Anaforlar ise bu hıza erişmezler. Akıntı
yukarı çıkarken küçük tekneler için ana kural rıhtıma yakın
çıkmaktır. Akışkanlar mekaniğine göre akıntının ıslattığı
yüzeydeki hızı sıfırdır.
Bu gerçeği aynı hızda akıntıya karşı çıkan, biri rıhtıma,
diğeri ortasuya yakın teknelerde izlemek mümkündür.
Sevgili dostum Amiral
Çetinkaya Apatay’ın yaptırmış olduğu bir çalışmada, su yapısının
analizlenmesi sonucu, “varsayılan” dip akıntısıyla hiçbir su
kütlesinin Tarabya’dan daha kuzeye çıkmadığı tespit edilmiştir.
Yatayda oluşan anaforu,
eğer açıklıkla izah edebiliyorsak, benzer su hareketini düşeyde
de izah edebilmemiz mümkündür. Örnek olarak, Galatasaray adası
sığlığının verilmesinin amacı buydu. Derinden gelip sığlığa
tırmanan su kütleleri, çıktığı “tepe” nin üstünde azami hıza
erişir. “Tepe”nin ön ve arkasında oluşan anaforlar ise türevdir
ve akıntı değildir. Kaynak enerji olmadıklarından kendi
başlarına ve bağımsızca yol alamazlar.
BOĞAZ ROTASI[3]
Haydarpaşa
mendirek çakarı – Dolmabahçe Sarayı rotası, Sarayburnu-Ortaköy
hattı aşılana kadar, hızlı yolla geçilir. Daha sonra normal
seyir ile Ortaköy’e ve (pislik nedeniyle) Galatasaray adası
iskelede Akıntıburnu’na yaklaşılır. Olta mesafesinde tam yol ile
Akıntıburnu dönülür, kıyıya güvenli bir mesafe kadar
yaklaşılarak akıntı geçilmeye çalışılır[4].
BP istasyonu, eski Süreyya’nın önünde sular çırpınmaya, akıntı
da dinginleşmeye başlar. Bebek’e girecek teknelerin,
şehirhatları vapur yolunu tercih etmeleri faydalıdır.
Küçük Bebek – Rumeli Hisarı arası ciddi tehlikelidir. Deniz
ortasına kadar varan şamandıraların birçoğu kara ile bağlantılı
ve birçoğunun da serseri palamarı vardır. Güvenlik mesafesini
koruyarak Rumeli Fenerine gelince, Küçüksu sığlık çakarı
sancakta kalacak şekilde Göksu’ya yönelmeli ve Kanlıca’ya kadar
bu yakadan yükselmelidir.
Daha sonra İstinye, Yeniköy çıkışında “Çirozluk[5]”
sığlık çakarı, Anadolu yakasında Beykoz kasrı, Selviburnu,
Umuryeri sancakta, Sütlüce burnu, akıntıya karşı A.Kavağına[6]
girilmelidir.
Karadeniz’e kadar bundan sonraki rota Anadolu yakasından devam
eder. Rumeli yakasından yükselmek isteyenlerin. Dikilikaya
çakarı ve çevresindeki sığlıklara dikkat etmeleri gerekir.
Havanın yön ve şiddetine göre, Büyük Liman, Filburnu güney
kuytusu, Poyrazköy[7],
Fenerköyü koyunda kalınabilir.
Rüzgarınız kolayına,
pruvanız neta olsun.
___________________________ [1]
Kefeliköy’de kaynayan su görüntüsü
bu yaslanmanın dik açılı olmasındandır.
Güneye doğru dar açıyla Akıntıburnu’na ve Anadolu
yakasında Kandilli’yi sıyırırken,
akıntının artan hızını gözleyebilirsiniz
[2]
Kandilli önlerinde 110 metre derinliğinde
iskandil alınırken, Galatasaray adasına doğru
derinlik 30 metrelere kadar düşer. Kesiti belirleyen
alanın hem genişliği, hem de derinliği
azalmıştır.
[3]
İstanbul Boğazında , yelken seyri yasaktır.
Ancak, motorun çalışması halinde
ve/veya özel günlerde Boğaz’da yelken seyrine müsaade
vardır.
Böyle durumlarda tramola ayaklarının doğru
tespiti önemlidir.
İlgi duyan dostlarım ile bu konuyu ayrıca görüşebiliriz
[4]
Düşük hızdaki teknelerin Akıntıburnu’na gelmeden Anadolu
yakasına, Kandilli akıntısına
girmeden, Bebek koyu içini bulacak biçimde Rumeli
yakasına geçmeleri iyi bir çaredir..
[5]
Yeniköy vapur iskelesi ile Çirozluk çakarı
arasında kıyıya en az 20 metre mesafeden
geçilmelidir.
[6]
A.Kavağı sığlık şamandırası (Çakar değil) güvenlik mesafesinde
tercihen kıyıdan veya
iskelede bırakılarak açıksudan geçilmelidir.
[7]
Özellikle gecelemek için güvenli bir liman,
liman önü ise hem sakin hem de temiz.