|
|

|
Günümüzden yıllarca önce birbirini çok seven iki çiçek
varmış. Bunlardan erkek olan, sevgilisini o kadar çok seviyormuş
ki, baharda açtıklarında diğer çiçeklerden onu kıskanıyormuş. Buna
dayanamayan erkek çiçek, baharda binlerce çiçeğin içinde açmak ve
kalabalığın içinde kaybolmak yerine kışın dondurucu soğuğunda
açarak, canından çok sevdiği sevgilisini daha fazla görmeyi hayal
etmiş. Yine bahar gelmiş tüm çiçekler toprağı yedi renge boyamış.
Erkek çiçek, kışın kurduğu hayallerini anlatmış. Dişi çiçek de
sevgilisinin fikirlerini çok beğenmiş ve bir dahaki sefere hiç
kimsenin açmaya cesaret edemediği, kışın dondurucu soğuğunda açmak
için sözleşmişler. Bahar bitmiş, yaz geçmiş ve kış gelmiş.
Sevgilisine kavuşma hayalleri ile yerinde duramayan erkek çiçek,
karın bir yorgan gibi kapladığı toprağı delerek yeryüzüne çıkmış. |
Bembeyaz karlar içinde o renkleriyle göz kamaştıran
sevgilisini aramış, aramış, aramış... Ama bulamamış. Ümidini yitiren
erkek çiçek bir süre sonra üzüntüsünden boynunu eğmiş ve soğuğun
şiddetine daha fazla dayanamayarak hayatını kaybetmiş. İşte o günden
sonra aşkı için kışın dondurucu soğuğuna bile aldırmadan karların
içinde açan çiçeğe kardelen ve ona sadık kalmayıp aldatan sevgiliye de
hercai adı verilmiş.
Boynu bükük kardelen çiçeğinin hikayesi böyle başlıyor. Bu
hikaye insanları çok etkilemiş olacak ki, o günden sonra kardelen ve
hercai adına sayısız şiirler yazılmış ve şarkılar bestelenmiş.
Bilimsel adı Galanthus olan kardelen ismi, Yunanca gala=süt, anthos=
çiçek kelimelerinden türetilmiş bir isim olup süt gibi beyaz anlamında
kullanılmakta. Eski çağ bilginlerinin kardelene süt çiçeği adını
vermelerinin sebebiyse, onun o yıllarda bilinen en beyaz çiçek
olmasından kaynaklanıyor. Rengi ve görünüşü nedeniyle kardelen, her
zaman saflığı, temizliği sembolize etmiştir. Bu nedenlerle, çeşitli
yabancı dillerde saflığın çiçeği, gelin çiçeği gibi isimlerle anılmış
ve Avrupa'da her şubat ayının ikisinde kutlanan "Candlemas Day"
festivalinin sembolü olmuş bulunuyor.
|

|
İlk kez MÖ 370-285 yılları arasında yaşamış doğa bilimci
Theophrast tarafından tanımlanan kardelen, zambakgiller
(Amaryllidaceae) ailesinden olup, yine bu aylarda açan ve güzel
kokusu ile tanınan nergisin de yakın akrabası. Kardelen tek
çenekli bitkiler grubundan olup, Avrupa, Orta Asya ve Yakın
Doğu'da yayılış gösteren 18 türü olan soğanlı bir bitki.
Ülkemizdeyse Prof. Dr. Necmettin Zeybek'in yaptığı çalışmaya göre
8 türe ait olmak üzere 15 alttür ve iki varyetesi bulunan
kardelenler, genellikle ormanlarda, ormanların çayırlar ile
birleştiği geçiş sahalarında, dere kenarlarında ve yaklaşık
800-1500 m. arasında bulunan humuslu topraklarda yetişir. |
Ancak bu yükseklikler dışında G. platyphyllus türü Kafkas
dağlarında 2600 m. lere kadar yaşarken G.peshmenii ise Ege Denizi
kıyılarında denizden 10 m. yükseklikte bile yaşamını sürdürebilmekte.
Ülkemizde en sık görülen kardelen türü C. elwesii olup,
Kuzeybatı, Batı, Güneybatı Anadolu'da yayılış göstermekte.
Sıcaklığın -15°C'ye kadar düşmesinden etkilenmeyen bu kardelen türü,
kısmi güneş alan yarı gölge yerleri sever. 2-3 cm. genişliğinde iki
tane grimsi yeşil yaprağı olan G. elwesii 10-15 cm. uzunluğunda olur.
Ocak sonundan Mart sonuna kadar çiçek açan kardelenler, arılar ile
tozlaşır.
Baş aşağı duran çiçekler sahip oldukları nektar ile arıları
kendilerine çeker ve arıların nektarı almak için çiçeğe değdiklerinde
aşağıya doğru sarkık olan erkek organların sallanmasıyla, polenler duş
şeklinde yere yağar. Parlak kavuniçi renkli kardelen polenleri gözle
görülebilecek büyüklükte olurlar.
 |
Prof. Dr. Turan Baytop'un çalışmalarına göre, kardelenlerin
otsu kısmı halk tıbbında kalp kuvvetlendirici, midevi ve adet
söktürücü olarak, soğanlarıysa lapa halinde çıbanları
olgunlaştırıcı olarak kullanılmış. Yumrulardan elde edilen
galantaminse, son yıllarda çocuk felcinde adale uyarıcısı olarak
kullanılmaya başlanmış.
Türkiye'den ihraç edilen çiçek soğanlarının en önemlisi olan
kardelenler bu ekonomik özellikleriyle uzun yıllardan beri doğadan
sökülmekte. Bu nedenle bilinçsizce bugün yok olma aşamasına gelmiş
bulunuyorlar. Bir çok kez kardelen üretimi için çeşitli projeler
yapıldıysa da, ne yazık ki istenilen sonuçlara ulaşılabilmiş
değil. Belki geçtiğimiz günlerde siz de şehrin kalabalığından
kaçarak kardelenleri görmeye gitmişsinizdir... |
Cenk Durmuşkahya
cdkahya@hotmail.com
Kaynakça:
Bilim ve Teknik Dergisi
Sayı: 447 Şubat-2005
Cenk Durmuşkahya'ya teşekkürlerimizle
Denizce

|
|