e-mail
denizce@denizce.com
 






Orhan Erdenen
Abut Efendi
Ahmet Fethi Paşa
Ahmet Afif Paşa
Ahmet Necip Bey
Amucazade Yalısı
Burhanettin Efendi
Dolmabahçe Sarayı I
Dolmabahçe Sarayı II
Edip Efendi
Ethem Pertev
Fehime Sultan Yalısı
Hacı Feyzi Efendi
Hamidiye Cami
Halil Ethem Paşa
Hekim Başı Yalısı
Huber Yalısı
İtalyan Sefareti
Kadri Paşa Yalısı
Kıbrıslı Yalısı
Kızkulesi
Kont Ostrorog
Mediha Sultan S.
Rahmi Koç Yalısı
Rumelihisarı
Sait Halim Paşa
Serasker Rıza Paşa
Şerifler Yalısı
Zarif Mustafa Paşa
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Boğaziçi Yalıları    

  Hamidiye (Yıldız) Cami
 

 

Otuz üç yıl süren saltanatıyla yakın tarihimize damgasını vuran Sultan II. Abdülhamid Han'ın Cuma namazlarını eda ettiği Hamidiye (Yıldız) Camii, onun döneminde hareketli günler yaşamıştı.

Cuma selamlığı sırasında Hamidiye Camii üç sıra askerle çevrilir, Yıldız'dan Beşiktaş'a inen yokuşun sağındaki meydanlığın önü, bir saf piyadeden sonra atlı birliklerden oluşan Ertuğrul ve Mızraklı alayları tarafından doldurulur, arabalı ve yaya seyirciler de bu süvari safları arkasında yerlerini alırlardı.

Camiin, törenin yapılacağı yana bakan ön cephesi, yolun kavislenmesine göre alçaklı yüksekli bir setle çıkıntılıydı. Bu seddin parmaklıkları önünde Çırağan Karakoluna (*) bağlı polis ve jandarmanın safları bulunurdu. Camiin bu cephesini kavisli mermer merdivenler süslerdi.

Sultan Abdülhamid'in arabasına binmesinden yaklaşık yirmi beş dakika önce harem arabaları cami avlusunda protokole uygun bir şekilde sıralanır, başta daima Valide Sultan'ın arabası yer alırdı.

21 Temmuz 1905. Günlerden Cuma'ydı. Sultan'ın arabası saray kapısında göründü. Selam borusu çalındı. Asker hep bir ağızdan "Padişahım çok yaşa!" diye bağırıyordu. Yabancı misyon mensupları "Büyük Mabeyn" önündeki setlerin üzerinde, Cuma selamlığını izlemeye gelmişti. Camiin avlusu da hıncahınçtı. Her cuma olduğu gibi selam borusu ve marşlar üçüncü defa çalınırken hünkar da Hamidiye Camii'nin önüne ulaştı. Şeyhülislam Cemaleddin Efendi, Sultan'ı kapıda karşılayarak içeriye buyur etti. Cuma namazı kılındı.

Padişahın camiden dönüşü haber verilince arabası binek taşının önüne getirildi. Asker safları nizam ve intizam vaziyeti aldı. Bütün gözler caminin kapısından görünmek üzere olan padişaha çevrildi. Tam o sırada, seyirciler bölümünden, müthiş ve şiddetli bir ses duyuldu. Göklere doğru kalın ve siyah bir duman bulutu yükseldi. Set üstündeki polis ve jandarmalardan bir kısmı aniden yere devrildi. Sultan Abdülhamid, Cuma selamlığı dönüşü suikaste uğramıştı.

Ermenilerin düzenlediği bu bombalı suikast denemesinden Padişah kıl payı kurtuldu. Ne var ki, patlayan saatli bomba, Hamidiye Camii'nin ön cephesini tahrip etti. Kavisli mermer merdivenler ve yağmur cumbaları tamamen yıkıldı. Avludaki saat kulesi büyük zarar gördü. Camii Şerifin saray civarındaki daireleriyle, umumi mutfağının camları paramparça oldu.

 

111 Yıllık Saat Kulesi

Beşiktaş'tan Barbaros Bulvarı'nı izleyerek Yıldız'a doğru tırmanırken, başınızı yolun sağına çevirdiğinizde, zarif bir minare ve yüksek kasnaklı bir tek kubbe ile karşılaşırsınız. Bu nefis yapı 1884-1886 yılları arasında Sultan II. Abdülhamid'in saray başmimarı Sarkis Balyan'a yaptırdığı "Hamidiye" ya da halk arasındaki adıyla "Yıldız Camii"dir.

Camii çevreleyen demir parmaklıkların arasındaki kalın demir kapıdan avluya girdikten sonra, camiin iki yanında sağlı sollu beyaz mermer merdivenler ve onların arasında yüksek bir taç kapıyla göz göze gelirsiniz. Bu büyük kapının üzerinde zafer takına benzeyen ince bir süsleme bulunur. Süslemenin hemen altındaki mermer zeminde "Besmelei Şerife" ile nefis bir hatla yazılmış bir "Ayeti Kerime" görülür.

Yıldız Camii karışık mimari tarzın güzel bir örneğidir. Ortaköy'de bulunan Mecidiye Camii tipindedir.

Camiin cümle kapısının yanındaki pencereler de süslü ve demir kafeslidir. Yıldız Üniversitesi tarafından, avluya girilen demir kapının hemen yanı başında sağda yer alan dört cepheli saat kulesinin saati, Sultan II. Abdülhamid'in 25. saltanat yılı kutlamaları için özel olarak sipariş edilmiştir. Sultan'ın Kâğıthane Köyü'nde zarif bir köşkü vardı ve bu köşkün civarında iyi bir memba suyu akardı. Abdülhamid, bu nefis suyu büyük masraflarla İstanbul'un birçok yerine ulaştırmıştı. Saat kulesinin az ilerisinde, duvar dibinde, avlunun batı kenarında, musluklarından Hamidiye Suyu'nun aktığı, kubbeli minik bir çeşme yer alır. Yıllarca bu camiin içinde, dışında ve şadırvanında Hamidiye Suyu aktı... Ancak sonraları kaynağındaki bozulma nedeniyle su kesildi. (Şimdilerde, İstanbul Belediyesi bu çeşmeye yeniden Hamidiye Suyu bağlama düşüncesindedir.)

Camiin içine girildiğinde orta yerde sedir ağacından yapılmış, sağlı sollu dört sütun göze çarpar. Bunlardan ikisi sağda ve solda iki ayrı bölüm halindeki müezzin mahfelinin hemen önünde yer alır. Diğer ikisi ise birkaç metre ileridedir.

Yüksek kasnaklı tek kubbenin askıda kalması için yerleştirildiği görülen bu sütunların üzeri olağanüstü güzellikte işlemelerle bezenmiştir.

Rengârenk boyalı ve işlemeli ahşap sütunlar, kubbeye doğru ince ahşap kemerlerle birbirlerine bağlanmış, sütun başlıkları baklava biçiminde üçgenlere bölünmüştür. Stalaktitli ve altın yaldızlı süslemeler, camie apayrı bir güzellik katar. Bu tarz bir mimari yapı başka hiçbir camide görülmez.

Cami dikdörtgen planlıdır ve 21,5x11 mt. boyutlarındadır. Duvarlar, önlü arkalı birbirine paraleldir. Bu paralellik yan duvarlarda da görülür. Camiin on altı penceresi vardır. Bunlardan dört tanesi mihrabın sağ ve solunda yer alır. Duvarların zemine yakın olan kısmı çini motifleriyle bezenmiştir.

 

Vaaz kürsüsü

Mihrabın iki yanında, camiin yapımı sırasında Londra'dan getirtilen iki büyük saat yer alır. Vaaz kürsüsü, 1,40 mt. yüksekliğinde yekpare mermerdendir. Sanat değeri yüksektir. Camiin yan duvarlarına isabet eden yerin hemen arkasında haremlik ve selamlık diye ikiye ayrılmış bulunan "hünkâr mahfili" vardır.

 

Yıldızlarla kaplı kubbe

Sedir ağacından yapılmış ve üzeri yağlı boya ile süslenmiş sütunları izleyerek yukarı doğru bakıldığında, masmavi zemini ve parlak yıldızlarıyla gözalıcı bir kubbe bizi karşılar. Yirmi pencereyle aydınlanan kubbenin merkezine sülüs hatla ve altın yaldızla "İhlası Şerife" yerleştirilmiştir. Kubbenin bütün bölümleri düz mavi zemin üzerine altın yaldızlıdır. Kubbe adetâ yıldızlarla dolu bir gökyüzünü andırır.

Kubbe merkezinde asılı bulunan muhteşem avize, Alman imparatoru II. Wilhelm'in hediyesidir.

Avludaki beyaz mermerli merdivenleri çıkarak ulaşılan kapılardan sağdakinden salona geçilir. Salon kapılarından biri de minareye açılır. Diğeri harem giriş kapısıdır. Buradaki odalardan biri sultanların namaza hazırlanma odasına, diğeri ise hünkar mahfilinin asıl harem kısmına açılır. Sultanların namaz kıldıkları bu yerde, 1,90 mt. yüksekliğinde beyaz fayanstan yapılmış, fevkalade süslü bir soba yer alır. Sobanın üzeri altın yaldız işlemelidir. Bu orijinal soba Yıldız Çini Fabrikası imalatıdır.

Haremde sultanların namaz kıldığı bölümün solundaki odalar ise hünkâra aittir. Onun da avluda, camiin sol tarafında mermer merdivenli bir girişi vardır. O bölüm de iki odadan meydana gelir. Odalardan biri hünkârın namaza hazırlandığı, diğeri ise şeyhülislamla sohbet ettiği odadır. Orada da yine sanat kıymeti çok yüksek beyaz bir çini soba bulunmaktadır.

 

Sultan'ın yaptığı eserler

Sultan II. Abdülhamid'in büyük zaman ayırdığı hobilerinden birisi de marangozluktu. Haremlik ve selamlığın camiin içine bakan pencerelerinin sedir ağacından işlenmiş olan olağanüstü güzellikteki kafeslerini bizzat Sultan yapmıştı.

Camiin ön cephe duvarının ortasında büyük bir ihtişamla yükselen mihrabın solunda, Sultan'ın kendi tuğrasını taşıyan "kabartma bir hattı" bulunmaktadır. Ayrıca kendisinin Kur'an okuduğu "rahle" ile bir başka "hat levhası" da yine onun eseridir.

Halen içinde "Sakalı Şerif" saklanan, "sedef kakmalı çekmece" de II.Abdülhamid'in kendi ürünü olan eserler arasındadır.

Tavanla duvarın birleştiği yerin biraz altından, müezzinler mahfilinin üzerinden başlamak üzere, kûfi yazıyla yazılmış ve duvarları çepeçevre kuşatan "Mülk Suresi" yer alır. Kırk santim genişliğindeki bu kuşak yazısı, camideki diğer hatlarla büyük bir uyum içindedir. Camideki sülüs hatların büyük kısmı hattat Abdülfettah Efendi'ye aittir. Camiye sonradan ilave edilen hatlar Hafız Osman'ındır. Camiin duvar süslemeleri arasında yer alan "İnna Erselnake" yazılı levha da oldukça dikkat çekicidir. Sarayın mızıka çavuşlarından birine ait olan kabartma levha camideki kıymetli eserlerdendir. Camideki değerli eşyalar arasında, sürre alayı ile getirilen Kâbe örtüsünün dörtte biri de vardır.

 

(*) Çırağan Karakolu; Beşiktaş-Ortaköy yolu üzerinde bulunan Yıldız Parkı'nın girişinde solda, Küçük Mecidiye Camii'nin karşısındadır.

Yazı         : Can Alpgüvenç
Fotoğraflar: Mehtap Yücel

 

   Kaynakça:
  
Sea Life  Ocak-2003   No 16

 

Can Alpgüvenç'e teşekkürlerimizle

Denizce