Denizce
  e-mail    
denizce@denizce.com
 





Denizcilik Eğitimi
ADF Olası Sınav Soruları
DTO Olası Sınav Soruları
VHF Olası Sınav Soruları
Denizcilik Tarihi

AB ve Denizcilik
Akıntılar
İst.Boğ.Dip Akıntısı
Balıkçı Günlüğü
Bayrakların Dili
Bofor Tablosu
Boğazlarımız
Boylu Soylu Gemiler
Büyük Denizciler
Büyüklere Oyuncak
Cankurtarma İşaret.
Deneyim/Sintine p.
Deniz Aşıkları Koop.
Deniz Bilim.Enst.I
Denizde Yangın
D.Taşıtlar.Yangın
Dizel Motorlar
Ege ve Akdeniz...
Fenerler
Forsa Yelkenlisi
Gemi İşletmecisi
Gemi Sicili Kodları
Gemi Söküm Tes.
Hamidiye Krvz.
Harita Simgeleri
Kıyı Konferansı
Kurtuluş'un Son..
Kürek Sporu
Levent Yatı
Marmara'da Yaşam..
MDTMYO B.Bülteni
Ölçüler
Pusula
Saltanat Kayıkları
Savarona
Trak'ın Seferi
Tekne Boya-Bakım
Teknede Yaşam
Türkiye Süngerleri
Yavuz / Bismarc

Ev Tersaneciliği
Marinalar
Marina Map
Mersin DTMYO
Tekne İmalatçıları
Türk Loydu
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri
  Denizcilik Tarihinden Bir Yaprak                                                           Hamidiye

   Erol Mütercimler      

 

  Akdeniz'de 7 Ay 24 Gün 

 

Balkan Savaşları dendiğinde, aklımıza hep kara savaşları gelir. Oysa bir de deniz cephesi vardır ve bu yazımızın konusunu oluşturan Hamidiye gemisinin doğuşunu hazırlayan olayların başlangıcını oluşturur.

Albay Ramiz ile Rauf Bey (Orbay) arasında müthiş bir polemiğin yaşanmasına yol açan olaylar işte bu savaşta yaşanmıştır. Belgelere göre Albay Ramiz, ünlü Averof'u (Yunan kruvazörü) sıkıştırmış ve batırma şansı yakalamış, Rauf'a semaforla ateş emri vermiş fakat öldürücü ateşler açılmamış, işte bu nedenle Ramiz hep Rauf'u suçlamıştır. Derler ki Rauf Bey, bu olayın etkisiyle ünlü Akdeniz seferine çıkmak için donanma komutanlığını zorlamıştır. Aslında iyi de yapmış, yoksa bu yazıyı yazamazdım!

Hamidiye yıldızı yüksek bir efsane gemidir. Abdülhamid kruvazörü 1903 yılında İstanbul sularına gelerek Osmanlı donanmasına katılmıştır. 31 Mart ayaklanmasının ardından geminin adı Hamidiye olmuştur. 13 Ocak 1913 tarihinde Hamidiye, Rauf Bey komutasında Nara Burnu'ndan Akdeniz'e açılır.

Hamidiye, 15 Ocak saat 10.10'da Mikoni Boğazı'ndan içeri daldı. Sancak tarafındaki Tinos, iskele tarafındaki Mikoni adalarının kıyılarına üşüşen halk, kruvazörü seyrediyordu. Güvertede şapkalı adamları görünce, bunun Türk gemisi olabileceğini akıllarına bile getirmediler. Kruvazörümüz, ll.25'te Mikoni Boğazı'nı geçerek hızını tam yolla çıkardı ve Türk sancağını direğine toka etti. Saat 12'yi geçiyordu, Hamidiye bütün heybetiyle Syra Adası'nın önünde gözüktü ve kent bir anda karıştı. Hamidiye, limanda bulunan İngiliz şilebinin acele olarak açılması için işaret verdi. Bu sırada Hamidiye, Fokya ile Kakamaçti burunları arasındaki bölgede yer alan barut depolarını yerle bir etti. Sonra Syra Limanı'nı topa tuttu ve ardından Akdeniz'e doğru yol verdi.

 

  Dört Yunan Muhribi 

18 Ocak sabahı Beyrut limanına demirledi. Buradan hareketle 19 Ocak'ta Port Sait Limanı'na girdi; kömür almak istiyordu. Ancak Mısır hükümetiyle görüşmeler uzadı. Yine de aracılar vasıtasıyla gerekli 360 ton kömürü alarak Süveyş Limanına demirledi. Buradan da kömür yükleyip Cidde'ye hareket etti. Bu seyir boyunca bölgede bulunan Müslüman Araplar gemimize müthiş tezahürat yaptılar. Yeniden Akdeniz'e çıkan Rauf Bey Yunan kıyılarına doğru rota verdi. Artık Akdeniz'i bir göl olarak kullanıyorlardı. Önce Sicilya Adası, ardından Malta dolanıp dururlarken hem Yunanlılar hem de İngilizler bu geminin pervasızca seyrinden çok rahatsız oldular. Hamidiye'nin Malta'dan çıkışında kıstırılması için dört Yunan muhribi Malta Adası civarına sevk edildi. Bu arada geminin en önemli ihtiyacı kömürdü. Malta Adası'ndan da politik görüşmeler sonucu 480 ton kömür almayı başardılar.

 

 

Kruvazörümüz 17 Şubat Pazartesi gecesi, Yunan muhriplerine rağmen yeniden Akdeniz'e açıldı. Artık Hamidiye, Akdeniz ve Adriyatik'te efsane bir gemi olmuştu. Tekrar Gazze'ye geldi, ardından Hayfa, Beyrut limanları arasında mekik dokudu. Buradan İskenderun'a rota kırdı.

Sonra yeniden Otranto Körfezi'ne seyretmeye başladı. Hamidiye İtalya çizmesinin topuğunu dolaştığı sıralarda Ipsara zırhlısı ile üç Yunan muhribi hemen karşı tarafta bulunan Korfu Adasınday-dılar. Ama yerlerinden kıpırdamadılar. Havanın kararmasından sonra, Otranto Boğazı'na doğru on bir mil hızla seyretmekte olan Hamidiye'nin baş kısmına birdenbire bir parlak yıldız indi. Mürettebatın şaşkın bakışları altında geminin burnunda parçalanan göktaşı sonra eriyip gitti. Bu olay denizcilikte çok uğurlu olarak yorumlanır. Bu seferin başarıyla biteceği anlaşılmıştı. Tam limana girecekken Leros adlı bir Yunan ticaret gemisine rastladılar ve onu mahmuzlayarak batırdılar.

Sonra Singin ve Draç limanlarındaki askeri hedefler bombalandı. Ardından İskenderiye'ye rota verildi. En hayati ihtiyaç olan kömür alınacaktı. 17 Nisan'da Mihali adlı yardımcı Yunan kruvazörünü batırdılar. Çanakkkale Boğazı'ndan çıktığından bu yana peşine takılan Yunan savaş gemileri Hamidiye'yi yakalayamadılar. Artık Akdeniz'e Rauf ya da Hamidiye Denizi denmeye başlanmıştı.

 

  Gazi Hamidiye 

Hamidiye Çanakkale'den çıktığından bu yana durup dinlenmeden on bir bin mil yol almıştı, iyice hırpalanmış olan kazan ve makineler artık kesinlikle bakım ve onarıma muhtaçtılar. Hamidiye'nin Kameran'dan Süveyş'e kadar yaptığı seyirde başgösteren arızalar artık geçici onarımlarla geminin yol alamayacağını gösteriyordu. Ve Hamidiye, yedi ay yirmi dört günlük ayrılıktan sonra İstanbul’a geri dönüyordu. Tarih 28 Ağustos 1913'tü.

 

 

Birinci Dünya Savaşı'nda Yarbay Kasımpaşalı Vasıf Muhiddin Bey kumandasında çok önemli görevler alan Hamidiye, 29 Ekim 1914'te Kırım'ın güneyindeki Kefe Limanı'nı bombardıman etmiştir. Midilli kruvazörüyle birlikte Karadeniz'de nakliyata himaye görevi yapmıştır.

20 Kasım 1914'te Tuapse'yi bombardıman ederek yağ sarnıçlarını ve telsiz istasyonunu tahrip etmiştir. Bunun ötesinde, Yavuz ve Midilli ile birlikte Karadeniz'de onlarca kez seyir yapmıştır.

Birinci Dünya Savaşı'nın Türkiye aleyhine sonuçlanması ve Mondros Mütarekesinin imzalanmasının ardından Hamidiye Haliç'e demirletilmiştir. Bu sürede okul gemisi olarak kullanılmış ve 29 Ekim 1923'te 101 pare top atarak cumhuriyeti selamlayan donanma gemilerinden biri gene Hamidiye kruvazörü olmuştur. Atatürk 12 Eylül 1924 tarihinde başlayan Karadeniz gezisini Hamidiye ile yapmıştır.

1925 yılında Rize köylerinde meydana gelen Şapka Devrimi aleyhinde olaylarda da emniyet görevi üstlenmiştir; olayların büyüyerek civar ilçe ve illere yayılmasına meydan vermemek için, yakalananların İstiklal Mahkemesi'nde yargılanmaları boyunca Rize'de kalmıştır. 1926 yılında Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ı Rus hariciye komiseri Çiçerin'le görüşmek üzere Odesa'ya Hamidiye gemisi götürmüştür. Atatürk'ün cenazesinin Yavuz güvertesinde İzmit'e nakledildiği 19 Kasım 1938 günü denizde yapılan törene Hamidiye de katılmıştır. Ondan sonra da uzun süre okul gemisi olarak görev almıştır. Ve nihayet 10 Eylül 1964 tarihinde -ne yazık ki- hurdacılara satılmıştır Hamidiye...

Hamidiye yalnızca Akdeniz'de akın harekatı yapmakla kalmamış, pek çok savaş yeniliğini de ortaya koymuştur. Örneğin bir sahte baca eklemekle geminin dış görünüşünü değiştirip düşmanı aldatmak, böylece de gafil avlamak savaş hilesini ilk düşünen bizim Hamidiyemiz olmuştur. Bu hileye Cidde rotasında başvurmuştur. O zamanlar Hamidiye'nin başlattığı bu yanıltma yöntemi tüm denizcilik dünyasında büyük yankılar uyandırmıştı. Birinci Dünya Savaşı'nda Almanların ünlü Emden korsan kruvazörü komutanı kahraman Müller, Penang Limanı'na girerken gemisine dördüncü bir baca ekleyip İngiliz kruvazörünün görünüşünü vermişti. Böylece limanda yatan Yemşuy adlı Rus kruvazörünü, Fransız destoyeri Muske’yi batırmasıyla sonuçlanan ünlü akınında Hamidiye'nin yöntemini kullanmış oldu.

 

Hamidiye'nin kahraman komutanı Rauf Bey, kazandığı başarıdan sonra dünyayı kendine hayran etti.

Büyük Britanya İmparatorluğu'nun başbakanlığına kadar yükselecek olan Sir Antony Eden'e;

- "okul sıralarındayken hepimizin dileği ileride bir kruvazöre komuta ederek Hamidiye'yi taklit etmek ve onun süvarisi gibi dünyanın hayranlığını üzerimize çekmekti"

dedirten başarılarını ulusal deniz tarihimize altın harflerle yazdırmıştır.

Birinci Dünya Savaşı'nda Alman imparatorluğunun komutanı olarak Cemal Paşa, Amiral Vasıf Bey, Rauf Bey ve diğer devlet büyükleri Almanya'ya gittiği zaman imparator, Rauf Bey'e çok büyük ilgi göstermiş, onun elini avuçları içine alıp "Rauf Bey, bizim Enden süvarisi de sizi taklit etmek istedi ama bu işi sizin kadar iyi beceremedi, siz geminizi sağ ve salim vatanınızın sularına getirebildiniz. Müller ise gemisini kaybetti" demişti.

İngilizler de Rauf Bey'e çok büyük bir hayranlık duymuşlar, hatta Hamidiye'nin Akdeniz huruç harekatını Harp Akademisinde ders olarak anlatmışlardır. Londra büyükelçiliği görevi sırasında İngilizlerin Rauf Bey'e çok büyük saygı göstermelerinin nedeni de Hamidiye'nin ünlü Akdeniz seferindeki korkusuzluğudur.

 

Kaynakça: Sea Life  Ocak 2003  N:16

Fotoğraflar: Erol Mütercimler Arşivi

 

Erol Mütercimler'e teşekkürlerimizle

Denizce