|
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, organ nakli için gerekli
koşulları yerine getirerek Sağlık Bakanlığı’nın ruhsatlı “organ
nakli yapan” merkezleri arasına katıldı. Kentimizde yaşayan
insanların artık organ nakli için başka merkezlere gitme
zorunluluğu ortadan kalkmış bulunuyor.
Organ nakli; insanda görevini yerine getiremeyen organlar
yerine dışarıdan yeni organ nakil etme ve organın görevini devam
ettirme düşüncesine dayanır. İlk organ nakli 1900 lü yılların
başlarında deneysel olarak gerçekleştirilmiştir. II. Dünya
Savaşı’nda yaralanmaların çokluğu ve korkunçluğu doktorları yeni
çözümler üretmeye zorlamıştır. Yaraların çabuk iyileşmesi için
başlatılan ve bir doku nakli olan deri nakilleri başarılı
sonuçlar vermiştir. Doku nakillerinin başarısı ve gelişen tıbbi
bilgi, teknoloji organ nakilleri için uygun ortam hazırlamıştır.
İlk organ nakilleri böbrek için başlanmış bunu kalp, karaciğer,
pankreas, akciğer ve son olarak yüz nakli izlemiştir.
Ülkemizde ilk böbrek nakli 1968 yılında yapılmış, nakledilen
böbreklerin reddedilme oranı cesaret kırıcı olmuştur. 1976
yılında nakledilen böbreklerin reddini azaltan ilaçlar
bulunduktan sonra böbrek nakilleri tekrar büyük bir cesaretle
yapılmaya başlanmıştır.
Böbreklerin çok boyutlu fonksiyonları vardır. Böbrekler
insan bedeninin %1-2 sini oluştururken, kan dolaşımının %25 ni
alırlar, nedeni de üstlendikleri çok boyutlu görevlerdir.
Bedende oluşan zararlı maddeleri süzüp beden dışına idrar yolu
ile atmaları en çok bilinen fonksiyonudur. Kan basıncını
düzenlemeleri, sıvı elektrolit dengesini ayarlamaları, kan
yapımına katkıları, asit-baz dengesini sağlamaları, zararlı
maddeleri süzmeleri kadar önemli fakat daha az bilinen
görevleridir.
Böbrekler yaşamsal organlardır. Fonksiyonları durduğunda
kişinin yaşamı birkaç gün içinde sona erer. Fonksiyonları aniden
kaybolacağı gibi ki ‘Akut Böbrek Yetmezliği’ adı verilir, yavaş
yavaş da kaybolabilir ve ‘Kronik Böbrek Yetmezliği’ adı verilir.
Böbrek yetmezliğinde yapılacak ilk şey yaşamı tehdit eden bu
duruma yönelik tedavi planlayıp yaşama geçirmektir.
Böbrek yetmezliğindeki tedavilerin içinde en etkilisi
diyalizdir. Diyaliz; Periton Diyalizi ve Hemodiyaliz olarak iki
şekilde yapılır. Her iki şekil diyalizde, bedendeki zararlı
maddelerin bir zar tarafından temizlenmesi esasına dayanır.
Periton diyalizinde, Periton adı verilen karın zarı bu işlevi
görürken, hemodiyalizde makinedeki sentetik zarlar bu işlevi
yerine getirir.
Gerek Periton Diyalizi, gerekse Hemodiyaliz böbrek
fonksiyonlarının sadece bir kısmını karşılar: Zararlı maddelerin
bedenden uzaklaştırılması… Diğer fonksiyonları yerine
getiremediği için kansızlık gibi, sıkı bir diyet uygulamak gibi,
istenildiği kadar sıvı alamama gibi sıkıntıların oluşmasını
engelleyemez. Diğer yandan diyaliz sırasında Hepatit B, Hepatit
C gibi ciddi hastalıklara yakalanma riski, haftanın 3 günü
makineye bağlanma zorunluluğunu daha da sıkıntılı hale
sokmaktadır. Son günlerde moda olan ve yaşamımızın hemen her
alanına egemen olan parasal maliyet hesabını burada da yapacak
olursak rakamların oldukça yüksek olduğunu görürüz..
Yaşamın devamını sağlayan ama kalitesini koruyamayan diyalize
daha fizyolojik ve daha hesaplı(!) tedavi seçeneği böbrek
naklidir. Kişiye uygun böbrek bulunduğunda son derece pratik
hale gelmiş cerrahi teknik ile kasık bölgesine nakil yapılmakta,
beden tarafından ret edilmesini önlemeye yönelik tedaviler ile
kabul edilmesi ve çalışması sağlanmaktadır. Bu şekilde böbreğin
tüm görevleri tekrar sağlanmakta ve diyalizin eksikliklerinden
kaynaklanan sıkıntılar yok edilmektedir. Bunun yanında diyaliz
merkezine bağımlılık ve yöntemlerin riskleri ortadan kalkmakta
yaşam kalitesi artmaktadır. Kronik Böbrek Yetmezliği’nde şimdiki
bilgilerimizle en uygun çözüm böbrek nakli gibi gözükmektedir.
Dr. Nedim İnce'ye
teşekkürlerimizle
Denizce

24.02.2006
|