|

Ormanlar, endemik bitkiler ve yaban hayatı İstanbul’un diğer
yüzünü anlatır. Baharla birlikte bu yüze renk gelir, canlanır,
şehrin bilindik fotoğrafı değişir.
Orman Genel Müdürlüğü’nün koruma ve kontrol helikopterinden,
Koruma Şube Müdürü Yüksel Yüksel ile birlikte İstanbul’u
seyrediyoruz. Hiç sonu gelmeyecekmiş kadar büyük, hiç uyumayacakmış
kadar canlı, kocaman bir kent duruyor aşağımızda… Etrafı -daha çok
kuzeyi- ormanlarla, güneyi denizlerle çevrili bir kent. İçinde
barındırdığı küçük korular ve parklarıyla nefes alan tarihi bir
metropol… Birazdan, bu koca kentin pek de görünmeyen yeşil yüzünün,
endemik bitkilerinin, çiçeklerinin ve doğasının derinliklerine
ineceğiz.
Akdeniz ve Karadeniz
Etkisi
Marmara Bölgesi, Akdeniz ve Karadeniz iklimi arasında bir
geçiş iklimine sahip. Bu durum bitki coğrafyasına da yansır; her iki
flora bölgesinin bitki elemanları birlikte burada can bulur.
İstanbul, Marmara’nın bu özelliğini en iyi yansıtan illerden
biridir. Özellikle Karadeniz kıyısına yakın kuzey kesimlerde, nemli
iklimin etkisiyle Avrupa-Sibirya flora bölgesine ait bitki
elemanları yoğunlaşır. Güneye doğru, Boğaziçi, Marmara kıyıları ve
Adalar’da artan sıcaklıkla birlikte Akdeniz elemanı bitkilerde artış
gözlenir. Erguvan (Cercis siliquastrum) ve Fıstık çamı (Pinus pinea)
çok iyi uyum sağlamış tipik Akdeniz elemanları olarak Boğaziçi’ne
renk katarlar.
İstanbullu Çiçekler
Farklı iklim, toprak ve jeomorfolojik yapılar, her iki bitki
flora elemanlarının aynı alanda yaşamasına olanak tanır. Yaklaşık
2500 civarında doğal bitki türüne sahip İstanbul bu özelliği ile
Hollanda, İngiltere ve İsviçre gibi Avrupa ülkelerini tek başına
geride bırakabilir durumdadır. Bu aynı zamanda ülkemizde doğal
olarak yetişen on binden fazla bitkinin, yaklaşık 1/4’ünü
İstanbul’da görebileceğimiz manasına gelir ki daha önemlisi; bu
bitkilerden bazıları endemiktir, yani tüm dünya üzerinde sadece
İstanbul’da yaşamaktadır.

Bazılarının ise yaşam alanları son derece daralmış ve hatta
nesli tehlike altındadır. İstanbul çiğdemi (Crocus olivieri subsp.
istanbulensis), Narin acı çiğdem (Colchicum micranthum), Kardelen
(Galanthus plicatus subsp. byzantinus), İstanbul ballıbabası (Lamium
purpureum subsp. aznavourii), İstanbul Karahindibası (Taraxacum
aznavourii), Kumul çivitotu (Isatis arenaria), Pendik sarıotu
(Buplerum pendikum), Çatalca peygamber çiçeği (Centaurea hermannii),
Kilyos peygamber çiçeği (Centaurea kilaea), Boğaziçi Keteni (Linum
tauricum subsp. bosphori), İstanbul kekiği (Thymus aznavourii),
Sahil sığırkuyruğu (Verbascum degenii), Boğaziçi kafesotu (Symphytum
pseudobulbosum), Karadeniz salkımı (Silene sangaria), Sahil
asperulası (Asperula littoralis) ve Çokbaşlı köygöçüren (Cirsium
polycephalum) küresel ölçekte nesli tehlike altında olan endemik
bitkilerden bazılarıdır.

Kayışdağı soğanı (Allium peroninianum), Ümraniye çiğdemi
(Crocus pestalozzae), Crocus flavus subsp. dissectus, Yarımburgaz
hardalı (Erysimum degenianum), Erysimum aznavourii, E. sorgerae,
İstanbul binbirdelikotu (Hypericum avicularifolium subsp.
byzantinum) İstanbul nazendesi (Lathyrus undulatus), Trakya
karahindibası (Taraxacum pseudobrachyglossum) Avrupa ölçeğinde nesli
tehlike altında olan İstanbul’un endemik bitkileridir.
İstanbul’un Asli
Bitkisi: Orman
İstanbul’un bitki coğrafyası bakımından asli bitki formasyonu
tipi, ormandır. Bu asli orman tipinin örneklerini Boğaz’ın her iki
yakasında da halen doğal olarak görmek mümkün. Anadolu yakasındaki
Alemdağ ormanları ve Avrupa yakasındaki Belgrad ormanları nemli
karakterdeki yapraklı karışık ormanlardır. Bu ormanlardaki hakim
ağaç türü meşedir. Özellikle üç meşe türü (Saplı meşe, Sapsız meşe
ve Macar meşesi) geniş yayılış alanı bulur. Karadeniz kıyısına yakın
alanlarda doğu kayını görülür. Bu nemli ormanlarda karışıma giren
diğer türler ise; Adi gürgen, Anadolu kestanesi, Titrek kavak,
Kızılağaç, Adi fındık, Ova akçaağacı, Kayın gövdeli akçaağaç, Ova
karaağacı, Gümüşi ıhlamur, Keçi söğüdü ve Boz söğüttür.
İstanbul’un Makileri
Orman formasyonu dışında, makilik ve fundalıklar da
İstanbul’da geniş yer tutarlar. Karadeniz kıyılarındaki makilikler
türce az, fakat gürdür. Buralarda herdemyeşil kocayemiş, defne ve
akçakesme yoğunluk gösterir. Maki elemanlarıyla birlikte yaprak
döken, sarıçiçekli kızılcık, adi fındık, geyikdikeni, muşmula,
çakaleriği, adi böğürtlen, kurtbağrı ve ayı üzümü türleri de
bulunur. Pseudomaki (yalancı maki) olarak bilinen maki tipi,
Karadeniz kıyısı boyunca tüm Avrupa yakası kıyı şeridinde gözlenir.
Boğaz’ın sığ topraklı yamaç ve sırtları ile İstanbul Adaları’nda
fazla tahrip görmemiş alanlardaki maki ise boylu ve sık topluluklar
oluşturur. Herdemyeşil kartopu ve Delice özellikle Büyükada’da sıkça
bulunur.

İstanbul ormanlarının önemi yalnızca floristik (bitkisel)
özelliği ile sınırlı değildir, yaban hayatıyla da ilgi çekicidir.
Bugün bütün tehditlere rağmen geyik, karaca, yaban kedisi, tilki,
çakal, yaban domuzu, susamuru, porsuk ve çok az sayıda kurt, şehrin
ormanlarında yaşamayı sürdürüyor.
Doğal ve Yapay
Ormanlar
Günümüzde 5.442 hektar büyüklüğündeki Belgrad Ormanı,
İstanbul’un en önemli ormanlık alanlarındandır. Bir görüşe göre MS
375-395 yıllarından bu yana kentin su ihtiyacının karşılanmasına
hizmet etmesi, buraya özel bir önem kazandırmıştır. Bugün
İstanbul’un su ihtiyacını karşılamaktan artık çok uzak olduğu için
daha çok rekreasyonel özellikleri ile ön plandadır. Benzer yapıdaki
Çatalca, Kanlıca ve Alemdağ ormanlarında yapacak ve yakacak amaçlı
odun üretimi amacı sürmektedir.
İstanbul ormanları yalnızca bu doğal ormanlardan ibaret
değildir. Özellikle 1960’lı yıllardan sonra geniş çıplak arazilerde,
orman teşkilatının değişik birimleri, hızlı gelişen egzotik
(yabancı) türlerle ağaçlandırmalar yapmayı denemiştir. Tüm dünyada
hızlı büyüyen endüstriyel orman ağacı olarak bilinen sahil çamı
(Pinus pinaster) ağaçlandırmalarından, ne yazık ki istenen verim
alınamamıştır. Bu tür yapay ormanlarla ilgili görüşlerini aldığımız
Orman Genel Müdürü Osman Kahveci şunları söylüyor: “İstanbul’un
%44’ü ormanlıktır. Bu alanlar ağaç türleri, otsu bitkiler ve yaban
hayatı bakımından oldukça zengindir. Önemli bir kısmı orman
teşkilatının yaptığı ağaçlandırma çalışmaları ile sonradan
kazanılmış alanlardır. Ağaçlandırma ile elde edilen bu ormanların
önemli bir kısmı egzotik çam türlerinden oluşur. Yangına hassas olan
bu iğne yapraklı ormanları, doğal bitki örtüsü olan yapraklı ve
karışık orman tiplerine dönüştürme çalışmalarımız devam ediyor.”

Hızlı büyüme ve gelişme içindeki bir kentte, hiç şüphesiz en
çok doğal alanlar tehdit altındadır. Bu gerçekten hareketle, en
önemli doğal kaynaklarımızdan olan ormanlar üzerindeki tehditleri
(yangın, açmacılık, hava kirliliği, aşırı faydalanma vb.) azaltmaya
yönelik bireysel ve toplumsal çabalara destek olmak, yaşadığımız
kente saygının en büyük ifadesidir.
Yazı: Mehmet Tokcan
Foto: Aykut İnce
Kaynakça:
SkyLife - Nisan 2008
Mehmet Tokcan ve
Aykut İnce'ye teşekkürlerimizle
Denizce

14.05.2008
|
|