|
Akdeniz'de 7
Ay 24 Gün

Balkan Savaşları dendiğinde,
aklımıza hep kara savaşları gelir. Oysa bir de deniz cephesi
vardır ve bu yazımızın konusunu oluşturan Hamidiye gemisinin
doğuşunu hazırlayan olayların başlangıcını oluşturur.
Albay Ramiz ile Rauf Bey
(Orbay) arasında müthiş bir polemiğin yaşanmasına yol açan
olaylar işte bu savaşta yaşanmıştır. Belgelere göre Albay
Ramiz, ünlü Averof'u (Yunan kruvazörü) sıkıştırmış ve
batırma şansı yakalamış, Rauf'a semaforla ateş emri vermiş
fakat öldürücü ateşler açılmamış, işte bu nedenle Ramiz hep
Rauf'u suçlamıştır. Derler ki Rauf Bey, bu olayın etkisiyle
ünlü Akdeniz seferine çıkmak için donanma komutanlığını
zorlamıştır. Aslında iyi de yapmış, yoksa bu yazıyı
yazamazdım!
Hamidiye yıldızı yüksek bir
efsane gemidir. Abdülhamid kruvazörü 1903 yılında İstanbul
sularına gelerek Osmanlı donanmasına katılmıştır. 31 Mart
ayaklanmasının ardından geminin adı Hamidiye olmuştur. 13
Ocak 1913 tarihinde Hamidiye, Rauf Bey komutasında Nara
Burnu'ndan Akdeniz'e açılır.
Hamidiye, 15 Ocak saat
10.10'da Mikoni Boğazı'ndan içeri daldı. Sancak tarafındaki
Tinos, iskele tarafındaki Mikoni adalarının kıyılarına
üşüşen halk, kruvazörü seyrediyordu. Güvertede şapkalı
adamları görünce, bunun Türk gemisi olabileceğini akıllarına
bile getirmediler. Kruvazörümüz, ll.25'te Mikoni Boğazı'nı
geçerek hızını tam yolla çıkardı ve Türk sancağını direğine
toka etti. Saat 12'yi geçiyordu, Hamidiye bütün heybetiyle
Syra Adası'nın önünde gözüktü ve kent bir anda karıştı.
Hamidiye, limanda bulunan İngiliz şilebinin acele olarak
açılması için işaret verdi. Bu sırada Hamidiye, Fokya ile
Kakamaçti burunları arasındaki bölgede yer alan barut
depolarını yerle bir etti. Sonra Syra Limanı'nı topa tuttu
ve ardından Akdeniz'e doğru yol verdi.
Dört Yunan Muhribi
18 Ocak sabahı Beyrut limanına demirledi. Buradan hareketle
19 Ocak'ta Port Sait Limanı'na girdi; kömür almak istiyordu.
Ancak Mısır hükümetiyle görüşmeler uzadı. Yine de aracılar
vasıtasıyla gerekli 360 ton kömürü alarak Süveyş Limanına
demirledi. Buradan da kömür yükleyip Cidde'ye hareket etti.
Bu seyir boyunca bölgede bulunan Müslüman Araplar gemimize
müthiş tezahürat yaptılar. Yeniden Akdeniz'e çıkan Rauf Bey
Yunan kıyılarına doğru rota verdi. Artık Akdeniz'i bir göl
olarak kullanıyorlardı. Önce Sicilya Adası, ardından Malta
dolanıp dururlarken hem Yunanlılar hem de İngilizler bu
geminin pervasızca seyrinden çok rahatsız oldular.
Hamidiye'nin Malta'dan çıkışında kıstırılması için dört
Yunan muhribi Malta Adası civarına sevk edildi. Bu arada
geminin en önemli ihtiyacı kömürdü. Malta Adası'ndan da
politik görüşmeler sonucu 480 ton kömür almayı başardılar.
|
 |
|
Kruvazörümüz
17 Şubat Pazartesi gecesi, Yunan muhriplerine rağmen
yeniden Akdeniz'e açıldı. Artık Hamidiye, Akdeniz ve
Adriyatik'te efsane bir gemi olmuştu. Tekrar Gazze'ye
geldi, ardından Hayfa, Beyrut limanları arasında mekik
dokudu. Buradan İskenderun'a rota kırdı.
Sonra yeniden
Otranto Körfezi'ne seyretmeye başladı. Hamidiye İtalya
çizmesinin topuğunu dolaştığı sıralarda Ipsara zırhlısı
ile üç Yunan muhribi hemen karşı tarafta bulunan Korfu
Adasınday-dılar. Ama yerlerinden kıpırdamadılar. Havanın
kararmasından sonra, Otranto Boğazı'na doğru on bir mil
hızla seyretmekte olan Hamidiye'nin baş kısmına
birdenbire bir parlak yıldız indi. Mürettebatın şaşkın
bakışları altında geminin burnunda parçalanan göktaşı
sonra eriyip gitti. Bu olay denizcilikte çok uğurlu
olarak yorumlanır. Bu seferin başarıyla biteceği
anlaşılmıştı. Tam limana girecekken Leros adlı bir Yunan
ticaret gemisine rastladılar ve onu mahmuzlayarak
batırdılar. |
Sonra Singin ve Draç
limanlarındaki askeri hedefler bombalandı. Ardından
İskenderiye'ye rota verildi. En hayati ihtiyaç olan kömür
alınacaktı. 17 Nisan'da Mihali adlı yardımcı Yunan
kruvazörünü batırdılar. Çanakkkale Boğazı'ndan çıktığından
bu yana peşine takılan Yunan savaş gemileri Hamidiye'yi
yakalayamadılar. Artık Akdeniz'e Rauf ya da Hamidiye Denizi
denmeye başlanmıştı.
Gazi Hamidiye
Hamidiye Çanakkale'den
çıktığından bu yana durup dinlenmeden on bir bin mil yol
almıştı, iyice hırpalanmış olan kazan ve makineler artık
kesinlikle bakım ve onarıma muhtaçtılar. Hamidiye'nin
Kameran'dan Süveyş'e kadar yaptığı seyirde başgösteren
arızalar artık geçici onarımlarla geminin yol alamayacağını
gösteriyordu. Ve Hamidiye, yedi ay yirmi dört günlük
ayrılıktan sonra İstanbul’a geri dönüyordu. Tarih 28 Ağustos
1913'tü.
|
 |
|
Birinci Dünya
Savaşı'nda Yarbay Kasımpaşalı Vasıf Muhiddin Bey
kumandasında çok önemli görevler alan Hamidiye, 29 Ekim
1914'te Kırım'ın güneyindeki Kefe Limanı'nı bombardıman
etmiştir. Midilli kruvazörüyle birlikte Karadeniz'de
nakliyata himaye görevi yapmıştır.
20 Kasım 1914'te
Tuapse'yi bombardıman ederek yağ sarnıçlarını ve telsiz
istasyonunu tahrip etmiştir. Bunun ötesinde, Yavuz ve
Midilli ile birlikte Karadeniz'de onlarca kez seyir
yapmıştır. |
Birinci Dünya Savaşı'nın
Türkiye aleyhine sonuçlanması ve Mondros Mütarekesinin
imzalanmasının ardından Hamidiye Haliç'e demirletilmiştir.
Bu sürede okul gemisi olarak kullanılmış ve 29 Ekim 1923'te
101 pare top atarak cumhuriyeti selamlayan donanma
gemilerinden biri gene Hamidiye kruvazörü olmuştur. Atatürk
12 Eylül 1924 tarihinde başlayan Karadeniz gezisini Hamidiye
ile yapmıştır.
1925 yılında Rize köylerinde
meydana gelen Şapka Devrimi aleyhinde olaylarda da emniyet
görevi üstlenmiştir; olayların büyüyerek civar ilçe ve
illere yayılmasına meydan vermemek için, yakalananların
İstiklal Mahkemesi'nde yargılanmaları boyunca Rize'de
kalmıştır. 1926 yılında Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras'ı
Rus hariciye komiseri Çiçerin'le görüşmek üzere Odesa'ya
Hamidiye gemisi götürmüştür. Atatürk'ün cenazesinin Yavuz
güvertesinde İzmit'e nakledildiği 19 Kasım 1938 günü denizde
yapılan törene Hamidiye de katılmıştır. Ondan sonra da uzun
süre okul gemisi olarak görev almıştır. Ve nihayet 10 Eylül
1964 tarihinde -ne yazık ki- hurdacılara satılmıştır
Hamidiye...
Hamidiye yalnızca Akdeniz'de
akın harekatı yapmakla kalmamış, pek çok savaş yeniliğini de
ortaya koymuştur. Örneğin bir sahte baca eklemekle geminin
dış görünüşünü değiştirip düşmanı aldatmak, böylece de gafil
avlamak savaş hilesini ilk düşünen bizim Hamidiyemiz
olmuştur. Bu hileye Cidde rotasında başvurmuştur. O zamanlar
Hamidiye'nin başlattığı bu yanıltma yöntemi tüm denizcilik
dünyasında büyük yankılar uyandırmıştı. Birinci Dünya
Savaşı'nda Almanların ünlü Emden korsan kruvazörü komutanı
kahraman Müller, Penang Limanı'na girerken gemisine dördüncü
bir baca ekleyip İngiliz kruvazörünün görünüşünü vermişti.
Böylece limanda yatan Yemşuy adlı Rus kruvazörünü, Fransız
destoyeri Muske’yi batırmasıyla sonuçlanan ünlü akınında
Hamidiye'nin yöntemini kullanmış oldu.
|
 |
|
Hamidiye'nin kahraman
komutanı Rauf Bey, kazandığı başarıdan sonra dünyayı
kendine hayran etti.
Büyük Britanya
İmparatorluğu'nun başbakanlığına kadar yükselecek olan
Sir Antony Eden'e;
- "okul sıralarındayken
hepimizin dileği ileride bir kruvazöre komuta ederek
Hamidiye'yi taklit etmek ve onun süvarisi gibi dünyanın
hayranlığını üzerimize çekmekti"
dedirten başarılarını
ulusal deniz tarihimize altın harflerle yazdırmıştır. |
Birinci Dünya Savaşı'nda Alman
imparatorluğunun komutanı olarak Cemal Paşa, Amiral Vasıf
Bey, Rauf Bey ve diğer devlet büyükleri Almanya'ya gittiği
zaman imparator, Rauf Bey'e çok büyük ilgi göstermiş, onun
elini avuçları içine alıp "Rauf Bey, bizim Enden süvarisi de
sizi taklit etmek istedi ama bu işi sizin kadar iyi
beceremedi, siz geminizi sağ ve salim vatanınızın sularına
getirebildiniz. Müller ise gemisini kaybetti" demişti.
İngilizler de Rauf Bey'e çok
büyük bir hayranlık duymuşlar, hatta Hamidiye'nin Akdeniz
huruç harekatını Harp Akademisinde ders olarak
anlatmışlardır. Londra büyükelçiliği görevi sırasında
İngilizlerin Rauf Bey'e çok büyük saygı göstermelerinin
nedeni de Hamidiye'nin ünlü Akdeniz seferindeki
korkusuzluğudur.
Kaynakça: Sea Life
Ocak 2003 N:16
Fotoğraflar: Erol
Mütercimler Arşivi
Erol Mütercimler'e teşekkürlerimizle
Denizce

|