|
CANETON
[kanöton], yelken yarışlarında kullanılan küçük tekne. 1931’de
gemi inşaat mühendisi V. Brix’in yaptırdığı, karina çizgisi
köşeli olan bu teknenin maliyeti başlangıçta çok düşüktü.
19472de bu tekne örnek alınarak daha üstün nitelikte Caneton’lar
yapıldı. Bunlardan biri, ingiliz Westll’in izlediği modeldir.
“505”, “beş yüz beş” veya “beş sıfır beş” denilen bu model, yeni
bir tektip serinin doğmasına yol açtı. Bu modelin boyutları:
uzunluk 5,05 m, genişlik 1,90 m, su içi derinliği 1,30 m,
yelkenlerin yüzeyi 14 m², taşırdığı su ise 130 kg’dır. Gövde
üzerinde bir büyük yelken, bir “flok” ve bir “spinnaker” olmak
üzere üç yelken bulunur. Kazandığı büyük başarı yüzünden bu
tekne, milletlerarası tektip olarak kabul edilmiştir. Yelken
yarışları için ideal iki kişilik teknedir. Alabolara olması
halinde, tamamen su geçirmez yüzme sandıkları yardımıyle tekneyi
doğrultmak ve hız etkisiyle açılan arka kapaklar yardımıyle de
suyu boşaltmak mümkündür.
CAN FİLİKASI
Batmak üzere olan bir gemiden, ya da karaya gittiği sırada
içindeki gemiadamlarını ya da yolcuları kurtarmak için geminin
taşımaya zorunlu olduğu özel yapılmış ve donatılmış filika. //
Sahillere bindiren, karaya giden deniz araçlarından
gemiadamlarını ve yolcuları kıyıdan kurtarmak için özel olarak
yapılmış, batma olasılığı çok az olan cankurtarma deniz
araçları. Bugün bunlara uygulamada makinesizlere “Tahlisiye
sandalı” makinelilere “Tahlisiye motoru” denilmektedir.
CAN SALI
Gemilerde tehlike anında denize atılan ve üzerinde belirli
miktarda insan tutabilen yüzer sal.
CANKURTARAN
FİLİKASI
Denizde,
cankurtarma maksatları için ağaç veya saçtan yapılmış yüzücü
gücü fazla olan tekne. // Ticaret gemilerinde can emniyeti
bakımından bulundurulması zorunlu deniz aracı. // Harp
gemilerinde gece veya gündüz şartlarında kurtarma maksadı ile
kullanılan emniyet botu. Genelde vasıta motoru bu maksatla
kullanılır. // Bu teknelerin yüzücü güçlerini artırmak için
tekne içinde hava sarnıçları bulunur. Cankurtaran filikaları
veya motorlarının içerlerinde teknede bulunan kazazedelerin
yaşam ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda yiyecek maddeleri ile
kazazedelerin yaralarını tedavi için tıbbi malzeme ve işaret
tabancaları gibi diğer lüzumlu malzemeler bulunur. Cankurtaran
filikaları kürekle yürütüldüğü gibi motorla da çalışırlar. Bazı
filikalarda pervaneyi döndürmek için pedal tertibatı bulunur.
CANKURTARAN
GEMİSİ
Batma tehlikesi
geçiren veya karaya oturan gemileri kurtarmağa yarayan gemi.
CANKURTARAN
SALI
Denizdeyken kazaya uğramış bir gemideki personelin kurtarılması
için saçtan veya yüzücü gücü fazla olan ağaçlardan yapılmış sal.
Cankurtaran salları gemilerin denize bakan taraflarında
bulunurlar. Bunların denize bırakılmaları ya mekaniki bir
tertibatla veya gemi battığı zaman kilit kısmındaki kimyevi
maddenin erimesi suretiyle fora kancası açılır ve sal sephiyesi
sebebiyle deniz sathına çıkar. Cankurtaran sallarının
içerlerinde, kapalı kutular içinde yiyecek maddeleri ve diğer
lüzumlu malzemeler bulunur. Salların etrafında daha çok
personelin kurtarılması için can halatları vardır.
CARAVELA
[karavela] i. (portekizce k., lat. carabus’tan).
Özellikle XV. ve XVI. yy.larda keşif gezilerinde kullanılan
yollu gemi.
Caravela’nın
nasıl ve ne zaman ortaya çıktığı bilinmemektedir. Kelimenin de
nereden geldiği belli değildir. Bazı yazarlara göre, bu kelime
oldukça yüksek tonajlı arap gemilerini belirtmek için kullanılan
carabus’tan, bazı yazarlara göreyse de carabo’dan
gelmiştir. Portekizliler bu tür gemileri ilk yapanların
kendileri olduğunu iddia ederler. XV. yy. caravela’ları hakkında
bilgi yoktur. Latin yelkenleriyle donatıldığı tahmin edilir.
Kolomb’un Nina adlı gemisi de aynı şekilde donatılmıştı.
O zaman bu gemilere caravela latina denirdi. XVI. yy’da
dört direkli ayrıca bir de cıvadıralı caravela redonda’lar
ortaya çıktı. Bu tür gemiler, mizana direğinde kare şeklinde iki
yelken taşır, öteki üç direkte latin yelkenleri vardır.
Caravela, devrinin öteki gemilerine oranla daha zarif bir
görünüşe sahipti. Buna rağmen çok sağlam bir gemiydi. Kolomb’un
Santa Maria’sının bir caravela olduğu kesin şekilde belli
değildir, çünkü Kolomb gemisini nao adıyle anar.
CAT-BOAT
[ket-bot] i. (ing. cat, kedi ve boat, kayık’tan).
Tek bir büyük yelkeni olan, flokasız küçük tekne. Yelken dengesi
serenin baş tarafa çok yakın olmasıyle sağlanır. Moth ve
Finn, cat-boat türü teknelerdir.
CELİYYE
İnce
donanma gemilerindendir. Nehirlerde kullanılırdı.
CEP
DENİZALTISI
Küçük denizaltı.
CEP ZIRHLISI
Birinci dünya savaşından sonra, deniz silahlarını azaltma
konferansının savaş gemilerinin ağırlığını sınırlandırması
üzerine Almanların yaptığı savaş gemisine verilen ad.
(Konferansta Almanya için konulan sınır 10 000 tondur. Almanlar
bu ağırlıktaki gemilere 28 sm’lik altı top yerleştirdiler ve üç
gemi yaptılar. Dretnot ve muharebe kruvazörüne benzemediği için
bunlara cep zırhlısı adı verildi.)
Yelkenli gemiler zamanında ağaçtan yapılmış bazı küçük
tekneler (msl. Havan topu atan kalyonlar) güllelere karşı
bordaya sallandırılan zincirlerle veya demir levhalarla
korunuyordu. Bunlar, yüzer bataryalardan başka bir şey değildi.
Modern çağın ilk büyük zırhlısı, mühendis Dupuy de Lome’un
planlarına göre 1860’ta yapılan Gloire isimli bir fransız
gemisidir. Tamamen demirden yapılmış olan bu gemi 6 000 tondu;
100 mm kalınlıkta bir zırhı vardı, topları yelkenli
kalyonlardaki gibi, bir sıra batarya halinde dizilmişti; her
top, bir top lumbarının içinden ateş ediyordu. O zamandan bu
yana, toplar bir zırhlı bölmeye, sonra taretlere yerleştirildi.
Zırhın kalınlığı ve dayanıklılığı arttırıldı ama, topların gücü
ve mermilerin ağırlığı da aynı zamanda artmıştı. 1914-1918’in
zırhlıları 18 000-30 000 tonluktu; topları 305 ile 381’likti;
süratleri de 21 ila 24 deniz miliydi. Hücreli bir ara bölmeyle
ayrılmış iki zırhlı güverteleri vardı. Dikey borda zırhı 270 ila
300 mm kalınlıktaydı. Kuvvetli bir şekilde zırhlanmış olan
blokhavs ve taretler, gemileri top mermilerine karşı koruyordu.
Modern zırhlıların zırhı ise, ayrıca bombaları geminin önemli
kısımlarına ulaşmadan önce patlamaya mecbur eden zırh
güvertelerin takviyesiyle uçaklara ve su altındaki patlamalara
(mayınlar, torpidolar) karşı da koruyucu bir rol oynamaktadır.
Bazı zırhlıların dışarıya doğru şişkin bir karina bordası
vardır. İyi yapılmış ve iyi yetişmiş bir personelle donatılmış
bir zırhlı, saf dışı olmaksızın birçok mermi isabetine
dayanabilir. Günümüzde iyi bir hava savunması olmadan bir
zırhlının kullanılması düşünülemez. Hava kuvveti ve füzeler,
topun tahribini aynen yapabileceklerine göre, geleceğin zırhlısı
yani zırhlanmış ve büyük bir ateş kudretine sahip olan büyük
harp gemisi muhtemelen büyük uçak gemisi veya füze atom gemisi
olacaktır. Bununla beraber İkinci Dünya savaşı sonundan beri hiç
bir milletin büyük bir zırhlıyı tezgaha koymamış olması
anlamlıdır. Bugün hizmette olan en büyük zırhlılar,
Amerikalıların 1943-1944’te suya indirdikleri Missouri sınıfı
gemilerdir. Bunlar tam yüklü olarak 58 000 tondur, 33 deniz mili
hızı ve 9 tane 406 mm’lik topları vardır. Büyük zırhlılar
1960’ta faal kadrolardan çıkarılarak ihtiyata alınmış veya okul
gemisi olarak kullanılmıştır.
CEVHER GEMİSİ
“Madenci”
de denir. Maden cevheri taşımak üzere özel olarak
yapılmış gemi.
CLIPPER
i.
(ing. k.). XIX. yy.da çok kullanılmış olan yollu, yelkenli gemi.
// İnce ve uzun bir yapısı olan gezinti yelkenlisi. // Sür’atli
teknelere verilen isim.
Eski yelkenli ticaret gemileri hantal yapılıydı, yollu
değildi. Geçen yüzyılın başında o zamana kadar kanuni sayılan
bazı alışverişler, mesela zenci ticareti yasaklanınca, tekne
kısmı uzun, baş ve kıç tarafı ince, uzun direkli gemiler
yapılmağa başlandı. Bunlar genellikle çok yollu, iki direkli
gemilerdi. Bunların en yollularıadlarını yapıldıkları şehirden
alan Baltimore Clipper’lerdi. 1850’ye doğru Clipper’lerin
yerini daha büyük ve daha yollu, dörtköşe biçimde üç direkle
donatılmış gemiler aldı. Bunlar San Fransisco ile Avustralya ve
Çin arasında çay ticaretinde kullanıldı. Lightning adlı
gemi tipleri saatte 21 deniz mili hız yapabiliyordu. Clipper’ler
buharlı gemilerin gelişmesiyle ortadan kalktı.
COCK BOAT
Barınak limanda çalışan tekne.
COPPER PUNT
Kraliyet donanmasında bakır kaplı gemilerin karinalarını
temizlemek için eskiden kullanılmış sal.
CORALCLE
Bir
tür küçük padılbot.
COROCORE
Doğu
Arşipeldeki gemi tipi. Eskiden korsanlar tarafından
kullanılırdı. Tek direkli 60 kişiye kadar adamı olan çift sıra
kürekli tekne.
CÖNK
i (malezya
dilinden). Malezya’da kullanılan büyük yelkenli gemi.
Cönk’te
omurga yoktur. Bazılarında omurga görevini tabana çivilenen
basit bir tahta görür. Ön tarafta pruva bodoslaması yoktur; kare
biçimindedir ve eski nehir mavnalarına benzer, ama daha
kavislidir; suyu yaracağına üzerinde kayar. Arka taraf
aynalıklıdır, bu aynalık değişik biçimlerdedir. Dümen teknenin
altında olabilir. En büyük cönkler Petchili’lerinkidir;
uzunlukları 50 m’dir ve beş direklidir. Ötekiler iki, üç
direklidir. Direkler dildörtgen biçimi yelkenle donatılır ve
bambu latalarıyla desteklenir; bu latalar direkleri
sağlamlaştırır. Burnun iki yanında teknenin üzerine bir göz
resmi yapılır. Balıkçı cönkleri daima ikişer ikişer gider. Bugün
pek çoğu motorludur.
CRAYER
Tudor
zamanında üç direkli yelkenli.
CUPOLA SHIP
Eski
tip taretli savaş gemisi. Küçük fribordlu olupağır silahlarla
donatılmıştı. U.S.A. “Monitor” bunun ilk örneğidir.
CUTTER
1- Tek
direkli, civadralı, iki yan yelkene sahip tekne. 2- 12 kürekli,
yelkenli bir tekne (eski donanmada). 3- Yarış teknelerini takip
eden tekne. 4- Kılavuz verip alan tekne (pilot cutter). 5-
Devriye gezen tekne (coast guard cutter).
ÇAMLICA
veya
ŞEHDİYE i. Tuna ırmağında işleyen çektiri cinsinden eski
osmanlı taşıt gemisi. Boyu 28-30 arşın kadardı. // 27-35 zirâ
boyunda, 200 personeli olan büyük ve küçük tipleri bulunan bir
savaş gemisidir.
ÇAMUR DUBASI
Tarak
gemilerinin deniz dibinden taradıkları maddeleri koydukları
duba.
ÇATANA
i. (Çetene
kasabasının adından). Küçük (filika) büyüklüğünde) motorlu
gemi: Kiminiz çatanadır, kırdığı gibi bacayı / Şıp diye geçen
Köprü’nün altından (Orhan Veli).
ÇAYKA
i. Esk.
denizc. Osmanlı imparatorluğunda kullanılan bir gemi çeşidi. (Şayka
da denir. Altı düz olan çaykalar 20-50 er alırdı. Genellikle
üç topu bulunurdu. Osmanlılar Karadeniz kıyılarını korumak,
Kazaklar ise kıyı bölgeleri vurmak için çayka kullandılar.)
ÇEKELEVE
veya
SAKALAVA i. (ital. sacaleva). Kıç tarafı yüksek,
hızlı giden yelkenli.
ÇEKDİRİ
veya
ÇEKTİRİ i. (çektirmek’ten çek-ti-ri)
Eskiden kürek ve yelkenle yürütülen savaş ve ticari maksatla
kullanılan bir tür teknedir. // Yelkenli olduğu halde kürekle de
yol alabilen, savaş ve ticarette kullanılan eski gemi
çeşitlerinden biri: Ehl-i İslam donanması cümle yüz yirmi iki
parça çektiri gemi idi (Katip Çelebi). // Vasıfları oturak
sayısına göre değişen yelkeni olmakla birlikte esas, kürekle
hareket eden teknelerin genel adı.
Osmanlı imparatorluğunda deniz kuvvetlerinde kürek devri
savaş ve taşıt gemisi olarak kullanılan çektiriler kürekle
hareket eder ve yelken ancak yardımcı olarak kullanılırdı. Boy,
yükseklik ve hacim bakımından değiştikçe artan kürek yani oturak
sayısına göre özel adlar alırdı. Kürek ve yelkenle hareket
edenler on dokuz çeşit idi: Karamürsel, Aktarma, Üstüaçık,
Brolik, Celiyye, Çamlıca, Kütük, Kancabaş, İşkampaviye, Sahtur,
Çekelye, Kırlangıç, Firkate (10-17 oturaklı), Kalite
(19-24 oturaklı), Pergandi (18-19 oturaklı), Mavna,
Girab, Kadırga (25-28 oturaklı), Baştarde (26-36
oturaklı).
Yalnız kürekle hareket edenler ise şunlardı: Uçurma,
Varnabeş çiftesi, Çete kayığı, At kayığı, Şayka (Çayka).
Çektiriler sonraları brik denilen iki direkli tekne biçimine
sokuldu, aslında bunlar brikten daha küçük tonajdaydı ve arma
donatımı biraz farklıydı. Çektiri tipi gemi XIX. yy. ın ilk
yarısından sonra bırakıldı.
ÇEKTİRME
Yaklaşık olarak 30/50 gros tonluk yelkenli ya da motorlu ağaç
yük taşıma deniz aracı.
ÇETE KAYIĞI
Eskiden nehirlerde top çekmekte kullanılan çektiri türünden
hafif donanma gemisi. Üstü açıktan büyük, brolik’ten ise
küçüktü.
ÇIKARMA ARACI
Çıkarma yapılacak kıyıya asker ve cephane taşımakta kullanılan,
altı düz, az su çeken, küçük deniz aracı. // amfibi harekatta
kullanılan personel ve malzeme çıkarma teknesi.
ÇIKARMA BOTU
Çıkarma hareketinde kullanılan ve çıkarma yerine kadar gemide
götürülen özel yapılmış çıkarma teknesi.
ÇIKARMA
GEMİSİ
Amfibik
harekatta, kuvvetlerin düşmanın daha önceden tespit edilmiş
sahillerine, çıkartılması için özel şekilde yapılmış gemi
tipidir. Çok az su çeken ve sığ sahillere baştan kara yaparak,
baş tarafındaki kapağı açarak, taşıdığı asker ve malzemeyi en
kısa zamanda istenilen mevkiye çıkarırlar. Taşıyacağı personel
ve araç kapasitesine göre değişik büyüklükte inşa edilirler. //
Çok az su çeken Uzun sefer yapabilme olanağı olan ve
özel çıkarma işi yapabilen gemi. // İkinci Dünya
savaşında Müttefikler çeşitli tipte çıkarma gemileri
kullandılar, bu gemiler iki ana kategoriye ayrılabilir: 1.
Piyade çıkarma aracı veya piyade çıkarma gemisi.
Bunlar 30 km hızında 250-404 tonluk küçük gemilerdir. Kıyıda
kolayca karaya oturtulabilir, personel ve malzemenin karaya
çıkarılması için baş taraflarında indirilebilir rampaları
vardır.; bunlarla 200 kişi ile 32 ton malzeme taşınabilir. 2.
Açıkdeniz çıkarma gemileri. Başlangıçta tankların
taşınması için düşünülmüş olan araçlardı. Bunlar da 20 km
hızında 150-4 000 tonluk küçük gemiler veya hafif zırhlılardır;
iki güverstesi olan en büyükleri, 80 tank ve 300 kişi
taşıyabilir, bir kısmı hafif çıkarma araçlarını yüklenebilecek
şekilde metafora düzenlidir, bir kısmı da deniz araçlarını
üzerinde taşıyan yüzer havuz halindedir. Taşıt araçlarının
karaya çıkarılması da pruva bodoslamasına yerleştirilen bir
rampa vasıtasıyle yapılır. 1941’den itibaren İngiltere ve
Amerika’da inşa edilmiş olan bütün bu gemiler, Müttefiklerin
1942’den 1944’e kadar devam eden çıkarmalarında kullanıldı.
Fransızlar da 1946’dan 1954’e kadar Çinhindi harekatında çıkarma
gemileri kullandılar. Bu gemilerin bazı modelleri,
helikopterleri taşımağa elverişli duruma sokuldu.
ÇIRNIK
Tek direkli,
üç floklu, çektirmeden büyük yelkenli tekneler olup, 200 tona
kadar inşa edilirler.
ÇİFT DİREKLİ
İki
direkli yelkenli gemi.
ÇİFT SIRA
KÜREKLİ
Üst üste iki
sıra kürekli Eskiçağ roma gemisi.
ÇİFTE KAYIK
Bir
kayıkta bulunan kürek sayısına göre kayıklara verilen ad:
Eyvâh o üç çifte kayık aldı karârım / Şarkı okuyup geçti bir
âfet var içinde (nedim).
ÇİTİHA
veya
ŞEHDİYE i. Tunus kıyılarına has, üç direkli yelkenli. Grandi
direğine çekilen tek parça büyük yelken özelliğini teşkil eder.
Çitiha’lar ortalama 50 tonluk teknelerdir.
ÇÖP DUBASI
Limanlarda gemilerden çöp toplayan duba.
DENİZ
İTFAİYESİ
Yangında
kullanılan hafif gemi. (Hidrolik tertibatı çok yüksek güçte olan
bu gemi her yöne kolayca hareket edebilir.)
DENİZALTI
blş.
i. Denizin altında seyir olanağı olan savaş gemisi. // Su
altında giden savaş gemisi. Eski dilde Tahtelbahir. // Deniz
savaşlarının en etkili hücum silahlarından birisidir. Su
altından görünmeden hedefine yaklaşması, tahrip gücü yüksek
silahları ile onu tahrip etmesi, bu tip savaş gemilerini su üstü
gemileri için büyük tehlike haline getirmiştir. Çağımızda
geliştirilen nükleer denizaltı gemileri ise, yüksek seyir
kapasiteleri, olağanüstü su altı süratleri ve taşıdıkları
nükleer başlıklı uzun menzilli füzeleri ile geleceğin en korkunç
silahları arasında yerini almıştır.
Denizaltı
gemisinin dalışı, dalma sarnıcı denilen su depolarının deniz
suyu ile doldurulması, su yüzüne çıkışı ise bu sarnıçların
boşaltılmasıyla sağlanır. Önceleri iki türlü denizaltı vardı.
Biri, dalma sarnıçları sağlam bir tekne içine yerleştirilmiş,
yüzme gücü az, fazla dalgalı havalarda su üstünde gidemeyen
denizaltı, öteki ise gerçek bir deniz üstü gemisi gibi su
yüzünde gidebilen, çok su alan, dalma sarnıçları tekne dışında
olan “dalabilir tekne” adıyle anılan denizaltı. Laubeuf’ün
Narval’’inden sonra yalnız “dalabilir tekne” yapıldı. Fakat
Fransızların bu terimi tutmadı, bugün bu gemilerin her tipine
denizaltı gemisi denmektedir. Su altında istenildiği kadar kalan
denizaltılar ancak atom gücünün yürütücü olarak kullanılmasıyle
gerçekleştirilebildi. İlk denizaltı gemisini amerikalı Bushnell
1776’da yaptı. Bu denizaltı New York önünde bir ingiliz savaş
gemisini tahrip etti. Fulton ilk Nautilus’u 1798’de Le
Havre’da yaptı. Denemelerpek inandırıcı olmadı. Napolyon bu işe
girişmeyi kabul etmedi. Amerikalılar denizaltı yapımını Ayrılık
savaşı sırasında yeniden ele aldılar, ama başarı sağlayamadılar.
İlk başarı, H. Dupuy de Lôme’un tasarılarını inceleyen Gustave
Zédé tarafından 1887’de yapılan Gymnote adlı gemiyle
sağlandı. Elektrik motoru ile çalışan bu deney teknesi ancak 30
tonluktu ve su üstünde 7, su altında 5 mil hız yapabiliyordu. Bu
başarıdan sonra, Fransa’da, torpille donatılmış Gustave Zédé
denizaltı gemisi (266 t, 48 m boy) yapıldı. (1893). Bu ilk
tekneler yüzme katsayılarının çok az oluşundan (yüzde beş, on)
denizciliğe elverişli değildi. Su altı seyrinin kesin gelişmesi
Laubeuf’ün sunduğu proje ile başladı ve 1899’da yapılan
Narval adlı “dalabilir tekne”nin tamamlanmasıyle (su yüzünde
120 t, dalmışken 200 t) sonuçlandı. Gemi, atom gücüyle çalışan
denizaltılar yapılıncaya kadar, bu alanda ilk örnek olarak
kaldı. Laubeuf, denizaltı teknesini bir su üstü gemisi
teknesinin içine yerleştirdi, böylece, iç içe konan iki tekneden
kurulu bir gemi yapıldı. Aradaki boşluk deniz suyu ile
doldurulunca, bu gemi bir deniz üstü gemisi olmaktan çıkıyordu.
Biri su üstünde seyir için buharla (daha sonra Diesel motoru),
öteki su altında seyir için elektrik motoru ile çalışan iki ayrı
makine kullanıldı. Dalma hızı 12 dakikaydı, sonraları
Pluviose tipi denizaltılarda 3-4 dakikaya indi. Fransızların
çalışmaları yanı sıra A.B.D.’de 1898-1899’da (mühendis Holland
tarafından yapılan, 1901’de İngiltere’nin satın aldığı
denizaltı) ve Almanya’da da 1903’te benzer başarılara ulaşıldı.
1914’te Fransa’nın 76, İngiltere’nin 85, Almanya’nın 25
denizaltı gemisi vardı. Dalma hızının önemini değerlendiren
Almanlar 30 saniyede dalan ve yüzme gücü yüzde 20 olan denizaltı
gemileri yaptılar. Bu gelişmeler Almanya’da, denizaltı gemisinin
stratejik bir silah olarak kullanılmasını sağladı (1915):
Birinci Dünya savaşında yaptıkları 344 denizaltı ile
Müttefiklerin 11 milyon ton gemisini batırdılar. İki savaş
arasında denizaltı, artık klasik bir savaş gemisi oldu. Dalış
hızı 5-10 saniye olan, yalnız kumanda kulesi su yüzünde kalan
denizaltılar, dalma sarnıçları açık olarak seyir edebiliyordu.
Bunların alarm durumunda sarnıç püskürtme teşkilatı açılır ve
gemi dalar. Teknenin deniz yüzüne çıkması için püskürtme
teşkilatı kapatılır, sarnıçlardaki suyun boşaltılması için
basınçlı hava verilir. Su, doldurma borularından dışarı çıkar.
Su altında kalma süresi 4 mil hızla 20 saattir, yüzeyde kalma
süresi ise, çok fazladır (birkaç bin mil). Tonaj 600’den (kıyı
tipi) 1 500-2 000 tona (okyanus tipi) kadar değişebilir.
Silahları 4-6 torpido kovanı ve bir top (bazı ingiliz
denizaltılarında 75-305 mm) idi.Surcouf adlı fransız
denizaltı gemisi (2 800 t) kendi tipinde tek denizaltıydı, 203
mm’lik bir top tareti ve mancınıkla uçurulan bir keşif uçağı
vardı.
1939’da A.B.D.’nin 87, Fransanın 76, İngiltere’nin 58,
Almanya’nın 43 denizaltısı vardı. Alman deniz kuvvetleri 1945
yılına kadar 1 098 denizaltı yaptı, bunlardan 780 tanesi
Müttefiklerin 14 milyon ton ticaret gemisini batırdıktan sonra
yok edildi. Almanlar tarafından gerçekleştirilen teknik
gelişmelere rağmen (50 metre yerine 200 metre derinliğe dalmış
denizaltıların Diesel motorlarıyle seyrini sağlayan şinorkel,
dinleme araçları v.b.), Atlas okyanusundaki savaşı asdik radar
refakat gemileri ile uçakların (özellikle uçak
gemilerindekilerin) konvoyları koruması sayesinde, Müttefikler
kazandı. Müttefiklerin deniz hakimiyetini ortadan kaldırmakta
çok geç kalan alman deniz kuvvetleri 1944’te su altı hızı yüksek
(1 600 tonluklarda 16 ve 800 tonluklarda 20 deniz mili) olan
denizaltıları hizmete soktular. Bu yüksek hızlı bir gaz türbini
(Walter sistemi) ile sağlanmıştı. Çok hızlı dönen bu türbinlerde
oksijenli su kullanılıyor, tortusu suda eridiğinden deniz
yüzünde iz de bırakmıyordu.
Atom gücü 35-40 deniz mili hızla sürekli olarak su altında
seyretmelerini sağlayarak denizaltılarda gerçek bir devrim
yarattı. Atomla çalışan ilk denizaltı 1954’te A.B.D.’de denize
indirilen 3 500 tonluk Nautilus’tur; bu gemi reaktörünün
birinci dolduruluşu ile 26 ayda 69 000 deniz mili seyir yaptı ve
1958’de Kuzey kutbunun altından geçti. George Washington
adlı denizaltı 1961’de hiç deniz yüzüne çıkmadan 67 gün su
altında kaldı. Atom denizaltı gemisinde (2 000-8 000 t) nükleer
enerji, denizaltıyı yürüten elektrik motorlarını ısıtan bir
türbojeneratöre ısı verir. Bu yeni imkanlar atom denizaltı
gemisinin korkunç bir stratejik silah olmasını sağladı. A.B.D.
1965’te bu alanda gerçekten ileri bir durumdaydı(hizmete girmiş
31 atom denizaltı gemisi). “Polaris” tipinde füzeler atan bu
denizaltı gemileri, A.B.D.’nin askerlik alanında başlıca
gücüdür. Denizaltı silahı, S.S.C.B.’de 1945’ten sonra şaşırtıcı
bir gelişmeye ulaştı. Rus donanmasında 1965’te klasik tip 400
denizaltı vardı (350 tanesi 1950’den sonra yapılmıştır);
bunların 70 tanesi (2 000 ton, su altı sürati 20 mil, denizde 3
ay kalır) açık deniz tipi, birkaçı (1965’te ortalama 4 000
tonluk 10-15 tane) atom denizaltısıdır. İngiltere, bir amerikan
reaktörünün verilmesiyle Dreadnought adlı ilk atom
denizaltısını 1962’de hizmete sokabildi. Bunu 1964’te Valiant
takip etti. Fransa’da, bu alanda 1954’te başlamış olan
çalışmalar, 1958’de durakladı, kısa bir süre sonra yeniden
başladı: 1963’te Cadarache’da denenen bir reaktörle 7 500 tonluk
nükleer bir denizaltı kızağa konuldu. Nükleer denizaltı
gemisinin üstün nitelikleri, nükleer gücün ona sağladığı
dayanıklılık (uzun süre denizde kalmak) ve klasik makineli
(dizel ve akü) denizaltılara oranla ölçülemeyecek kadar geniş
imkanlar (klasik denizaltı dalmış olarak az süre seyir edebilir)
1967’de bu tip denizaltı gemilerini en güvenilir savaş silahı ve
yıldırmanın en etkili desteği yaptı.iki tip nükleer denizaltı
vardır: nükleer hücum veya vurucu denizaltı gemisi,
klasik torpido kovanlarıyle donatılmıştır, hızı otuz milin
üstünde olabilir, konvoylara veya füze atan denizaltılara
saldırabilir. Füze atan nükleer denizaltı gemilerinin
tonajı çok yüksektir (7 000-9 000 t). Yıldırma silahı olan “Polaris”
tipi füzelerle donatılmıştır. Bu denizaltılar, üssünden
ayrıldıktan sonra, buzulların altında veya okyanusların
derinliklerinde kolayca saklanabilir. Böylece ülkelerine
yapılacak bir hücum karşısında hedeflerini hemen hemen aynı anda
yok edilme tehdidi altında tuttukları bir noktaya yerleşirler.
Her denizaltının iki tertip mürettebatı vardır, bunlar gemide
görev alırlar. Bu personel, okyanus altında geçirdikleri sürenin
uzunluğuna uygun yaşama şartlarından yararlanırlar. Buna rağmen
personeli bulmak, yalnız yüksek teknik bilgi değil, monoton
görevlerin gerektirdiği moral ve psikolojik özelliklerde
istendiği için zordur.
Üslerinde bulundukları sürece hemen hemen savunusuz olan bu
denizaltıların üslerinin korunması ve lojistik bakımdan
desteklenmeleri ortaya karmaşık meseleler çıkarır, personel ve
malzeme bakımından devlete ağır bir yük olur. Amerikalılar, her
biri dokuz denizaltı gemisinin bakımı ile uğraşmak ve görev dışı
kalma sürelerini azaltmak için, reaktörlerde parçalanabilen
elementlerin bulunduğu kısmı değiştirebilecek güçte 6 tane büyük
bakım gemisi donattılar. Bundan başka füzeleri ve yedek
parçaları taşımak işine altı yük gemisi, havuzlama ve ufak tefek
onarımlar için kullanmak üzere 4 tane yüzer havuz ayrıldı.
1967’de A.B.D.’nin füze atan 41 nükleer denizaltı gemisi ve 20
tane de nükleer hücum denizaltı gemisi vardı. Sovyet Rusya’nın
ise eş türde 20 ve 30 kadar denizaltı gemisi vardı.
İngiltere’nin 4 tane hücum denizaltısı vardı, öteki 6 nükleer
denizaltıdan 4’ü füze atan ve 2’si de hücum denizaltısıydı.
Fransa, kararlaştırılmış 3 nükleer denizaltı gemisinden
ilkini 1967’de indirdi, bunlar 1975’de Fransa’nın stratejik
nükleer gücünün üçüncü kuşağı olacaktır.
Türkiye’de otomatik torpido atabilen ilk denizaltı gemisi
ingiliz mühendisi Carret tarafından hazırlanan plana göre
1885’te İngiltere’de Nordenfeld top fabrikasında yapıldı. Bu
plan biraz değiştirilerek, 1886’da ısmarlanan 2 denizaltı
Haliç’teki Taşkızak tersanesinde monte edildi (1888). Bunların
ağırlığı 160 ton, boyu 30,5, genişliği 3,66 m idi. Hızları su
üstünde 10, su altında 3 mildi. Su altında ve su üstünde buhar
makinesiyle çalışan bu tek pervaneli gemilerin baş tarafında iki
torpido tüyübü ve güvertede bir makineli tüfeği vardı. Gemi
mürettebatı bir kumandan, üç makine subayı ve bir ateşçiden
ibaretti.
1888’den sonra Sarayburnu önünde ve İzmit körfezinde dalış,
çıkış ve seyir tecrübeleri yapıldı. Bu denizaltılarla dünyada
ilk defa hareket halindeki bir hedef gemisine su altından
başarılı torpido atışı yapıldı. 1910 ve 1915 yıllarında Fransa,
İtalya ve Almanya’ya denizaltıcılık eğitimi görmek üzere birçok
türk subayı gönderildi. 1915’te Marmara’ya girmeyi başaran
Turquoise adlı fransız denizaltısı Boğazlardan geçerken
Akbaş önünde dibe oturmuş, kurtulmağa çalışırken su üstüne
çıkmış, bu sırada Müstecip onbaşı tarafından karadan açılan top
ateşi karşısında teslim olmuştu. Bu gemiye 1915’te Kasımpaşa’da
türk sancağı çekildi ve Müstecip Onbaşı adı verildi.
Fakat gemi faal kadroya alınmadı. 1925 yılı sonlarına doğru
Hollanda’ya I. İnönü ve II. İnönü, 1929’da
İtalya’ya Sakarya ve Dumlupınar denizaltıları
ısmarlandı. 1935’te Almanya’dan Gür adlı denizaltı
alındı, 1939’da da bir denizaltı ısmarlandı; Taşkızak’ta buna
benzer iki denizaltı yapıldı. Bunlara Atatürk tarafından
“Saldıray”, “Batıray”, “Atılay” adları verildi. // İlk
denizaltıların imal edildiği tarihten, 1890-1900’lü yıllara
kadar geçen süre içerisinde denizaltıcılıkta çok büyük
gelişmeler oldu. Önceleri bir oyuncak gibi görülen ve çok
ciddiye alınmayan denizaltının müthiş bir silah olduğu
anlaşıldı.
Denizaltının gelişmesinde Amerika’da Holland, Fransa’da ise
Goubet tarafından hemen hemen aynı zamanda ortaya atılan şu
fikir esası teşkil etti.
“Denizaltı su üzerinde iken patlarlı motor ile, su altında
iken elektrik bataryası ile yani akü ile yürütülmelidir.”
Denizaltıların esas silahı Whitehead torpidosu ve Nordenfelt
topudur.
Sonunda ortaya iki tip denizaltı çıktı.
Holland Tipi
Denizaltı:
Amerika’da geliştirilen sigar şeklindeki bu denizaltının yalnız
kıç tarafında yatay dümenleri vardı, dalma sarnıçları muntazaman
bütün gövdeye yayılmıştı. Su üstünde benzin motoru ile, su
altında akümülatör ile gidiyordu, baş tarafında Whitehead
torpidosu atan bir kovan vardı, sürati 9 mildi.
Laubeuf Tipi
Denizaltı:
İç içe geçmiş iki tekneden oluşuyordu. Yine su üstünde mazotla
işleyen makine ile su altında ise elektrik ile işleyen, gücünü
aküden alan motor ile hareket ediyordu dört torpido kovanı
vardı. Sürati 12 mildi.
1900 yılından sonra denizaltı çok hızlı bir şekilde gelişti.
1915 yılına gelindiğinde, denizaltılar, atom denizaltıları
hariç, hemen hemen bugünkü denizaltılara benzer teknik
olanaklara kavuşmuş bulunuyordu.
DENİZALTI ANA
GEMİSİ
Açık
denizlerdeki denizaltı gemilerine onarım ve lojistik desteği
sağlayan su üstü gemisi.
DENİZALTI AV
BOTU
100-200 ft uzunluğunda denizaltı karakol gemisi.
DENİZALTI
AVCI GEMİSİ
veya
DENİZALTI AVCISI Denizaltılarla savaşmak için özel surette
yapılan küçük ve süratli gemi. (Silah, su bombası gibi araçlarla
donatılmış bir çeşit uçak ve savaş gemisi de yardımcı denizaltı
avcısıdır.
DENİZALTI
AVCISI
Özellikle
denizaltı savaş gemilerini avlamak için özel olarak yapılmış
savaş gemisi.
DENİZALTI
AVLAMA GEMİSİ
veya REFAKAT
MUHRİBİ Temel görevi, savunduğu ana kuvveti denizaltı
saldırısından korumaktır. Denizaltı tespit ve tahrip cihazları
ile donatılmıştır. Bir çok yerde muhriplerin görevlerini
üstlenmiştir.
DENİZALTI
KABLO GEMİSİ
Denizaltı
kablosu döşeyen gemi. Bk. KABLO GEMİSİ.
DENİZALTI
KURTARMA GEMİSİ
Batan
denizaltıyı kurtarmak için özel yapılmış gemi.
DEPO GEMİSİ
Bir
filonun gereçlerini taşıyan ve ikmal yapan gemi.
DESTROYER
i.
(“yıkıcı” anlamında ing. k.) Orta çapta toplar ve torpilsalarla
donatılmış, çok hızlı, orta tonajlı savaş gemisi. // Düşük
tonajlı, sürati yüksek, çok maksatlı görevler icra edebilen
savaş gemisi tipi, Muhrip. // Esas görevi torpito atmak olan çok
sür’atli savaş gemisi. Muhrip. // (Tahrip edici) Kruvazöre
oranla gövde ve silah bakımından daha küçük yapıda, hız ve
manevra yeteneği bakımından da daha üstün nitelikte savaş
gemisi. Torpido destroyeri, torpido muhribi, hatta muhrip
denildiği de olur. Açık deniz destroyeri, sahil hizmetinde
kullanılan küçük destroyer tipleri de kullanılmıştır.
(İkinci Dünya savaşından önce, bu tip gemiler, özellikle
torpidobotları batırmak için kullanılırdı; bu yüzden onlara
destroyer adı verildi. Bugünkü destroyerler veya torpidobot
destroyerleri uçaksavar veya denizaltısavar silahlarla
donatılmış olan ve özellikle, benzerleriyle savaşmak amacıyle
inşa edilen hafif, küçük kruvazörlerdir. Bk. MUHRİP.
DESTROYER
LİDERİ
Uçak gemilerinin
hava savunması için dizayn edilmiş, nisbeten yüksek tonajlı
muhripler.
DHAGSAI
Genellikle Malta’da kullanılan iki direkli tekne.
DİNGİ
i. (hintçe,
dingi’den ing. dinghy veya dingey). Bir
çeşit küçük, hafif kayık. // Tek çifte kürekle hareket eden 9
kadem boyundaki tekne. Dingi yerine Patalya terimi kullanılır.
// 10/14 kadem boyunda iki kürekli bir ya da iki yelkenli tekne.
Vasıta kayığı, patalya. // Ayna kıçlı 20 feet’ten kısa yelkenli
veya kürekli tekne. Yelkenli veya motorlu küçük yarış teknesi.
(Yelkenli dingilerin bordası su hattına dikey olarak uzanır ve
keskin bir açı ile omurgaya doğru kıvrılır; motorlu olanlar ise
kıçtan takma motorludur.)
DİREK MAÇUNA
DUBASI
Çok sağlam
yapılmış, gemilere direkleri takmak veya çıkarmak için iki tane
makası veya aleti bulunan duba. (Yükleme boşaltma maçunası
da denir).
DOGGER
Hollanda,
Dogger Bank’da çalışan iki direkli bir balıkçı teknesi.
DÖKME YÜK
GEMİSİ
Maden cevheri,
tahıl v.b. yükleri, ambarlarına doldurarak taşıyan gemi. //
Özellikle dökme yük taşımak için özel olarak yapılmış tekneler.
DRAGON
Tekneli ve
markoni şalupalı monotip yarış yatı.
Dragon, ilk şekliyle, kol gemisi olarak da kullanılacak
şekilde düzenlenmişti ve içinde iki kuşetli, kapalı bir tayfa
kamarası vardı; bu bakımdan, lepuin’e benzerdi. Çok ince biçimi
olan dragon denize çok dayanıklı ve yelkenle çok yollu olduğu
için yarış yatı olarak çok beğenilmiş ve büyük bir hızla
gelişmiştir. Boyutları: uzunluğu, 8,90m; genişliği, 1,96 m; su
içi derinliği, 1,20m; tonilatosu, 1850 kg; yelken yüzeyi, 25 m².
DRAKKAR,
DRAKE
veya DREKİ
i. Hıristiyanlığın ilk yüzyıllarında iskandinav gemilerine
verilen ad. (Bu ad genellikle geminin baş tarafını süsleyen
ejderha’dan gelir.)
1881’e kadar Viking gemileri üstüne kesin bilgimiz yoktu.
Fakat bu tarihte, Sandefjord yakınında, Gokstad’da bir höyüğün
altında geleneğe göre büyük şefin mezarı olarak kullanılan, bir
drakkar bulundu. Bu gemi M.S. 700-1000 yıllarından kalma,
meşe ağacından, oldukça sağlam, kullanışlı olarak yapılmış bir
balina av gemisidir. Uzunluğu 24 m, genişliği 5,20 m, omurgası
üzerindeki derinliği 1,80 m’dir. İki kenarında on altı kürek
bulunur, su içinde kalan oylum 23 tonilatodur. Deniz için çok
uygun olan bu gemilerle İskandinavlar Akdeniz’e kadar bütün
avrupa kıyılarını dolaşmışlardır.
DRETNOT
veya
DREDNOT i. (ing. which dreads nought, hiç bir
şeyden korkmayan’ın kısaltması dreadnought’tan). // Bir
çeşit muharebe gemisi. Yüksek süratli, büyük çaplı topları olan
muharebe gemisi. // Savaş gemileri inşaatında yeni bir çağ açan
ve 1907’de denize indirilen bir ingiliz zırhlısının adı. //
Genellikle çok büyük ve güçlü savaş gemileri için dretnot tabiri
kullanılır. Gerçekte dretnot, ilk kez İngilizlerin dizayn ettiği
ve dreadnought (korkusuz) adını verdikleri güçlü, zırhlı, büyük
savaş gemisidir.
Dretnot
adlı
zırhlının planları, Çuşima muharebesinden (27 mayıs 1905)
çıkarılan dersler konusunda amiral sir John Fisher (sonra lord
Fisher) tarafından 1905’te görevlendirilen bir komisyonda gizli
olarak incelendi. Gemiye tek çaplı, çift namlulu beş tarette on
tane 305 mm’lik bir ana batarya ile muhriplere karşı kullanılmak
üzere 24 tane küçük top daha kondu. Dört pervanesini çalıştıran
istim türbin makineleri 23 000 beygir kuvvetindeydi ve 38 km hız
sağlıyordu. Tam yüklü olarak 18 000 ton ağırlığındaydı. Bu tip,
daha önce yapılmış gemileri değerden düşürdü, bütün deniz
kuvvetleri tarafından benzerleri yapılmağa başlandı. Dretnot
tipi gemiler ve ondan sonraki süper dretnotlar XX.yy.ın ilk
yarısında savaş donanmalarının belkemiği, ana kuvveti oldu ve bu
hakimiyet, uçak ortaya çıkıncaya kadar devam etti. İngilizler
1960’ta yaptıkları 2 850 t’luk ve atom gücüyle çalışan ilk
denizaltı gemilerine Dretnot adını verdiler.
DROGNER
1-
Ringa balıkçı teknesi. 2- Batı Hind adalarında yük taşıyan
tekne.
DROMON
Sür’atli,
hafif yelkenli tekne.
DUBA
i. Altı düz,
eşya taşımak için inşa edilmiş saç veya ağaçtan mamul tekne. //
Genellikle yüzdürücülük (sephiye) özelliğinden yararlanarak yük
taşıma, bağlama, kaldırıcı olarak kullanılır. Saçtan ve ağaçtan
yapılır. Makineli ve makinesiz olarak kullanılır. Şat, layter ya
da mavna olarak da isimlendirilir. // Yük taşımak ve köprülere
ayaklık yapmak gibi genel hizmetlerde kullanılan ağaç veya
saçtan yapılmış araçlar. Yük taşımak için yapılanları motorsuz
olduğu gibi motorlu olarak da yapılırlar. // Saçtan veya
ağaçtan dikdörtgen prizma yahut buna yakın şekillerde kaba ve
sağlam yapılı yüzer araç. (Genellikle üstü kapalı olarak inşa
edilir. Kısmen açık olanları da vardır. Kullanıldıkları yere
göre tarak dubası, çamur dubası, taş dubası, köprü dubası
gibi adlar alır). // Enli ve altı düz olarak yapılan ve yedekte
çekilerek ağır eşya naklinde kullanılan bir çeşit mavna. // Fıçı
biçiminde içi boş ve alttan deniz dibine demirle bağlı olan, yan
yana sıralanarak üzerinde köprü kurulan veya halkalarına gemiler
bağlanan büyük şamandıra: Dubaların zincirleri paslanmış, bel
kalınlığında midye tutmuştur (M.Ş. Esendal). // Köprülere
dayanaklık etmek veya batmış gemileri askıya alarak su yüzüne
çıkarmak için kullanılan geniş, yüksekçe, altı düz, ağaç veya
saçtan yapılmış güverteli duba (ponton). Bk. BARÇ, LAYTER,
MAVUNA, PONTON, ŞAT.
DUBALI TARAK
GEMİSİ
Karinasında
açılabilir kapakları bulunan tarak gemisi.
DUMB BARGE
(DUMB LIGHTER)
Dümensiz,
makinesiz, yelkensiz yedekde çekilen duba.
DUNGIYAN
Tek
direkli, yelkenli Arap teknesi.
EĞİTİM GEMİSİ
Okul,
talim gemisi.
EĞRİBAR
Büyük
ve çok topu olan bir gemi tipidir.
EMPİRE
[empayr] i.
(ing. k.). Empire gemisi, İkinci Dünya savaşı sırasında
kayba uğrayan deniz ticaret filosunu hızla takviye ve denizden
ikmalin devamını sağlamak amacıyle İngiltere’nin seri halinde
inşa ettiği kuru yük gemisi tipi. Asgari masraf, azami hızla
inşaat esaslarına göre planlanmış, beş ambarlı, iki güverteli ve
kullanılması kolay, sade yapıda bir gemidir. EC-2 adı altında da
anılır. Başlıca nitelikleri: Tam boy 136,42 metre; dikmeler
arası boy 129,54; kalıp genişliği 17,07; kalıp derinliği 8,46;
dedveyt kapasitesi 9,960 ton; gros tonajı 6 945,8; net tonajı 4
223,3; makine 2500 beygir gücünde üç silindirli mütenavip sürat
10 mil.
ESKORT
Konvoyu
korumakla görevli refakat gemisi. Bk. REFAKAT GEMİSİ.
ET TAŞIYAN
GEMİ
Dondurulmuş
et taşıyan gemi.
Hazırlayan:
Serdar Başaran
Serdar Başaran'a
teşekkürlerimizle
Denizce

09.01.2007
|